Ekim 19, 2013

MERCEDES'TEN METROBÜSE

Selamlar.

Nasılsınız canlar. Herkesin geçmiş bayramını kutlarım. Umarım herkesin cepleri güzel güzel dolmuştur. Gerçi artık at gibi olduk, harçlık beklememek lazım ama, insan yine de bekliyor işte. Gerçi bizimkiler resti çekti bana, bu bayram sondu falan gibisinden, Aralıkta sınavı geçip o kokartı alıp artık para kazanmaya başlamak zorundayım. Yoksa beni yakında bir cami önünde şapkamı açmış beklerken görebilirsiniz. Ama görürseniz öyle 10 kuruş falan atmayın, en azından 1 lira falan atın da bi işe yarasın. Eheheh şaka dememi bekliyorsunuz ama, şaka değil.

Şöyle bir durum var, dün Ercan, Mert ve ben Torium'a gittik. Ercü kendine şapka alacaktı. Mert de şöyle baharda giyebileceği ince bi ceket tarzı bir şey arıyordu. Girdik bir yere, Mert beğendi bir tane. Ben de beğendim, Ercan'da beğendi. Herkes bir şey beğendi ve öyle bir durum vardı ki, hani onlar alınacak, kaçarı yok yani. Fakat tablo neydi biliyor musunuz? Herkesin elinde telefon, herkes annesini arıyor, "Ya ben böyle bi şey gördüm, çok güzel, alsam mı acaba bunu, senin karta yürüsek/en azından bi 50 ateşlesen." falan tarzı konuşmalar yapıyor. Yani abi bu tablo komik bence. 22, 25, 27 yaşında 3 adam, hala böyle kafalarına estiği için 90-100 lira gömüp bir şeyler alamıyor kendilerine. Herkesin alabilecek durumu olsa bile, "Ulan yine de bi anneye sorayım, sonra zılgıtı yemeyelim boş yere." düşüncesi hakim. Sonra bu durumu dile getirdik, ağlanacak halimize güldük diyemem, ağlanacak bir durum yok. Taşak geçilecek halimize taşak geçtik gayet, bence çok yerinde bir karardı. Fakat iyi güldük. Kabul edelim güzel güldük. Siktir olup gidiyorum buradan.

**********
Şekil bu hacıt. 
VIP Turizm'de Mayıs 2010'da işe başladığımda ilk pozisyonum Transferman'di. Gelen turistlerin veya kafilelerin havaalanından otellere ya da otellerden havaalanına transferlerini yapıyordum. Zor olmamakla beraber keyifli bir işti. Bazen VIP transferler oluyor. Ensesi kalın, böyle daşşaklı turistler gelince onları son model Mercedes ya da Vito araçlarla taşıyorduk. E ama Vito da Mercedes demeyin, ağzınıza vururum. Biliyoz heralde. İşte o transferlerde çok acıklı anlar da yaşanıyordu. Şimdi takımı giymişsin, at gibi deri koltuğa kurulmuşsun fotoğraftaki gibi. Gidiyorsun alana, elinde sign board'ın, bekliyorsun dayıyı çıksın diye. Dayı çıkıyor, hoş geldiniz falan filan derken, güzel bahşiş için valize yardım etmeceler falan oluyor. Araca biniliyor, otele gidiliyor, valize tekrar yardım ediliyor falan. Check in yapılırken yardımcı olunuyor. Özel bir isteği var mı yok mu falan sorulduktan sonra, iyi günler ya da geceler, her neyse o dilenip güzel bahşişi kapıp araca dönülüyor. Buraya kadar her şey jilet. Ama araca bindikten sonra, o hava, o hava marjinallik, o burjuvazi nereye gidiyor? Çünkü arabaya binildiğindeki ilk sorulan şey "Can abi beni Mecidiyeköy metrobüs durağına atar mısın?" Oldu mu şimdi bu? Bir düşünün böyle yol kenarına bir Merco yanaşıyor, içinden takım elbiseli, uzun saçları arkadan toplanmış, düzgün bir topsakalı, favorileri olan, yanakları sinek kaydı bir adam iniyor. Metrobüsün merdivenlerini çıkıyor ve öğrenci akbilini çıkarıp metrobüse doğru yol alıyor -_- Abi bu ne boktan bir şeydir amk. Lanet olsun böyle kadere. Şaka la, ben isyan edecek adam mıyım? Öğrenci akbili süper bi şey olm, 1 liraya Avcılar'a gidiyom lan ötesi var mı? Hayatımdan memnunum ben. İşte bi de şu kokartı alsam, ah bi alsam!

**********

Müzisyenliğimden de haberdar olmalısınız. Bateristim evet, çaldığım bir kaç grup var, kayıt mayıt olaylarında yardırmaktayız şu aralar. Ama ben nasıl baterist oldum, neden bir enstrüman olarak bateriyi seçtim? İşte bunun altında uzuuuun mu uzun bir hikaye yatıyor. Boş boş gezerken arkadaşlara, olm bi şeyler yapsak falan filan diye düşündük. Haydi stüdyoya girelim, müzik yapmaya çalışalım dedik. Özeniyorduk çünkü öyle şeylere. Stüdyoya girdik ve hikaye burada başladı...

"Sen şişmansın davula geç." dediler, davula geçtim.

İşte böyle... Evet bu kadar hikayem. Tek sebebi bu asdfg.

Patates kızarmaya nasıl başladı merak ediyor musunuz? Soyulduktan sonra.

Evet.

Ekim 10, 2013

BLOGGERLAR ÇALIYOR#3 DUYURULAR

Selam dostlar.

Bloggerlar Çalıyor#3'le ilgili açıklamalar yapmak için bir video çektim, onu paylaşmak istiyorum. İzleyin, izletin, katılın bize.



Öptüm.

Ekim 05, 2013

BOŞALMIŞ FREN

Selam.

Şu anda üzerimde cumartesi akşamı eve tıkılmış olmanın şaşkınlığı var. Aga bu nedir ya? Ne kadar saçma. Haftaiçi gece 1'den 2'den önce eve girdiğimiz yok, cumartesi akşamı evde oturuyoruz. İşte coolluk diye buna denir. Sikerler öyle coolluğu amk. Neyse.


Dün arabayla Beylikdüzü'ne gidiyorduk arkadaşı bırakmak için. Benzinliğe girdik, bir yükleme yaptık. Tam çıkacakken Yılmaz'dan "Lan!?" diye bir ses geldi. Durduk. Nasıl olduysa, nasıl durduysak onu da bilmiyorum. Neden mi? Arabanın freni boşladı ya da patladı bilmiyorum. Yani fren tutmuyordu, çok anlamam bu işlerden boşaldı mı, patladı mı, bilmem pek. Boşalmıştır büyük ihtimalle. Ahahaha pis fren be. İşte abi resmen fren gitti, sonra yavaş yavaş Salihlerin evin oraya kadar gittik, park ettik. Abi fren, bildiğin debriyaj gibiydi, sonuna kadar basabiliyordun ve zorlanmadan basıyordun. Bildiğin böyle pisiklet tekeri şişirirken kullandığın pompaya basar gibi, gayet bacak egzersizi yapar gibi falan. Üstelik bu araba, 1 gün önce muayene zamanı geldiğinden, genel bi bakıma girmişti. Efendim işte periyodik bakımdı, fren ayarıydı, far ayarıydı, sıkıntılı parçaların değişmesiydi falan, bir dünya masraf çıkardılar. Arabanın muayeneden rahat geçmesi için yapılan o kadar masraftan tam 1 gün sonra böyle bir şey olması sinirleri de boşalttı. Boşala boşala bi hal olduk. Sonra düşündük "Ulan ya bu fren böyle Beylikdüzü rampasından aşağı yardırırken zortlasaydı?" diye. Ya da ne bileyim, "Muayeneye giderken olsaydı falan?" Fren abi boru değil, kaza olması işten bile olmazdı yani. Çok korktuk, çok yıprandık (Yalan.) Sadece servise küfrettik bol miktarda.

Servis gününe gelelim. Abi siz hiç 1 gününüzü İKİTELLİ SANAYİ BÖLGESİ'nde geçirdiniz mi? İşte yapmayın sakın öyle bir şey. Bahsettiğim arabanın bakımı için Perşembe günü gittik sanayiye. Saat 11'de arabayı bıraktık. Dedik ki adamlara, "Ne kadar sürer?", "3-4 gibi biter." dediler. Sonra dedik ki "Biz o saate kadar napcaz? Takılabileceğimiz bir yer var mı?", "Deposite var, AVM. Oraya gidin, başka da bi yer yok." dediler.

Görüntü sizi yanıltmasın. "Mal Kabul"den girerseniz
Bunu bile göremiyorsunuz. 
Boynumuz bükük, "Napcaz lan 4-5 saat?" diye diye, bahsettikleri AVM'ye gittik. AVM'ye "Mal Kabul" yazan yerden girerken, kendimizi hiç de mal gibi hissetmedik ama. Dedik madem bir şeyler yiyelim. Arkadaş böyle saçma bir AVM olamaz. Fizibilitesine sıçtığımın yeri. Giriş katta Food Court mu olur amk? Neyse baktık Burger King reklamı asılı bir yerde. Dedik gidelim de Burger'da bi şeyler yiyelim, takılalım birazcık falan. Danışmadaki hatuna sorduk nerede diye, "Burada Burger King yok ki." dedi. "Reklamını gördük." dedik. "O burada değil ilerde benzinlik var onun yanında, onun reklamı o." dedi. Dumurlardan dumurlara koştuk. Yemek yiyebileceğimiz diğer yerleri ararken de o saçma fizibiliteli AVM'nin içinde at gibi bir Rodi Mood ve çeşit çeşit Outlet mağazaları gördük. İşin garibi, hepsi bomboştu. Hem mağazalar bomboştu, hem de AVM bomboştu. Dükkanların kiraları nasıl çıkardığını, kira ödeyip ödemediklerini sorguladık. Sonra bu AVM'nin sadece aracını bakıma getiren insanların vakit geçirmesi için açılmış olabileceği üzerinde konuştuk ki bence çok mantıklı. Adamlar resmen buradan yürümeye çalışmışlar. Arabasını bakıma götüren bayan sürücüler olur diye bir sürü mağazalar falan açmışlar ama, malesef sonuç patates. Patates derken, kötü manada.

Simitçili gibi bi yere girdik. 1 patatesli börek, 1 elmalı turta, 2 tane de çay alıp 16 TL para ödedik. Zalımlar! O nasıl fiyat amk. 16 liraya 1 gün geçinen aile var. Sonra oradan çıkıp AVM'nin içinde muhtemelen en çok iş yapan tükkana, İddaa bayiine girdik. Saçmaladık bir iki kupon. Saat 3 gibi döndük sanayiye. Kaçta çıktık dersiniz? 6(ALTI)DA. ALTI. 

Resmen 7 saat geçirdik İkitelli Sanayi Bölgesinde. Ben de Yılmaz'a önceki gün "7'deki provama yetişmeme engel olamaz abi, ben de gelirim." demiştim. PROVAYA GEÇ KALDIM! Ama tek geç kalan ben olmadığım için sikinti yoktu.

İşte bu da böyle bir anımdı.
Şu 2 gün içinde, araba almayı o kadar çok sorguladım ki, her an bir çılgınlık yapıp motor ehliyeti için sınava girebilir ve motor alabilirim. Bedenimi değil, ruhumu taşırım yani anlıyon mu? Bu tipe de zaten bi Chopper şart artık değil mi?
Baksana, JİLEEEET!!!

Öptüm.
Patatesin freni boşaldı.