Şubat 15, 2012

Lamb of God - Resolution Albüm Yorumu



Şarkı şarkı kritik yapacağım. Albüm kötü diyenlere küfür etmeden yazacağım. Bazı alanlarda öyle yorumlar okudum çünkü. Beğenmemişler falan. Hit şarkı yokmuş. Bakalım var mı yok mu. Haydi!

01 - Straight For The Sun : Önceki albüm Wrath'teki "The Passing" gibi bir Intro niteliğinde. Yardırarak giriyorlar zaten. Yavaş bir ritimde cayır cayır gitarlar ve artık Nirvana'ya ulaşmış bir Randy Blythe performansı. Tam bitti zannederken, Chris Adler'ın sonraki şarkıya bir zamin hazırlama mahiyetinde attığı o kısa ama, "Bu ne lan!" dedirten solo. Ritim sanki oynak gibi, 9/8 dediğimiz ritme benziyor. Solo biter bitmez, gitar sesi yükseliyor ve...

02 - Desolation : Straight for the Sun'daki solonun ardından yükselen ses bizi bu şahesere bağlıyor. Redneckvâri bir girişi var sanki. Sonuna kadar tempo hiç düşmüyor. Yine bu şarkıda her zaman olduğu gibi, mükemmel bir grup performansı var. Şarkının ana melodisi, olasılıkla Mark Morton'un çaldığı yerler, çok mükemmel yapılmış. Chris Adler'in çılgın atakları kafayı yedirtecek cinsten. Breakdown diyebileceğimiz kısa bir kısmı var. Ama Metalcore'un o klasik Breakdownlarından ziyade, daha progresif hareketler söz konusu. Şarkının Outrosu da çok büyük özenle yapılmış. Outro kısmında Randy'nin yer yer scream, yer yer daha agresif vokalleri karşımıza çıkıyor. Desolation, ayrıca 2. single olarak yayınlandı albüm çıkışından önce.

03 - Ghost Walking : Akustik, fakat hastalıklı bir Intro'nun ardından yapılan slaytla, ilk saniyesinden itibaren dinleyiciyi esir alıyor. Zaten Resolution albümünün ilk Single'ı olması da boşuna değil. "There is no one left to save" cümlesini kafanıza kazıyor adeta şarkı. Üstelik "I'm blind on the shining path/ Ghost walking in the aftermath/Hypnotised 60 cycle hum" diye devam eden yerde, kelimeye kalın başlayıp da screamle bitirmesi, Randy Blythe'i gözümüz de daha da hayvanlaştırıyor. Mark Morton'a saygı duruşunda bulunulan bir gitar solonun ardından da, klasik bir Lamb of God Outro'suyla sona eriyor şarkı.

04 - The Guilty : Hızlı bir girişin ardından, Chris'in blastlarıyla daha da gaza getirerek giriyor. Genel manada klasik bir Log şarkısı. Senkopları, yavaşlamaları, hızlanma şekilleri, davulla gitarların o paslaşmaları falan filan derken bir de bakmışsın 02:30'dan sonra bir bas patlaması yaşanmış. Ardından Outroda ise Willie Adler'in çılgın rifflerine maruz kalıyorsunuz.

05 - The Undertow : Kulağa progresif gelen bir melodiyle beraber giriyor. Yine tam gaz devam ediyor. Chorus dediğimiz yerde, klasik Lamb of God Choruslarına nazaran biraz farklı. Yani arkadaki gitar riffi palmut ve tripletten uzak. 2. dakikadan önce Hourglass'taki gibi bir bölüm var. Ardından Randy'nin "Standing where you left meeeee" diye yırtınmasına şahit olacaksınız. Chris'in trampetle oynadığı ve gitarların tripletle eşlik ettiği yerden sonra tıpkı The Guilty'de olduğu gibi bir patlama yaşanacak ve ardından Mr. Morton yine bir soloyla yıkacak ortalığı. Şarkı bitti sanacaksınız. Ama daha ölmediler. Bir süre daha devam edecek ve öyle bitirecekler. Randy'den duyacağınız şey "The Undertoooow" olacak.

06 - The Number Six : Şarkının adıyla, albümdeki sırasının mutlaka bir ilişkisi olmalı. Girişteki riff, Wrath'ten Reclamation'ı hatırlatıyor. Sözler başladığında, clean vokal duyacaksınız ve çok şaşıracaksınız. Randy'nin sesi mi o, yoksa bir konuk sanatçı mı var, onu valla çözemedim ben. Ama chorus baya bir ilginç. Randy'nin söylediğinden eminiz ve cleane yakın bir şekilde söylüyor bazı kısımları. Aslında Set to Fail'deki söyleme tarzına benziyor biraz. Ardından bir anda duruyor şarkı, Mr. John Campbell "Bu grupta basscı da var ulan!" diyor. Lamb of God'a göre sakin bir kısım geçiliyor. Davulun tuşesi düşük, gitarlar sakin, Randy orgazmik konuşma sesiyle bir şeyler söylüyor. Sonralarında bas gitar varlığını biraz daha hissettiriyor. Outro'da arkadan bir kaç kişinin "You've dug your own grave" diye bağırmaları ayrı bir hava katmış. Tıpkı Blacken The Cursed Sun'daki "Hell no"lar gibi.

07 - Barbarosa : Akustik bir geçiş. Çok tatlı ama. Arkada Invictus için hazırlanan gitarların ötmeleri falan var. Muhteşem.

08 - Invictus : Hastalıklı bir riffle giriş yapıyorlar şarkıya. Randy yine klasik vokalini yapıyor, akıyor gidiyor şarkı. 02:10'da John Campbell amcamızın performansının ardından, Mark Morton güzel bir gitar soloyla devam ettiriyor. Ardından ise biraz düşüyor tempo, tekrar hızlanıyor, tekrar düşüyor ve outroya giriliyor. Dinlemesi çok güzel bir şarkı. Tüm elemanların ekstra performans gösterdiği bir şarkı. Tıpkı albümdeki bir çok şarkı gibi.

09 - Cheated : Tadımlık tatta bir şarkı. Hızlı bir şekilde giriyor ve tempo neredeyse hiç düşmüyor. "The Walking Dead" diye böğürülen kısım insanın tüylerini diken diken ediyor. İkinci bölümde tekrar girişteki tarzda devam ediyorlar. "The Walking Dead" diye girmesini beklerken, muhteşem bir transa giriyorlar. Ardından beklenen nakarat geliyor. Bu transta, arkadan gelen o gitar sesi, azdırma potansiyeline sahip. Uçup kaçıp duvara vurma isteği uyandırıyor. Sonra klasik bir LOG olayı yaşanıyor ve bir bas patlamasıyla yavaş şekilde nakarat söyleniyor veee kapanış.

10 - Insurrection : Albümdeki en büyük favorim. Harika melodik bir giriş. Ardından aksak bir ritimle beraber giren Clean Vokal. Bu Clean Vokal LOG severleri şaşkına çeviriyor. Sonra Randy özüne dönüyor tabi. Nakarata girmeden önce, güzel bir takılmaca yapıyorlar ve "IT'S NOT OVER AGAIN, THIS INSURRECTION" diye giriyor ve nakaratın sonunda Randy kendini "Again and again and again and again" diye yırtıyor. O kısım gerçekten dinlemeye değer. Sonra tekrar melodik olan intro, ardından aksak ritimde clean vokal devam ediyor. Bu aksak kısımda Chris sıkılıyor olmalı ki, bayaa bi takılıyor. Kısa takılmacadan sonra tekrar o muhteşem, bol "Again"li nakarat giriyor. Ardından gitar solo giriyor. Gitar solo sırasında Chris yine ride ile çok fazla oynuyor. Sürekli bir aksaklık söz konusu. Solodan sonra bitse keşke şarkı, o kadar fazla yardırmaya gerek yok. Üstelik o son takılmacadan sonraki nakarata girmeden önce verilen es, tam o sessizlikte karşındakinin suratına bir yumruk atma isteği uyandırıyor. Ana Melodi yine giriyor ve intro'daki ritimle bitiyor.

11 - Terminally Unique : Teknik bir giriş var bu şarkıda. Çok değişik, LOG'un soundu dışında. Ama mükemmel oturtulmuş. Giriş ve nakarat aktıktan sonra çok kısa bir geçiş melodisi var, duygulanırdı beni. Nedendir bilmem ama, öyle şeyler hissettim. Şarkının adında "unique" geçmesi tesadüf olamaz, bu şarkı LOG için eşsiz olmuş. Aklınıza "Your life is passing by" cümlesi kazınıyor. 02:22'den sonra öyle bir transa giriyorlar ki. Çıkmak da bilmiyorlar transtan. Resmen bir müzik ziyafeti sunuyorlar. Ardından tabii ki nakarata giriyorlar. Otobüste ayaktaysanız, bunu dinlemenizi önermiyorum. Sakatlık olabilir.

12 - To The End : Çok eğlenceli lan bu şarkı. Harika bir introsu var. Ardından zevkli olmaya devam ediyor tabi. Düşüyor, yükseliyor. Chris yine o ride'ın sesini kulağımıza kulağımıza sokuyor. Nakaratında ise arkada yine o girişteki riff devam ediyor. Ayrıca Chris, splashlerin var bir sürü, bunu hepimiz biliyoruz, bir anda hepsine vurmana gerek yok yani. Kıskandırma adamı. 2. dakikaya doğru bir transa giriyorlar yine. Ardından çok seksi bir gitar solo geliyor. Mark Morton yine yaratıcılığını konuşturmuş. Adam gitarı nerelerde öttürüp nerelerde susturacağını çok iyi biliyor. Ayrıca, unutmayın ki, sessizlikler de soloya dahildir. Sonrasında giriş riffi, arkada davul olmadan çalınıyor, sadece gitarla. Kulağımıza soka soka. Ardından klasik bir LOG outrosuyla karşı karşıya kalıyoruz ve ne olduğunu anlamadan, gitarlar öterken falan bir bakıyoruz bitmiş.

13 -Visitation : Bu şarkı acayip bir şarkı. Nakarata gelene kadar, neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Nakaratta Randy'nin kullandığı ses, Set to Fail'daki gibi sanki. Hani böyle çok yırtınmalı değil de, arada kalmış gibi biraz. Nakarat öncesindeki translar mükemmel. Ama asıl olay, ikinci nakarattan sonra 01:32'de, "Falling Down" screamiyle giren o mükemmel melodi. Direk benim aklıma Reclamation'ı getirdi. Sonra hızlı bir trans geliyor yine. Ardından vokalin de eşlik ettiği bir break down. Ve yine bir Mark Morton solosuyla karşıyayız. Chris yine ride show yapıyor tabii ki. Şu adam düz metronomda gitmeyi öğrenemeyecek bir türlü. O mükemmel dediğim melodinin hazırlayıcısı da, nakaratta arkada çalınan riff. Her şeyiyle mükemmel bir şarkı. LOG tarzının dışında olsa da biraz, mükemmel. Sizi LOG tarzının en dışındaki şarkı King Me'ye çok güzel hazırlıyor.

14 - King Me : Akustik bir giriş. Kendi kendinize eyvallah diyorsunuz. Bu adamlar Vigil, Remorse is for the dead, Reclamation, Grace gibi şarkıların girişlerini de akustik yapmış, bu da olabilir falan diye düşünürken, giren bayan vokal, soprano, sizi şaşırtacak. Ardından giren gitarlar, davul ve orkestra! Tam bir melodik metal şarkısı gibi. Ardından akustik gitar devam ederken, Randy konuşacak. Ve sonra LOG girişi yapılacak şarkıyı. Daha en baştan break down yapılır mı lan! İnsaf be adamlar. Çatır çatır, cayır cayır giriyorlar. O girişteki melodik kısım, meğerse nakarat riffiymiş. Randy mükemmel bir performans sergiliyor nakaratta. Aslında tüm şarkıda en çok sivrilen kişi Randy. Bu şarkıyı ölene kadar dinleyebilirim adeta. Aklınızı bozacak yere geliyoruz. 03:42'den sonra öyle bir yer giriyor ki, öyle bir trans geliyor ki, ben oturup da anlatmayacağım.Açın dinleyin lütfen. Mark'ın yaptığı melodiyi mi anlatayım, Chris'in coştuğunu mu anlatayım, Willie'nin hastalıklı riffini mi anlatayım. Bu tarz müzik sevmeseniz bile, LOG sevmeseniz bile, açın bu şarkıyı bir kere mutlaka dinleyin. Bu şarkı dünya müziğine LOG'un bir armağanıdır bence. Sevmezseniz, kulak-burun-boğazcıya görünün.

Şimdi dağılabiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder