Ocak 10, 2011

Pain of Salvation İstanbul Konseri

Evet, şimdi haftalardır beklediğim(iz) ve dün kavuştuğumuz öküz grup Pain of Salvation'dan, ve dünkü konserden bahsedicem.

JOLLY JOKER BALANS

Ama öncelikle, konser mekanı olan Jolly Joker Balans'ı itin götüne sokmak istiyorum ki, bunu fazlasıyla hakettiklerini söylemek istiyorum. Biz kapının hemen önünde beklerken ve muhtemelen konseri en önden izleme şerefine nail olacakken, bodyguardlardan birinin gelip "Orkodoşlor bordo boklomok yosok, oşoğo koto onmonuz görököyor" demesinin akabinde aşağı inmemiz. Ardından milletin bodyguardı siklemeksizin, tekrardan yukarı çıkması ve yukarı tekrar çıktığımızda, kapının önüne yığılmaları. Neyse ki, küçük bir çirkefleşme sonucu öndeki yerimizi geri alabildik. Sonrasında ise, soundcheck bitmeden, evet P.O.S hala sahnedeyken insanları içeri alıp, adamların sahneden inmesini beklemeleri için, bar kısmına tıkmaları ve orada sıranın tamamen terse dönmesi. Yani ilk giren kişiler barın en dibinde kaldı, son gelenler ise, grup sahneden indiği anda sahnenin oraya koşarak en öne yerleşeceklerdi. Beklendiği üzere, en önü kapamadık. Ama arkadaki insanları düşündüğümde, yerimiz pek de fena sayılmazdı, önümüzde 1-2 sıra vardı sadece. Ama önümüzdeki bazı kişiler, kulağına eğilip "Ilgaaaz Anadolunuuuun sen yüce bir dağısııııın" diye şarkı söylememizi hakedecek cinstendi. Neyse konser başladı işte.

KONSER

Progresif müziğin tanımını yaparken, "deneysel" kelimesi eksik olmaz ya hiç, işte bu konserde bence deneysel bir konserdi. Deneyin konsepti ise "Hit şarkılarımızı çalmadan, nasıl yardırırız?". Elbette deney başarıya ulaştı. Undertow, Disco Queen, Scarsick, America gibi her önceden her konserde çalınan şarkılar çalınmasa bile, yine de yıktılar geçtiler. Hatta ne yalan söyliyim, hiç aklımda olmamasına rağmen, Linoleum, Diffedentia, The Perfect Element ve Nightmist'te kafa bile salladım. O derece iyi bir konserdi. Seyircilerin neredeyse tüm şarkıların sözlerini bilmesi ve şarkıya eşlik etmesi, Daniel'i sürekli şaşırttı ve sürekli "Good job" , "It's good" gibi şeyler söyletti. Tabi burada tüm seyircilerden bahsetmiyorum. Zira arkamdaki aptal kız, tüm sözleri yanlış söyledi.

Konserden önce başka bişey istesem olacakmış resmen. Dilşad'la beklerken defalarca dedim, keşke "Tell me you don't know" çalsalaar, ben o şarkıyı çok seviyorum diye. O kadar istedim ki, çaldılar abi! Ve muhtemelen setlistlerinde yoktu, çünkü ilk kez sahnede çaldıkları çok belli oluyordu. Ama yine de çaldılar sonuçta. Secret olayına inanmaya başladım. Çok istedim oldu. Ya da yaptım, olcak.

Ayrıca sonlara doğru, çok büyük bir meditasyon yaptığımızı söyleyebilirim. Hallelujah çalmadan önce, Daniel herkesin oturmasını söyledi. Herkes olduğu yere çöktü, grup elemanlarıda sahnede önlere gelip oturdu. O kadar kişiyi oturtmasını geçtim, herkese defalarca Hallelujah dedirtebildi. Güzel konserdi, Elhamdülillah!

PAIN OF SALVATION

Dediğim gibi, Setlist çok hit şarkıları barındırmasa da, yine yardırdılar ortalığı. Gruba aslında dahil olmayan ve sadece konserlerde çalan basçı Per Schnalder, tam bir sahne adamı. Yeni davulcu Léo Margarit'i ise, skindirik bir jazz davulcusu sanıyodum albümden ve EP'den dolayı, ama adam düz yardırdı be. Çok sağlam davulcuymuş. Ayrıca, imza falan için, ilk inen insan da oydu. Fredrick, yavrum çok arka planda kaldı. Hatta, Tell me you don't know'u çalmadan önce, Daniel onu biraz sahnenin ön taraflarına çağırdı ama utandı yavrum, gelemedi. Daniel'in "Söz bak, ışıkları kapatıcaz, bitene kadar kapalı kalcak" demesi bile bişeyi değiştirmedi, arka planda kalıverdi. Johan Hallgren, -saçlarına gurban olduğuum- coştu ya adam. En çok dikkatimi çeken ise, çalarken gözlerini kapatıp gerçekten müziği hissetmesiydi. Kafa sallarken saçları daha güzel duruyordu ayrıca. Bir de, coverlardan birini söyledi ve sesinin ne kadar güzel olduğunu bir kez daha gördük. Ve Daniel, şuan söyleyecek pek fazla şey yok aslında. Var da, söylemeye gerek yok. Adam kırdı geçirdi ve gitti ya.

KONSER SONRASI

Konser başlamadan önce, Dorock Bar'da Meet&Greet yapılacağı söylenmişti. Sonrasında Facebook'tan mesajla bunun iptal olduğu duyruldu. Konser bittikten sonra, grup tekrar alana gelip, imza, fotoğraf, tanışma gibi olaylara girilecekti. Bir grup insan konserden sonra beklerken, meşhur bodyguardımız, "İmza yok, gidebilirsiniz, herkese iyi sabahlar" dedi. Büyük bir çoğunluk gitti. Geriye sadece, büyük bir azimle bekleyip, grubun o kapıdan çıkacağına inanan, Ben, Didem, Dilşad,Büş; konserde tanıştığımız Burak, Taylan ve adını bilmediğim sarı saçlı çocuk ve konser için Suriye'den gelmiş 2 arkadaş kalmıştı. İlk olarak Léo Margarit indi, sohbet ettik, biletlerimizi imzalattık. Çok sıcak kanlı bir insandır. Sonra bir ara gitmeye yeltendik ama yapamadık. Ama en sonunda beklediğimiz oldu. Per, Fredrick, Johan ve Daniel sırasıyla merdivenlerden iniyorlardı. Birazdan geri gelecek olan Fredrick, Per ile birlikte hiç takmadan geçti gitti. Ama Johan ve Daniel bizim beklediğimizi görür görmez, hemen ellerindeki çantaları bıraktılar ve "Hi!" diyerek olaya girdiler. Johan'ın saçlarına dokundum! Daniel bilet ve fotoğrafları imzalarken, 4-5 kalem denedi ama hiçbiri yazmadı. Resmen Daniel ve biz insanlar, bi masa etrafında eğilmiş, ışıkları sönmüş mekanda telefon flashıyla, kalemle ilgili geyik yapıyorduk. Daniel işte orada gönlümüzü fethetti. "Kalem yazmıyor şansınıza küsün" demek yerine, organizatörlerden birine "Do you have a pen, an alive one?" diye sordu. Kalem olayını bir şekilde hallettikten sonra, menajer olduğunu düşündüğüm adam gelerek, aracın kapıda beklediğini, daha fazla bekleyemeyeceğini ve gitmeleri gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Daniel "Otel yürüme mesafesinde mi?" diye sorarak, aslında menajere iyi gidin o zaman ben fanlarımı bırakmıcam mesajı verdi.

SONUÇ

Sonuç olarak, azimle sıçan mermeri delermiş diyorum. Çok mutluyum diyorum. Dilşad'da Daniel'e sarıldı buarada. Büş'ün ise artık ölmemesi için bir sebep kalmadı. Benim de aynı şekilde aslında. Ayrıca organizasyonda görevli arkadaşım Metin'e de yaptığı her şey için teşekkür ederim. Neymiş? Pain of Salvation balmış, Daniel balmış, J.J. Balans yalanmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder