Ağustos 30, 2012

Yandı Gülüm Keten Patates

Bu patatese yakışmadı. Yakışmadı.
Selam.

Nedendir bilinmez, son 3 aydır ayda 1 yazı yazmışım sadece. Hepside ayın 30'una denk gelmiş. Bugün de aynı şey oldu. Allah allah, garip tabi. Şubat'ta napcaz bakalım. Her neyse. Kasti yaptığım bir şey değil. Bu kadar seyrek yazmamın bir sebebi de yolunda gitmeyen bazı şeyler. Aslına bakarsanız, yolunda gitmeyen bir çok şey var ama, bazı diyerek geçiştiriyorum.

Böyle sıkıntılı bir giriş oldu ama, ergenleşmeyeceğime sizi temin ederim.

Evde yalnızım lan ben. Gittiler tatile, bıraktılar beni. Çok deneysel yemekler falan yapıyorum. Şunu söylemeliyim ki, rekabet yaratmayın. Yıl olmuş 2012, hala yaptığı yumurta ile övünen erkekler var. Abicim, ben hala faal olarak yumurta yapıyorken, kendi yumurtanı övmen gereksiz bir şey. Ben dünya üzerindeyken, yumurta rekabeti diye bir şey önemli değildir. Bu işin sırrını bilmek önemli olan. Yumurtamı övmeyeceğim tabii ki, kendimi öveceğim. Yani yumurtanın içine sosis, salam ve sucuğu aynı anda koyup, pul piper, karabiber ve kekik eklemek herkesin aklına gelebilir. Ama asıl olay, hani şu "Yemeğe sevgisini katmak" dediğimiz. Benim yaptığım tamamen o. Yumurta yaparken insanın gözleri dolar mı lan!? Yumurtayı düşünmek... O incecik kabuğun içindeki muhteşem sarı ve onu çevreleyen cıvık beyazlık... Güzeli perdeleyen çirkin gibi... Yumurtayı dik şekilde tutup sıktığınızda nasıl olup da kırılmadığını.... -ki denedim, kırılmıyor-. Yumurtayı kırdıktan sonra, içine düşen kabuğu narin bir şekilde alışınızı... Bu dünyanın en lezzetli şeyinin bu kadar kolay pişiyor olması... Yumurtanın, tavuğun o ufacık poposundan aşkla çıkışını... Popodan çıkan bir şeyin, yani sıçılan bir şeyin nasıl bu kadar lezzetli olabileceğini... Kimisinin sarı, kimisinin beyaz oluşundaki mucizeyi... Yumurtanın sarısıyla çükün gitmesinin arasındaki ilgi alakayı... Ve daha nice incelikler... Bunları düşünmeden yumurta yapıyorsan, üzgünüm ama dostum, benimle rakip olamazsın bu konuda...


****************************************
Dün gece Fenerbahçe'nin maçındaydım. İyi netice alamadık, Şampiyonlar Ligi'ne veda ettik falan filan. Bunları geçiyoruz. 

Abi Türkiye'deki tribün kültürü ne kadar aptal bir şeydir? Tamam, stadyumda maç izlemenin keyfi, hissiyatı hiçbir şeye benzemiyor ama, stadyumda maç izlemenin keyifli olması için, herkesin benim gibi düşünmesi lazım. Herkes kendi içinde çelişiyor ya. Şimdi şöyle anlatayım. Dün oynadığımız takım Spartak Moskova Rus bir takım. Tam da yanımızdaki tribünde çok çok az Moskova taraftarı vardı. O taraftarlar da doğal olarak Fenerbahçe taraftarını tahrik ettiler falan filan. Buraya kadar okey. Bu kışkırtma üzerine yapılan "Ya Allah Bismillah Allahuekber" tezahüratına anlam veremedim. Hadi diyelim, dindar takılıyorlar. Biz müslümanız, sizi yeriz diyorlar. Ulan öyle bir tezahurattan sonra neden "Hepiniz orospu çocuğusunuz" ya da "Oraya geliriz ananızı sikeriz." diye bağırıyorsun. Dindar taraftarsan küfür etmeyeceksin, küfürbazsan da orada hatim indirmenin bir gereği yok. 

International küfürlü tezahurat yapıldı. Çok yaratıcıydı gerçekten : "Fuck you, fuck you, fuck you Moskova. Moskova Moskova fuck you Moskova." Şu rezilliğe bakar mısın abi ya? Hayır şimdi bunları yapan adamları da bir gör. Ben de Fenerliyim eyvallah, ama o adamlarla ortak bir özelliğimiz olması bile sinirlerimi bozuyor. Ki bu adamlara tutup da desen ki, "Gel seni Moskova'ya götüreyim, Rus kızlar var orada." diye, en az %85'i ayaklarını götüne vura vura koşar şerefsizim. 
***************************************
Çok değil yarım saat önce. 2 tencere yemek yaktım. Bildiğin böyle simsiyah oldu. Babam gelince ne koyacağım önüne çok merak ediyorum. Onu bunu bırak, abi yemek ısıtırken nasıl yakılır bunu bana açıklar mısın ya? Nerede o yumurta ustası! Uyudum mu noldu artık bilemiyorm, güzelim dolmayla patates yemeği mındar oldu. Bir tek makarna kaldı, onu da daha ısıtmaya başlamamıştım. Ama o da tuzsuz. Lanet olsun ya. Kendimi çok gerizekalı hissediyorum. Şu an nasıl oturduğumu görseniz, bir daha bu blogun URL'sini bile aklınızdan geçirmezsiniz. Altımda şort var, üstüm çıplak ve hani şu mutfak önlükleri varya, boyna geçirilip arkadan bağlanan. O var üzerimde. Çıplak vücut üzerine çok seksi duruyor. Yabışıyor böyle bedene. Üstelik göğüs bölümünün kesimi çok hoş olmuş. Memelerim iki yandan fırladı böyle. Daha fazla devam edmiyciiğm.

Patates yemeğiydi ya.
Patates vardı için.
Patatesler simsiyah olmuştu. 
Patatesler yabışmıştı tencereye. 
Patates, yaktım seni patates.