Kasım 30, 2010

Rezilleaks

Wikileaks'ın adeta patlama yaşadığı şu günlerde, ben de elimdeki bazı gizli dosyaları "Rezilleaks" adıyla insanlara sunmaya karar verdim. Bu sunacağım belgede, kızların eğlenmek için ne kadar basit yöntemlere başvurduğunu, eğlence anlayışlarının ne olduğunu göreceğiz. Tabii ki sözüm meclisten dışarı, çünkü siz o tür bi kız olmaya da bilirsiniz. Yani sonra "Ben yapmamıştım ki onu" diye bi yorumla gelmeyin diye diyorum.

İşte o kanınızı donduracak belge : 

Tarih 16 Ekim 2010...
"evet kizlar, erkeklerin aklini karistirmanin zaman geldi ... azcıkk eglenelimmmmm....:)

iliskidurumunuzu belirteceksiniz ....bu sekil...:

cola: iliski yasayamiyor, biraz özürlüyüm bu konuda
fanta: arayistayim
sprite: asigim
su: iliskim var gibi ..
pepsi: iliskim var
ayran: nisanliyim
salgam: evliyim
cay: bosum
kahve: nihayet ayrildim
süt: bekarim ve iliskiye acigim

unutmayin, erkeklere bisi demek yok ve listenizdeki tüm bayan arkadaslariniza yollayin...haydi eglenelim biraz ;)))
"
Bir kız da çıkıp demiyo mu "Aga bu nedir?" diye? Böyle eğlence mi olur lan? Ha tabi, bunu merak eden hem cinslerim de yok değil. İşte kızlar ve erkekleri burada iki gruba ayırabiliriz. Şöyle ki, bu saçmalığı yaparak eğlenen kızlar ve normal kızlar. Erkekler ise; kızların iletilerinde yazan içeceklerin ne anlama geldiğini merak edip de gece gözüne uyku girmeyen erkekler ve hiç s*kine takmayan erkekler.

Aslında şuan en merak ettiğim kız, bu olayı başlatan kız. Benim gözümde o kız, böyle evde kalmış, hayattan hiç bir beklentisi olmayan, vasıfsız, tüm gününü bilgisayarda fal açarak ve yeni öğrendiği Facebook'ta çılgın paylaşımlar yaparak geçiren, böyle kız kurusu tarzı bir insan. Bir de internet aleminde patlama yapacağını sanıyor olabilir aynı zamanda.

Kız düşmanı değilim. Bu tip iletiye bişeler yazıp kızları merak ettirmeye çalışmacaları erkekler de yapıyor. O yüzden bunu yapan erkekler de, yazının önceki kısmında "kızlar" dediğim yerleri "erkekler" diye değiştirip, çok rahat üzerlerine alınabilirler olayı.

Bu gizli belgenin içinde gizli kalmış başka bir şey daha var. Şimdi tanımlara göre, süt; bekarım ve ilişkiye açığım, kahve ise; nihayet ayrıldım anlamına geliyormuş. Eğer bu eğlence dahilinde, iletisine "sütlükahve" yazan bir kız varsa, o yüksek IQ'suyla, bu tip oyunlara kalkışması çok acı verici. Sütlükahve derken de işte, nihayet ayrıldım, ilişkiye açığım yani falan gibi bişey.

NOT: Bu çok gizli ve tüyler ürpertici belgeyi bana sızdıran kız arkadaşımın can güvenliği için ismini vermiyor, kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.

Kasım 28, 2010

Bozuk monitörden kelli, yakışıklı James ve vizeler.

 ***neyse ki monitörüm bu hale gelmedi.***

Oha.

Resmen yıllardır hiç bir şey yazmamışım. Mail kutusu şeyleri var da, okurlarım sıkılmıştır diye, sürekli aynı şeyleri yazmayayım diye yazmıyorum valla ne yalan söyliyim.Yaziyim mi siz karar verin?

Vizeler başlıyor 4 Aralık'ta. Çok çalışmak lazım. Çalışmak dedim de, güzel yarim geldi aklıma. Kıyamam ona ya, dersleri hem çok zor, hem de komple ingilizce.Çok çalışması lazım.

Monitörüm bozuldu. Yani tamir ettim. Ama bozdum. Bozarak tamir etmiş oldum. Kafan karıştı di mi? Dur anlatayım. Şu açma kapama tuşunun olduğu yerde, böyle kontrast, parlaklık falan ayarlama şeysi var ya, işte o tuş bozuldu. Yani tutukluk yapıyodu, sürekli ekranda o kontrast menüsü vardı. Ben kapatıyodum, o açılıyodu. Sonra, Oğulcan'ın da kafama "Her erkeğin içinde bir mühendis yatar." düşüncesini sokmasıyla, aldım elime tornavidayı, başladım monitörü sökmeye. O tuşların olduğu yere ulaşana kadar, 3 kademe atlattım. Sonra sorun yaratan tuşu söktüm ordan. Pc'yi açtım. Ama valla açarken uzaklaştım patlar falan diye. Sonra baktım, hala öyle. Orada böyle çip gibi bişey var ya, problemin onda olduğunu düşündüm. Tornavidayı dayadım orayı, sonra çekiçle tornavidaya vurmak suretiyle, kırdım onu. Artık hiç bir şey çıkmıyor. Yani oradaki çipimsi şeyi bozarak monitörümü tamir etmiş oldum. Anladın di mi? Bence anladın.

Terminology of Archeology and Art History dersim, beni o kadar etkiliyor ki, bu bölüm bitince, arkeoloji bölümüne girebilmek için, yırtıcam biyerlerimi.

Facebook'ta "Hergün bir yeni Nihat Doğan felsefesi" grubunda paylaşılan sözleri, harbiden Nihat Doğan'ın söylediğini düşünenler var. Komik insanlar.

Günlerdir Metallica dinliyorum. Aşkım depreşti diyebilirim. Ne de olsa, Metallica, bir çok metalcinin ilk aşkıdır.

Ayrıca formspring'de, "Metal'in Kırıntıları"nı dinlediğimi iddia eden, çok büyük müzik virtüözüne sesleniyorum. Tanıdıksan ve şuanda bunu okuyorsan, sana da diyeceklerim var : Amına koyim, göt. 

Metallica'nın  "I Disappear" diye bir şarkısı var. Mission Impossible 2'nun soundtrack'i. Zaten enfes bir şarkı. Ama klibini görmelisiniz mutlaka. James'i zaten çok beğenirim tip olarak. Ama bu klipte bir başka, ayrı bir karizması var. O kadar yakışcağını bilsem, gider saçları kırptırırım hemen.

Kasım 16, 2010

Angut Bayramı

  • Bugün bayramın ilk günü olmasına rağmen, bayrama damgasını vuran olay "anguslar" oldu.
  • Aslında doğrusunu söylemek gerekirse, anguslar değil "angutlar". Annem dışında, angus diyeni duymadım hiç. Herkes angut diyor. Buna kim dahil bilin bakalım? Evet, ananem tabii ki de. Kuzenlerimi yolcu ederken, apartmandan kavurma kokusu geliyordu. Ama garip bir kokuydu. Angusdur heralde, diye düşündük, alışık olmadığımız için garip gelmiştir. Ananem bombayı patlatmakta gecikmedi; "Angutlar böyle mi kokuyormuş çociğim?"
  • Yine kapıya gelen çocukların replikleri aynıydı. Şeker uzatıldığında suratları düşüyordu. Ama hepinize de para veremeyiz ki canım, a-aaa. Bir de şey var garip bir olay olarak. Şimdi apartmandan tanıdığımız bi esas kız var. Bir de o esas kızın arkadaşı. İkisi kapıya geliyor. Esas kıza 10 TL harçlık veriliyor, sonra da birine para verip diğerine vermemek olmaz düşüncesiyle, esas kızın arkadaşına da 3 TL veriliyor. Bir de ne dese beğenirsin? "Neden ona 10 TL verdiniz de bana 3 TL?". Cevap olarak, "Çünkü sen esas kız değilsin!" dedim. Tabi ben böyle deyince, ufacık çocuk ne anlasın. Akünün suyu boşaldı orda, sistem kendini resetledi, yeniden doğdu ve gitti.
  • Angutlar konusunda canımı sıkan bir şey var bir de. Bu angutlar, vahşi oldukları için, sürekli kaçmışlar milletin ellerinden. Millet ne yapmış peki? Almış tüfeği, vurmuş hayvanları. Kestiğin kurban nereye gitti peki şimdi? Olay bu olsaydı, "Kurban Bayramı'nda kurban kesilir." değil, "Kurban Bayramı'nda kurban vurulur." derlerdi değil mi? 
  • Boğazın kana bulandığını da televizyonlardan görmüşsünüzdür. 
  • Ayrıca şu dakikalarda burada yağmur yağıyor. Ananem: "Bak sen Allah'ın işine! Kanlar temizleniyor işte! Tesadüf değil bu!" 
  • Angutlarla ilgili duyduğum son cümleleri söyleyerek bitiriyorum : "Angutlar çok aksi, bir daha angut kesersem iki olsun. Eti çok güzel aslında, yağsız ama, uğraşılmaz angutlarla."
Not : Angut kuşu varmış. Angut bir kuşsa, saka daha kuştur.

Pat.

Kasım 13, 2010

Köprüden İntihar Demode Oldu, Yeni Şeyler Bulmak Lazım

*bahsi geçen kişinin yazıyı görme ihtimaline (küçük bir ihtimal de olsa) karşı, asıl fotoğraf yerine bu görseli kullandım.

Kimilerinizin bildiği üzere, bu sabah, yani 13 Kasım 2010 tarihinde, Boğaziçi Köprüsü'nde bir ekşisözlük yazarının intihar girişimi oldu. Sözlükte bir veda mektubu niteliğinde bir şey yazıp, gitmiş intihar etmeye. Bu konuda yazmak istemiyordum. Ama tutamadım kendimi.

Öncelikle şunu anladım ki, Boğaziçi Köprüsü'nde intihar artık demode olmuş. Neden derseniz, hiç bir televizyon kanalında denk gelmedim. İnternette bazı haberlere denk geldi. Ama insan hayatı o kadar ucuz ki, internetteki haberlerde asıl dikkat çekilen konu trafiğin felç olmasıydı. Hatta utanmadan, hafif böyle sitem eder gibi şeyler yazılmıştı. Hani zaten bayram geldi gelecek, yollar yoğun, bi de bu intihar çıktı başımıza falan gibi. Abi insaf ya, gözünüzü seviyim.

Adam orda korkuluklardan sallanıyor, Ortaköy sahilde takılan insanlar da, intihar girişimcisi ile birlike aynı anda aynı karede olmak için, acele acele fotoğraf çekiliyorlar. Nasıl bir fantazidir bu ya? İlerde o resme bakınca ne düşünceksin ya da ne söyleyeceksin, ne anlatacaksın o resme birlikte baktığın kişilere? "Bak şu arkadakini gördün mü, o öldü işte" ya da "Bak şu arkadaki var ya, o kadar saat şov yaptı, sonra atlamadı" mı diyeceksin? Yani bunu yapanların, bunu yapmalarının hiç bir şekilde mantığa sığan bir yanı ve insancıl bir açıklaması olamaz.


Sözlüğe yazdığı veda entry'sini okuduğumda harbiden gözlerim doldu, içim çok garip oldu. Hiç tanımasam bile, düşünmeden edemedim, bir insan nasıl bu duruma gelebilir diye. Sonra halime şükrettim ister istemez. Özellikle annesi ile ilgili söyledikleri, bir bakıma, annesine olan son sözleri, anne düşkünü bir insan olarak beni mahvetti, moralimi bozdu resmen.

Herkes şov yaptı falan diyo. Oraya çıkmayı oradan sallanmayı, çok kolay ve risksiz bir şey sanıyorlar heralde. İkna olmasına şaşmadım. Çünkü özellikle bu işin eğitimini almış, çok ikna edici polisler var teşkilatımızda.

Sözlükte bu arkadaş üzerinden geyik yapanlar da cabası. Neyse uzatmıcam daha fazla.

Pat.