Eylül 30, 2010

Ağzını Burnunu Kırdım!

  • Yukarıda gördüğünüz foto, Facebook okey'den alınmış bir print screen'dir. Karşımdaki insan sevgilim oluyor, diğerleri de, rastgele masamıza gelen insanlar. Sıla isimli kızcağızın profil şeysini baya bi büyüttüm ki, görebilesiniz diye. Size belki normal gelebilir ancak, 8 yaşında bir kızın bu ortamda takılması, okey oynaması, üstelik öyle bir oynaması ki, puanını 1100'ün üzerine çıkarıp resmini görünür yapması. Nesil değişiyor harbiden ya.
  • Benim babaaaaaaaaam; Harley Davidson gibi adaaaaam.
  • Geçen Burger King'de bir diyaloğa şahit oldum. Yerlere yatarsın duysan. Bir adet genç, güvenlik görevlisine dedi ki : "Abi burada wireless var mı?". Abi de buna karşılık dedi ki : "Üçüncü katta solda." (bkz; WC)
  • Arabam göle düşmüüüüş! Hemen Head & Shoulders Mentol Ferahlığı'yla saçlarımı yıkamalıyım! Ne kadar skindirik bir reklamdır abi o? Benim sevgilim/karım/metresim arabamı alacak göle düşürecek ve bunun üzerine ben sadece pişkin pişkin duşa giricem! Komik misiniz nesininiz lan.
  • Geçen FB-Kasımpaşa maçında dikkatimi çeken şeydir Kasımpaşa'nın pembe forma giymesi.
  • Bi de spiker "Ceza sahasında tam 6 tane Kasımpaşalı var!" demişti. Varsa var lan, kaçalım mı napalım? Eli maşalıysa gitsin kömür karsın.
  • This is (I)spartaaaaa!
  • Artık baydı: Fatmagül. Zaten artık diziye Kıvaç Tatlıtuğ'un transfer olma zamanı da geldi.
  • Buna Tıklama!
  • Sana göre bişey yok, şikayetim yara dana.
  • Almanya'da bir hastanede, ameliyat esnasında, anestezi uzmanı doktor, ameliyatın en sorumlusu olan cerraha "Mesai saatim bitti ben gidiyorum." demiş. Bu haberi izlediğim kanalın haber bülteninde, bu haberi "Ağzını Burnunu Kırdı!" başlığıyla vermişlerdi. Sonra nam-ı diğer ağız burun kıran doktorla röportaj yapmışlar ama ne yazık ki Türkçe dublaj yapmışlar. Alman doktor diyor ki; "Bu şey insanlara büyük bi saygısızlıktır. Ameliyatın tam ortasında gidicem demesi kabul edilemez bişey. İlk söylediğinde takmadım pek, ama üstelemeye başladı. Ağzını burnunu kırdım ben de, yapabileceğim başka bişey yoktu. Onu ameliyathanede başka türlü tutmazdım.". İşte görüyorsunuz, tek amaç onu ameliyathanede tutmak. Üstün Alman Teknolojisi diye buna derim ben!
  • Öpüyorum canik.

Eylül 26, 2010

hayallerim...

hayallerim tersine döndü.
evet.
not: küfür etmeyiniz.

Eylül 24, 2010

kekik suyunun yazılarım üzerindeki etkilerini gözlemlemek istiyorsan, şuna bir bak. nasıl da etkilemiş beni, nasıl da bozmuş psikolojimi...

Merhaba arkadaşlar.

Sizleri uyarmak istiyorum. olur da birgün, herhangi bir insan, çok sevdiğinizi biri bile olsa ve size kekik suyu içirmeye kalkarsa, aman diyim, sakın içmeyin, sakın.

Şimdi beni yakından tanıyan okurlarım bilir ki, şişko bir insanım ben. Geçtiğimiz aylarda, ailem tatile giderek beni yalnız bıraktığı zamanlarda, işten güçten yemek yapmaya vaktim olmuyordu, sabah öğle akşam olmasa bile, en azından öğle ve akşamları Burger King'den besleniyordum. Ve zaten şişman olan ben, iyice aldım başımı  gittim. Burger King'in bir alana, bir menü bedava kampanyasını da kınıyorum. Yok yok, o kampanyanın adı öyle değildi. Bir menü 6,75 iki menü 9,75. Böyle birşeydi. Şimdi giriyosun abi Burger'a, bizim iş de çok yoğun olduğundan, öğlen yemeğini yiyeli ya 8-9 saat olmuş ya da yok öyle bi yemek, yememişsin yani. Şimdi kampanyalı menülerden değil de, ayrı menülerden alıp 10 tl bayılmak koyuyor insana. Ulan diyosun, bari iki menü alayım da, 9,75 vereyim, iyice doyarım, kalan 25 kuruşumla da Buffalo Sos alırım, ohh krallar gibi takılırım evimde falan. Evet paket yaptırıyordum. Hani bir de diyorsun, iki menü alayım da, çok doyarsam da, kalanı yemem, atarım çöpe.

1 Saat sonra dipses : 

"Ulan şu hamburgere yazık olcak, onu bitiriyim de bari patatesleri yemem."

10 Dk sonra : 


"Ya da atmiyim patatesleri yarın yerim."

5 Sn sonra:

"Lan soğuyunca da güzel olmuyo. Yemesem çöpe gidecek. Ye gitsin."

İşte böyle düşüne düşüne, iyice davul gibi oldum 2 haftada. Sonrasında annem beni zayıflatmaya karar verdi. Aslında anlatacağım konu buydu da, out of topic oldum resmen. Neyse konumuza, araç çubuğu falan değişmiş, genişlemiş blogger penceremizden başlayacağımız yeni paragrafla devam edelim.


Şimdi son zamanlarda çok popüler olan bir adam var : Ahmet Maranki. Kesin biliyorsunuzdur da, bilmeyenler olabilir diye, hemen bi tanımlayayım: Bu adam bitkileri falan inceliyor, hangi bitki neye faydalı, hangi hastalığa hangi bitki deva olur, hangi bitki zayfılatır, zilyon tane bitkiyi karıştırıp, kaynar suda şey edip içerseniz, çişiniz ne renk olur falan filan gibi şeylerle insanları meşgul ediyor. Annem de maalesef, kekik suyu diye birşeyin zayıflattığını duymuş ve hemen gidip bir şişe kapıp gelmiş.
**yeni beddua: alayınızın dibine kekik suyu.**

Geldi bana söyledi, bak oğlum bunu içersen hergün 1 kere tok karnına, zayıflarsın. Şimdi öyle bir söylüyo ki, sanki ben hergün Agop'un kazı gibi yesem, ağzım hiç boş durmasa, midem çatlasa, anüsüm patlasa ya da göbeğim pörtleyene kadar yemek yesem bile, sanki ondan bikere içinde tüm bu yediklerim yok olacakmış, hemen kilo verecekmişim gibi. Bu şekil söylüyor yani. Bir de söylerkenki ses tonunu görsen, dersin ki, "Aha ulan ben bu şişeyi diksem kafaya, 50 kilo veririm rahat."

Neyse. Şimdi ilk önce bardağa koydu. Çay bardağının yarısına kadar. Sonra bir diyalog cereyan etti. Şöyle ki;

S: Bu ne ya, azıcık koymuşsun, ödünç mü veriyosun?
A: Çok konulunca öyle denir.
S: Ney?
A: Çok konulunca "ödünç mü veriyorsun" denir.
S: Ha iyi, ver içiyim.
A: Dur, ben tadına baktım biraz acı.
S: Nasıl acı?
A: Basbaya acı işte.
S: Basbaya acı diye bişey yok anne. Biber acısı mı, vodka acısı mı? Nasıl acı?
A: Ne biliyim ben vodka mı içmişim sanki.
S: Biber acısı mı? Öyleyse içmem söliyim.
A: Yok değil.
S: Vodka acısıdır o zaman ver.
A: Fondip yapma.
S: Vodka içmeyene bak asdafda
A: Sus be cenabet, iyi dik kafana da geber.
S: Ver yaa, ver.

İçtim. 

"S" banyoya koşarken, yeryüzündeki türkçe ve ingilizce dilindeki tüm küfürler, adeta büyülü bir senfoni gibi dökülür dudaklarından. İğrençleşmek istemeyiz tabi ama, kusar sonrasında.

S: Anne bunun bi şeysi olmalı ya, böyle sek içilmez bu.
A: Tamam yarın bardağın diğer yarısına su koyarız.

Yarın (Dün) [Amaan Çarşamba işte]

A: Al bakalım.
-iç, koş ,küfür et, kus, sıç, bok.

S: Hala aynı aq yaa.
A: Ay napiyim ben Sercan, içme o zaman böyle davul gibi kal.
S: Bunu içmenin bi yolu yok mu ya, içiş şekli bu mu yani? Senin Maranki milyonlarca insan içiyo demiş de, milyonlarca insanın bu eziyeti hergün bir kere çektiğine inanmıyorum ben. Öyle bir dünya yok çünkü.

Bu diyaloglar bu şekilde uzar gider. Bugün kekik suyumu kendim hazırladım. Bardağın çeyreğine kekik suyu, geri kalanına da meyve suyu koydum ve içtim. Hala iğrençti. Ama, kötünün iyisiydi. As good as possible olayı.

Sonra dedim ki, "Ulan internetten bir bakayım, nasıl içilir bu meret. Madem girdik bi yola, adam gibi öğrenelim"

İnternette yazan şey ne olsa beğenirsin? :

Bir çay bardağının 1/4'üne kekik suyunu, geri kalanına ise su ya da meyve suyu koyarak, günde 1 kere tok karnına içiniz.
Peki benim annem ne yaptı?

İlk gün: YARIM BARDAK SEK
İkinci gün: Yarım bardak kekik, yarım bardak su.


Bildiğin suikast girişimi lan. Tekme tokat girişse daha iyi.


Ya hani böyle çok mutlusundur, bi olay olur da, bütün neşen gider ya; işte bu da öyle birşey.
Kekik suyuyla birlikte içtiğin içecek ne olursa olsun, kekik suyunun 1 damlası, o içeceğin bütün tadını, bütün güzelliğini alıp götürüyor.

Kaç kilo olursanız olun, zayıflamak için spor yapın, yediklerinize dikkat edin.

Ama sevgili okurlarım, benden size tavsiye :

Asla Kekik Suyu İçmeyin! Beni seviyosan içme. Lütfen.

Eylül 21, 2010

baba oluyorum.

**baba deyince aklıma gelen**

bünyemde baba olduğuma dair belirtiler hissediyorum.

  • bilgisayarın tek amacı, okey oynamak oldu artık. puan kasıyorum resmen. her bitene tebrikler anlamında "tb", bittiğimde her tebrik edene teşekkürler anlamındaki en samimiyetsiz kısaltma olan "tşk" diyorum.
  • bugün kardeşimle dışarı çıktık akşam yemeği ayağına falan. burger king'e gittik. ama ben resmen bir baba gibi, televizyondan duyduğum; "yurtdışından gelen bakterili etler hamburgerlerde kullanılıyormuş mu acaba" temalı haber yüzünden, burger'dan yemek yerine, en yakınındaki yer olan (aynı yerdeler) sbarro'yu tercih edip, pizza yedik.
  • tv izlerken kumanda hep bende dursun istiyorum.
  • yemeklerden sonra, gözlerim sürekli çaydanlığı arıyor evin ücra köşelerinde.
  • tüm işlerimi sena'ya (evdeki en küçük insan) yaptırıyorum. mesela; "su getir", "gözlüğümü getir","kahve yap".
  • yine sena'ya işime geldiği zaman "kocaman kız oldun", gelmediği zaman ise, "sen daha küçüksün" diyorum.
  • son zamanlarda üye olduğum yerlerin şifresini unutmayayım diye "123456789" yapmayı düşündüm. yapmadım ama bunu düşündüm gerçekten.
böyle böyle şeyler işte.

Eylül 20, 2010

derbiler mizah yuvası

epic fail.

bildiğiniz üzere bugün fb ve bjk arasında bir derbi maç oynandı ve maç 1-1 eşitlikle bitti. ancak, maçla beraber ben de bittim. resmen mizah yuvası hacı maçlar. gülmekten öldük yahu. bir kaç örnek verip kaybolayım.

  • bir pozisyonda, hakem taç kararı verdi. ama çok zorlandı bu kararı verirken. spiker böyle birşey söyledi : "evet quaresma cüneyt çakır'a, cüneyt çakır gökhan gönül'e, gökhan gönül yanhakeme bakıyor ve karar taç." bu biraz şey gibi olmamış mı : "ahçı bahçıvana, bahçıvan şöföre, şöför uşağa, sonra hepsi uşağa."
  • bir pozisyonda, kaleci volkan'ı yakından çekiyordu. volkan o pozisyonda sinirliydi ve çok açık ve sarih bir şekilde "*mına koduumun çocuğu" dedi. güldük.
  • bana bir de şey komik geliyor. şimdi bir süredir, maçlarda çift spiker oluyor. bi süre biri anlatıyor, bi süre diğeri. arada sohbet ediyorlar falan. bana onların durumu çok komik geliyor. düşünsene böyle iki tanesini yan yana. iki erkek böyle, biri spiker biri yorumcu değil, ikisi de aynı işlevi görüyor, ama iki tane yine de. federasyon kararı, düşünmeye gerek yok, düşünsek de çözemeyiz.
  • ayrıca spikerlerden bitanesi sürekli kişisel mesaj verdi. bjk kalecisi hakan arıkan sakatlandı ve kafa travması şüphesiyle oyundan alındı. ardından "evet gökhan'a geçmiş olsun diyoruz, inşallah önemli birşeyi yoktur, çok üzüldük." dedi. bu neyse, spikerlerden biri fb kalecisi volkanın çok kısa bir süre sonra evleneceğini söyledi. o sırada çok heyecanlı bir pozisyon vardı ama, diğer spiker maçı anlatmak yerine, volkan'a "mutluluklar" demeyi daha cazip bulmuş olacak ki, öyle dedi.
  • bjk penaltı kazandığında, gözlerimiz penaltı noktasını kazsın diye bilica'yı aradı, ama başka gariplikler peşindeydi. kalenin içine falan girdi. çıktı sonra. gitti öyle falan.
  • bitirirken, sıkı durun. iki spikeri eleştiriyorum ama, bir spiker bir yorumcu olunca da, şöyle bir tablo çıkıyor ortayaa;
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!
-kerem tunçeriiiiii!
+kazandıııııııııııııııııık!

...

anlattıklarım komik gelmediyse, savunmam şu şekilde :

anlatınca komik olmadı ama, o zaman çok komikti.

Eylül 10, 2010

referandum okey.

**bu gördüğünüz, facebook'ta oynadığımız okey'in başlangıç ekranı gibi bişey**

ben de evde çoook sıkılan birisi olarak, sürekli okey oynayan bi insan oldum. facebook okey insanı oldum yani. herkes gibi, bir masaya giriyor, "boş mu?" diye soruyorum. "dolu" cevabını verenin tipini sevmediysem küfür ederek çıkıyorum falan.

ama artık s*ktiğimin referandumu yüzünden, yukarıdaki resimde kırmızı kare içine aldığım yerleri bile, bir referandum propagandası olarak görmeye başladım.

aslında o okeyi çıkaran ak partiymiş. sürekli onu oynayalım, aklımız fikrimiz o olsun, sonra referandumda tam oyumuzu basacakken, aklımıza okey gelsin, kendi kendimize "eşli mi olsun lan?" ya da "renkli olsun mu lan?" diye soralım, bir anda evet basalım diye.

off lütfen mazur görün. bütün gündür evdeyim, patlamak üzereyim artık sıkıntıdan.

okey oyniyim mi o zaman?

evet.

kalender adam bu abdullah.


tv'de sıcağı sıcağına şahit olduğum diyaloğu aktarıcam sizlere. haberlerde gördüm. cumhurbaşkanı abdullah gül, bir yere mi ne gidecekmiş. memleketi olsa gerek. çocuklar da doluşmuş etrafa. muhabirle minik bir kız arasında şöyle bir diyalog :

-merhaba canım adın nedir?
+ezgiieee ^.^
-neden burdasıın ezgi?
+cumhurbaşkanımız gelcek çünkü buraya. bayram bugün.
-harçlık mı bekliyorsun?
+eveeeeeeeeeeeeet.
-peki cumhurbaşkanının adını biliyor musun?
+eveeeeeeeeeeeeet.
-söyler misin bize?
+abdullah.
-soyadı?
+kalender.

şimdi ne şekilde eleştirsem bilemedim valla. ufacık çocuğa bu soruları soran muhabiri mi eleştirseeeem, çocukların cumhurbaşkanın adını bilmediği bir ülkeye mi sövseeeem ya da öyle anne babaya mı sövseeeeeem.

hayır hiç birini yapmicam tabii ki.
bu meselelere girişmeyi sevmem bilirsin.
şaşırmıştır yavrum. yerim onu. çok da tatlıydı.
komikti lan güldüm bayaa. sen de gül istedim.
güldüğüme gülmeyen benden değildir.

Eylül 09, 2010

çalışan kazanır, elması kızarır.


  • yukarı da gene mail kutu mu görebilirsiniz. 2 parçaya ayırdım. ilk parçada, "Burada gereksiz postanız yok! (Yaşasın!)" diyor. ardından da microsoft smartscreen'le gereksiz mesajları kutumuzdan uzak tutmak için çalıştıklarını iddia ediyorlar. ama ne hikmetse, bir gün içinde, gereksiz bölümünde 23 adet mail oluyor. ilginç. heeyyy bill gatess!! öyle servetine her dakka bilmem kaç dolar ekleniyo olabilir, ama elemanların kaytarıyo olm! dükkanına sahip çık !
  • ikinci resimdeki 2 adet spam mailinin ilki hakkında söyleyeceklerim var. çizik giderici! araba sahiplerinin dikkatine! arabam yok kardeşim. neden yarama tuz basıyosunuz ki? pislikler.
  • evet asıl bombaya geldik. hayalimde.com iş daveti. yani hayalimdeki iş mi acaba? özel bir jigolo daveti aldınız gecelik 500 dolar. abi merak ediyorum, acaba bunlara tıklayan var mıdır lan asdasfasd. ayrıca bi gecede 500 doları haketcek performans zor be gülüm asdafasd ço güldüm be
  • küçükken hep merak ederdim : hani burda otobüsler "iett" ya, baştaki i harfinin istanbul olduğunu da biliorum. acaba ankaradikler "aett" mi lan? off o zaman zonguldaktakiler çok karizmatiktir. "zett". gevur ismi gibin. ahauhuah gaziantep "gett". neyse sustum.
  • karı-koca kavgasındansa, kocakarı kavgasını tercih ederim, bunu da bil.
  • geçen gün, "bu kadar da olmaz ki canım!" dedirtecek bir sevgili kavgasına canlı canlı şahit oldum. şöyle ki, işe gitmek üzere avcılar metrobüs durağına doğru yol aldım. önümde de bir çift yürüyor. ama baksan özenirsin. tatlı bi çift aslında. neyse, akbil turnikelerinden geçicez. çift hala önümde. çocuk ve kız el ele tutuşmayı bıraktı turnikelerden geçmek için. yanyana olan iki turnikeden geçtiler ve ne olduysa oldu. çünkü çocuğun geçtiği turnikeden, çocuktan önce başka bir kız geçmişti. malum çiftin dişisi açtı ağzını yumdu gözünü : "ya sen napmaya çalışıyosun! neden benim geçtiğim yerden arkamdan geçmedin! başka kızın geçtiği yerden neden geçiyosun yaa! elimi de bıraktın zaten geçerken!" çocuk neye uğradığını şaşırdı "ama aşkım.." diyebildi sadece. "bırak mert ya, aşkım deme bana!" dedi kız. güldüm, uzaklaştım.
  • ülkemizde, kütüphanelerden sonra, okuma oranının en yüksek olduğu yerler, kesinlikle mahalle berberleri. her gün oraya bir gazete alınır. gelen tüm müşteriler, sıra beklerken onu baştan sona okur adeta. berberde müşteri yoksa bile, berberin çalışanları, açar açar okur, resimlere tekrar tekrar bakar falan filan. tabi bazı berberler daha zekidir. onlar iki gazete alır! gündemi iki farklı kaynaktan takip ederler. okurlaar, okurlaaar ve okullaaaar. en çok bişeyler okunan üçüncü yer ise, kesinlikle wc.
  • türk müzisyenlerinin "diş" yavşaklığından utanıyorum. bkz; fazıl say'ın dişleri. ulan o kadar paran var, o ağzını bi yaptır be.
  • seviyorum sizi. (okurlarımı yani, fazıl say'ı değil.)

Eylül 06, 2010

aşk bir sabunsa, köpürt beni pakize


  • yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf, bizzat kendi mail kutumdan yapılmış bir print screen'dir. allahsızlar! ne demek istiyonuz lan! benim göğüslerim yeterince büyük değil mi zaten erkek olmama rağmen? daha da büyütüp napıcam? ayrıca "göğüslerinizi büyütüyoruz" dediğine göre bu işin arkasında büyük bir ekip var. seni kınıyorum necla kapak! böyle biri yok muhtemelen ama, günah keçisi işte. sen kendi göğüslerine bak pis neclaaa! bokum gibi göğüslerin var! (not: çok fazla göğüs dedim ve göğüs kelimesi benim için anlamsızlaştı şuan) ayrıca bkz; tavuk göğsü. tavuk göğsü bile seninkilerden güzel necla kapak! bu da sana kapak olsun necla kapak! (not: necla ve kapak da anlamsızlaştı şuan)
  • gelelim zeynep akcan'a! aslında ona pek bi sözüm yok. krem sevmem ki ablacım ben. git burdan.
  • ve sıraa avior jel'de! "bel ve basen sıkılaştırıcı senin işini görür" derken? bana "sen" diye hitap edebileceğin kadar ne zaman samimi olduk avior! basenlerime geniş ve belime de kalın mı demek istiyosun? Allah'a yemin ederim ki; bel ve basenlerimiz karşı karşıya gelse, senin bel ve basenlerin diz çöker, tövbe ister! nihat doğan stayla. sen de git burdan.
  • onu bunu bırak da, bu skindirik mailler sayesinde bu kadar eğleneceğim aklıma gelmezdi.
  • bugün bir türk erotik film adı duydum. çok etkilendim : "aşk bir sabunsa, köpürt beni pakize!". şimdi işin içinde aşk ve sabun varsa, ortada seks yoktur belli ki. elizabethlik bir durum bu. eline kırmızı eldiven giy. pakizene kırmızı gecelik çok yakışacak. (didem bu yazıyı görüyorsan eğer, yorum olarak kırmızı gecelikli yengemizin fotosunun linkini yolla.)
  • geçen gün hayatımın spoiler'ını verdim. the prestige adlı filmin bahsi geçti. ortamdan birisi dedi ki; "nasıl bişey abi?". işte spoiler geliyo : "ya bi sihirbazın numaralarını falan anlatıyo. aslında tek değil, bitane de ikizi var. öyle bi film." e komple anlataydım filmi asdasfasdasf
  • şimdilik bu kadar. esen kalınız.

Eylül 01, 2010

süper hintli..

**bir hintliden daha kötü birşey varsa; o da bir süper hintlidir.
  • ps3 oynarken kablosuz kollardan dolayı hiç tribe girdiğiniz oldu mu? ben hep giriyorum. neden dersen, ps2'de kablosuzla oynardık hep. o kablo sürekli ayağımıza dolandığından ayaklarımızı sürekli hareket ettirirdik kabloyu çıkarmak için. şimdi ps3 oynarken yapıyorum, ulan yok, kablo yok anasını satiyim. yok. üzülüp oyuna devam ediyorum sonra.
  • allah kullarını cezalandırmak istediğinde, sadece ses kartı sürücüsünün 400 MB ram yediği bir pc verir. suçum ne allahım? neyseki format attım da rahatladım.
  • bir berber bir bebere; "bre berber, gel beraber bir berber dükkanı açalım." derse bre berber bresiz berbere ne der?
  • hani kulağını burdan tutmak varken, uzun yoldan tutmak vardır ya. öyle bişey yaşadım. efenim çöl sıcakları ve nem(!) dolayısıyla, uzunca bir süredir balkonda yatmaktayım geceleri. şimdi efenim balkonda yatmaktan dolayı boynum tutuldu. o kadar rüzgar alan biyerde yattığımda boynumun tutulmasının sebebi keşke rüzgar olsaydı. hayır değil ama. tek sebebi yüksek yastık aq. kendimi keriz gibi hissettim lan. rüzgar bişey yapmasın, sen gidip salak gibi yüksek yastıktan dolayı boynunu oynatama. salaklık.
  • bir şeyin bini bin para ederse, biri de bir para eder. sayısal zekama hayran kal!
  • abi kanalD 'nin haber spikerleri hiç konuşamıyolar ya. sadece birand değil, deniz arman da konuşamıyor. geçen izlerken dikkat ettim. utanmasam m.ali birand'dan daha da çok konuşamadığını iddaa edicem.
  • müjdemi isterim yavrularım. hintli sezonu kapanmıştır! yani, bu bir varsayım ama, gelmiyolar lan. çok mutluyum. gelmiyolar resmen.
  • ama yine de bir hintliden daha kötü birşey varsa; o da uçağını kaçırdığı için sana telefonda sayan bi hintlidir. üstelik uçağı kendi uyuşukluğundan kaçırmıştır bu hintli.
  • görünen köy uzakta değildir.
  • artık birine benzetilme olayından bezdim ulan. her fotoğrafımı başkasına benzetiyolar. yeter ulan! isyan edicem bigün patlicam birinize görceksiniz ha!
  • yeni bir dizi başlıormuş : fatmagül'ün suçu ne? fatmagül'ün tek suçu onu oynayan beren saat'in aşk-ı memnu'daki bihter olması.
  • ağustos ayını bitirdiğimiz şu saatlerde, psikolojik olarak sıcakların da bittiğini düşünmek bana huzur veriyor.
  • öptüm.