Temmuz 29, 2010

gittim ben.

gittim ben tatile.
görüşürüz 10 gün sonra falan.
öptüm hepiciinizi.

Temmuz 22, 2010

curtains of imaginary vortex habertürk'te!!!

evet resmen benim yazdıklarım bunlar. inanmazsan buna tıkla. ha yok, bu gazete değil bizi kekliyosun diyosan da buna tıkla.

geçtiğimiz tarihlerden birinde, müziği nasıl hissedersin adlı yazı dizimde, sabhankra grubuyla ilgili bir yazı yazmıştım. hemen sağ blokta görebilir ve üzerine tıklayarak yazıyı okuyabilirsiniz.

neyse bugün grubun vokali savaş, facebook'tan bir mesaj göndermiş. diyor ki;
"bugün habertürkteki davayı sen mi yolladın yoksa onlar rastgele mi seçiyo bi bilgim yok pek anlamadım ama yinede çok güzel birşeye vesile olmuşsun, grup adına teşekkür etmek istedim:)"

bu mesaja biraz fransız kaldım açıkçası. ne davası yaa falan filan diye sordum sonra. ve bomba :

meğerse sabhankra'yla ilgili yazdığım yazının ilk paragrafı habertürk gazetesinde çıkmış ve altında da tam olarak curtainsofimaginaryvortex.blogspot.com yazıyor.

dumurlardan dumurlara koştum tabi. zevk için, sevdiğim şeyleri, yazdığım şeyleri paylaşmak için uğraştığım blog'un gazeteye çıkmış olması beni çok mutlu etti. ve işin garibi, kim aldı da koydu oraya falan hiç bi fikrim yok. zira ben yollamış olsaydım, şuan dumurlardan dumurlara koşmaz, akşamın 9'unda habertürk kaldı mı diye tüm avcıları dolaşmazdım.

sevgiler.

not: resimlerin üzerinde yazan proofhead.net de, sabhankra'nın eskişehir şubesi olan ve muhtemelen adaşım olan insan ait. bi de oraya bak. hemen bak tıkla.

Temmuz 21, 2010

değişik duygular içerisindeyim yine

  • abi swiss hotel'in nasıl bir tuvaleti var. girdiğin zaman çıkasın gelmiyo lan. bir kare içinde olduğunu düşün. o karenin dört yanı siyah mozaik taşlarla çevrili. muslukları hem manuel hem de sensörlü. yani kolu çevirmek için elini uzatıosun su akıo. kolu çevirsen de akıo. tuvaletlerde sifon düğmesi ya da sifon çekmek fiilini eyleme dökmek için çekebileceğin her hangi birşey yok. sen çıkıyosun, kapı kapanınca çalışıyor sifon. ama tek kötü nokta sifonun markası : geberit. bir türk genci olarak, onu geber it olarak düşünmem bikaç saniyemi aldı. üstüne verilecek cevap açık ve sarihti : sen geber itoğluit.
  • yıllarca ilk okul zamanlarında bizi kandırdılar. coğrafya derslerinde hep dediler ki, "türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır." anlatım bozukluğuna bak! kitaplara bile sokmuşlar bu bozuk cümleyi. arkadaşım, yarımada zaten üç tarafı denizlerle çevrili olan kara parçası değil mi? yani sen hiç iki tarafı ya da dört tarafı denizlerle çevrili bir yarımada gördün mü? yarımadanın zaten üç tarafı denizle çevrilidir. buarada "üç tarafı denizlerle çevrili yarımada" öbeğini kullanman gereksiz, yanlış, saçma. zzaten üç tarafı denizle çevrili olmasaydı, yarımada olmazdı. töbe yarabbim ya. gene şekerim yükseldi bak. ikinci anlatım bozukluğu da şu : denizlerle çevrili. hangi denizler? kaç tane bu denizler? ya da denizler olması şart mı? değil. bi denizle çevrili olamaz mı sanki? bkz; sultanahmet bölgesi, historical peninsula. sultanahmette karadeniz, ege, akdeniz suları gören oldu mu? hayır. oo zaman çocuklara adam gibi şeyler öğretin lan! doğru düzgün öğretin. yarın öbür gün bakcaklar bi yarımadaya, "etrafında üç tane deniz yok, yarımada değil bu" dicekler.
  • geçen metro'da bir çocuk gördüm. hani kepçe kulak denir ya. tam olarak kepçe kulak o çocukta vardı. buna yemin edebilirim. sağ profilden baktığında sol kulağını görebiliyordun. bu gerçeği farkettiğimde metro'dan inmek istemedim, duygusal bir kedi gibi orda durup onu izlemek istedim. ama inmem gerekiyordu. indim.
  • optimist öğrenci. "aaabi 41,5'tan bırakmış hoca beni yaa" cevap: "maşallah de. 41,5 kere."
  • simitçilerde şöyle bir yazı var. "1. servisi kendiniz alınız." ve "2. servisi garsonlardan isteyebilirsiniz." şimdi hiç düşünmemişler mi bunları alt alta yazarken, acaba herkes o sayıları, alacakları servisin numaraları olarak mı düşüncek? alt alta yazınca sanki, iki madde varmış gibi oluyo. o zaman da beynini yer be insan. kendimiz alcaz, garsondan mı isticez. 1. öle diyo, 2. öyle diyo, napsak ki. -system failure.
********************************************
  • azcık gündem : madenî ölümler git gide çoğaldı. rte bidahaki seçimlerde kömür dağıtabilecek mi? iyi de seçim yazın lan. kışa hazırlık tabi, doğru.
  • az da siyaset : taksim'den sözün bittiği yere otobüs seferi koycaklarmış. 9SBY. politikacılar inmek bilmez o otobüsten. zira çoğu uzun süredir sözün bittiği yerde. geri dönseler bi..
  • bi seferde gediktepe'deki sipere koymak lazım. gidelim, çömelelim, dikilelim, domalalım oh ne güzel anasını satiyim.

Temmuz 17, 2010

1 hintliden daha kötü...?

şuanda beyazıtta prestige hotel'in lobisinden bu blogu yazıyorum.
neden böle bişe yapıorum? normalde çalışırken bu tip şeyler yapmayı sevmem.
ama bi olay yaşadık. paylaşmam lazım.

otobüs otele yanaşır. 24 kişilik hintli bir kafile vardır. zaman
uyumları falan diğer hintli gruplara göre çok iyidir. otobüsten inmeye
başlarlar. ben ve tur lideri de dahil tüm yetkililer check-in için otele
girerler. o sırada porterlar bagajları taşımaktadır. herşey ayarlanır.
herkes odalarına çıkar. sercan, tur lideri russell ve ofisten tülay, lobide
oturmuş program hakkında konuşmakta ve içeceklerini yudumlamaktadırlar. bir anda
russell'ın telefonu çalar. telefonu kapatınca gülme krizindedir. kriz geçince
anlatmaya başlar olayı. kafileden bir insan uyumuş kalmış otobüste. otobüste en
yakın park edebileceği yere, balat'a gitmiştir. kaptan muzaffer abi aracı
kilitlemiş ve gitmiştir. uykucu dostumuz uyandığında camları yumruklamış ve
bağırmıştır. bunu gören polis durmuştur. bir şekilde bize ulaşmıştır. kaptan
adamı geri getirmiştir. adamı sercan almıştır otelin köşesinden. muhtemelen o
adam şuanda da odasında uyuyordur.


işte böyle. o kadar insan otobüsten indi. zira insanlar inerken otobüs deprem gibi sallanıyor. uykusu baya ağırmış anlaşılan.

bu kadar.

Temmuz 13, 2010

sercan ne yapıyor,aklından ne geçiyor?


A) ceket de iyimiş, bi foto çekilem de face'e koyarım diye düşünüyor
B) "is there any bitch we can have sex in turkey?" diye soran hintlinin cevabını bakışlarıyla veriyor.
C) telefonunun ön kamerasını deniyor
D) kendini profilden gösteriyor
E) swiss hotel gibi bi otel'in lobisinden oturmaktan bu kadar sıkılacağını tahmin edemediğinden kendini abuk subuk fotolar çekmeye veriyor.

not : cevabınızı yorum olarak yazınız ve nedenini belirtiniz. test değil bu aslında klasik sınav!

Temmuz 07, 2010

yorum patlaması.

**mantı**
bu entry'de hiç bişey yazmamış olsam bile, yorum patlaması bekliyorum.
resimde gördüğün şeyi kendi ellerimle yaptım. sarmısağını bile kendim ezdim, yoğurda yedirdim.

Temmuz 06, 2010

we are the fallen, you are not.

evanescence
şuanda evanescence'de yukarkilerden amylee hariç hiçbiri yok.evet, onlar artık we are the fallen.

bunu duyunca aklınıza ilk kim geliyor? durun tahmin edeyim : amy lee.
solist olduğundan dolayı, çoğu insan için evanescence amy'den ibaret. ama lakin ki, öyle değil.
grubun asıl beyni, şüphesiz ki ben moody'di. gel gör ki, amy ben moody'i resmen kovdu gruptan. sonrasında grubun asıl ruhunun yakalanmasını sağlayan davulcu rock gray ve gitarist john lecompt'u da gruptan çıkardı. hatta bu olay istanbulda verdikleri konserden çok kısa bir süre olmuştu. şimdi evanescence yoluna yeni elemanlarıyla devam ediyor. kendi adıma söyleyeyim, yapacakları yeni albümü dinlemek hiç içimden gelmeyecek. fallen albümü eyvallah. mükemmel albüm. evanescence'ı evanescence yapan albümdür bence. the open doors da, moody'siz olsa da, güzel albüm. rocky'le john hala gruptaydı sonuçta. ama bu amylee -götü mü kalktı bilmem- tüm bu adamları gruptan çıkardı ve tarja turunen kafasında ilerliyo. bidahaki albümün adı "I Walk Alone" olursa şaşırmayın.
(bkz; tarja turunen'in nightwish'ten atıldıktan sonra "I Walk Alone" diye albüm çıkarması.)

ama tarja'ya eyvallah. sonuçta gruptakiler çıkardı, yalnız kaldı, o yüzden yalnız yürüyecek. amy'nin olayı öyle değil. o kendi kendini yalnız bıraktı.

sonuca geleyim. sen bu üç tane sağlam müziyeni gruptan çıkarırsan, onlar sana kin beslemez mi? aslında profesyonelliğin gereği olarak beslememeleri lazım. ama besleseler de olur banane.

we are the fallen. buradaki fallen özel isim, nickname gibi. yani hani, fallen biziz, sen değilsin der gibi. grubun ismi bu. we are the fallen. ben moody'nin kurduğu, john ve rocky'yi de dahil ettiği bir grup. grubun vokali ise, amylee'ye fizik ve ses olarak muhteşem benzeyen bir hatun : carly smithson. (yandaki fotoda görebilirsin)

albümü dinlemedim henüz. ama bir şarkılarını dinledim youtube'dan. klibi olsun, şarkı olsun, kızın sesi olsun, müzik olsun gerçekten mükemmel. sen de dinle ve izle.

amylee'ye seven bir insanımdır aslında. ama bana bir seçenek sunsalar amylee'mi moody-lecompt-gray mi diye, tabiikide amylee'yi seçmem. ben de bir müzisyenim ve solistin herşey olmadığını çok iyi biliyorum.

artık benim için evanescence yok, we are the fallen var.

not : mitsubüşü bunu sesli okusun.

Temmuz 03, 2010

çıtır çerez. yiyin gari.


cips reklamı evet.
metrobüs duraklarında tüm billboardlarda mevcut olan bir foto gördüğünüz. aşk-ı memnu'yla paranın *mına koyan beren saat, başka sektörlerde de paranın *mına koymaya devam ediyo. ama şimdi benim anlamadığım şu. tamam güzel hatunsun, alımlısın falan filan da, cips reklamı için çekilmiş fotoğrafta, o kadar göğüs dekoltesi nedendir. yani nedir bu memeleri gösterme merakı ben bunu anlamıyorum arkadaş.

hani patos'un "bak cips de çıtır, hatun da çıtır" gibi bir mesaj vermeye çalıştığını da sanmıyorum.

zaten bihter rolünden sonra, kimse onun çıtır olduğunu düşünmeyecektir. aslında bu kanayan yaramız lan. bi insan oynadığı dizide nasılsa, gerçek hayatta öyle sanıyoruz. yani beren saat, bihter oldu diye, onu gerçek hayatta veren saat yapmamıza gerek yok bence.

ama konuma döneyim, cips reklamı için bu kadar dekolte fazla arkadaşım.
hatta gerek bile yok dekolteye.


cips reklamı dediğin böyle olur işte !

ps: bu yiyin gari diyen kadın da ne kadar illeeet, ne kadar iticiiiii bi kadın yaa. öyle bi ses tonu olamaz. yiyin gariiii ! fak yu.

Temmuz 02, 2010

bu yazıya en iyi başlığı kim bulur? hadi bakiyim, göreyim sizi.

**yazının her maddesiyle ilgili olmasa da, çoğuyla ilgili resim var gibi sanki.**
  • starfucks tişörtüyle starbucks'ta takılan gerizekalı kızı burdan sevgiyle selamlıyorum.
  • metrobüsün üst geçitlerinde dilenciler oluyor. kesin görmüşsündür. gerçekler mi fakeler mi bilemiyorum. eli kolu başka yerde oluyo çünkü. allah korusun yarappim. olay şu ki, avcılardaki ve bahçelievlerdeki dilencilerin ayakları geçite dik uzanıyor. yani geçerken takılıp düşme ya da basma tehliken var. ben onların yanından geçerken o kadar çok stres yapıyorum ki, anlatamam sana ya. bi de avcılardaki üst geçit çok yoğun. bissürü insan var. yani hiç muhatap olmadan diğer tarafa geçsem de, öyle geçsem diye bir şansın olmuyor. birgün ben geçerken ayağını kaldıracak ve beni düşürecek diye çok korkuyorum.
  • atatürk hava alanı dış hatlar geliş departmanı D kapısının karşısındaki tuvalet erkekleri ezer nitelikte. gel gör ki, bayan tuvalatinde bildiğimiz bayan silüeti var. erkek tuvaletinde ise iki silüet yan yana : erkek ve engelli silüetleri.
  • sonunda ananesine ismiyle hitap etmek suretiyle "sandra" diyen 14 yaşındaki amerikalı çocuk jack'le tanışabildim. saygısız.
  • bigün kulaklarım ağzıma sıçıcak kesin. çok yük taşıyolar canlarım. gözlüğün kulakta kalan kısmı, sarı saçlarım deli gönlüme bağlanmasın ki çözülsün diye onları sabitlemek amacıyla taktığım tacın kulak arkasına gelen ucu ve kulaklığım. bigün kulaklarımın "sikerim lan, bu ne yük. zaten bokum gibi müzik dinliyosun. benden bu kadar" diyerek kendilerini yere bırakacağından o kadar eminim ki; bazen yürürken kulaklarımı yokluyorum yerindeler mi diye.
  • şuaralar ps3 cafeler ve çiğköftecilerde ciddi bir patlama görüyorum. en azından yaşadığım ilçede. belki abartı olcak ama, her ps3 cafenin karşısında yanında sağında ya da solunda 1 adet çiğköfteci oluyor. ve hiç biri de "ulan iş yapamadık" diyerek kapanmıyor. ulan nasıl bir alaka var aralarında çözemedim ben. ps3 oynayanın canı çiğköfte mi çekiyor? yoksa ps3'ten önce acı yiyerek vücutta bazı değerleri yükseltince daha mı güzel oynuyolar? bilemiyorum gerçekten.
  • geçen dostlarlayken değinilmiş bir konu. burada da deyineyim. facebook'ta o kadar saçma gruplar açılıyor ki. hani grup güzel, içerik güzel ama isimden kaybediyo abi. mesela bir grup var : komik karikatürler. komik mi? karikatür hem de? hadi canım sen de!? sanki karikatürün amacı başka bişeymiş gibi. yani her karikatür komiktir demiyorum ama, komik olması için yapılır yani. bir de başka türlü bişey var. mesela bi grup tespit ettim. fan sayfası da olabilir, yalan olmasın şimdi. adı şu şekilde "ÇaTLaK sİtE xD" ağzına gözüne osurduğumun embesil kafalı godoş kırması salağı, site olan facebook, sen onun içinde bir grupsun sadece. okyanustaki su damlasısın lan sen. hiç şey olduğunu duydun mu mesela : birisi X şirkette çalışıyor. halkla ilişkiler departmanında olsun diyelim. bu insan dese ki, "halkla ilişkiler şirketinde çalışıyorum." hayır çalışmıyorsun. senin dediğin şey departman, şirketin bi kısmı. şirketin içinde şirketleşme. göt.
  • şu 9 şehit verdiğimiz yere gitmek ne kadar moda oldu lan. tayyip çömeldi, kılıçdaroğlu ayakta durdu falan. asker de öldü he buarada. hatırlatiyim. oraya gidip domalan kim olcak merak ediyorum. reklam kokuyosunuz, yapmayın.
  • eğer bir kız/bayan/hatun/leydi yanımda "ben zencileri çok seviyorum ya" derse, gülüyorum. ister istemez aklıma başka şeyler geliyor. evet, türküm ben de napiyim yani?
  • "ayyy eclipse'in nesini izliceksin yaa, ergen misin nesin huahauh" diyenlere sesleniyorum. üstelik baba yazısıyla : ASIL ERGEN SİZLERSİNİZ GERİZEKALILAR. EĞER SEN ÖYLE Bİ KURGU YAPIP, BÖYLE VAMPİRLİ FALAN FANTASTİK BİR ROMAN YAZARSAN, ÜSTELİK BU 4 KİTAP OLURSA, SENİNKİNİDE(de ayrı falan, yok öle bişey) İZLERİZ.................. (baba yorumunun inceliği burda işte. dikkatli okursan, filmini çeksinler falan istemiyor. sen kitabı yaz, biz izleriz. kitap izlemek çok güzel bence de.)
  • dünyanın neresine gidersen git, ağzından çıktığı anda karşındakinin anlayacağı tek bir kelime var : sex. ama bu ülkelere göre değişim gösterebilir. ingilizce konuşan birisi "sex?" sorusu karşısında "male" ya da "female" diyebilir. türkiye'de değişmez ama hiç bi şekilde. cevap hep aynıdır : "oluuur"
  • bazı insanlar var ki, nakavt'ın aslında knock out olduğundan haberleri yok. ateri oyunlarında, yenilince çıkan K.O. ise, nakavtla alakasız bişey onlara göre.