Kasım 30, 2009

şile defteri

ben geldiiiim.
güzel bi' bayram geçirdim.
çok değişik tecrübeler yaşadım.
kömür sobası kurdum.
içine kömür attım.
üstünde ekmek kızarttım, çay demledim.
eski sevgilimi gördüğümde arkadan gelen dip sesi duydum.
bu ses akbil basıldığındaki "kontör yetersiz" isimli sesti. "dınınııı dınınııı" diye.
çok sinir bozucuydu.
çok soğuk şile ya.
öyle böyle bi soğuk değil hemde.
sokakta otururken bile ateş yakıp oturduk tinerciler gibi.
ve gene benim de size aktarmak istediğim bir takım diyaloglar yaşandı.
onları aktarmak istiyorum.

ben: +
ensar: -

+tabi olum BİM var mesela açılımı birleşik islam marketleri.
-he duymuştum kanka onu
+KİM var, kazançlı istanbul marketleri.
-oha öyle bişey mi var?
+var tabi olm.
-bide şey var.tansaş.yani Tans A.Ş. (Alüminyum Şirketi)
+nee!? (wtf!?)
-alüminyyuynmmn şirketi (dediği anlaşılmasın diye)
+a harfini kodlar mısın kanka?
-Alüminyum.
+yuhgauıhfudsahfklsdfmnkldssdlgsnkjgn anonim olcak o lksmndflksdnksd

(ayrıca tansaşın sonundaki aş'ın bi açılımı da yok ha)


######################################################

sami: +
ensar: -

-kanka sigarayı atma lan, yangın çıkar.
+bu saatte bişey olmaz.

(bu saat?)

######################################################

sami: +
ensar: -
sercan: *

+aga kafamı bi çevirdim, (burhan) bembeyaz giyinmiş aq, hava da kapkaranlık, ben aykutun üstüne atladım korkudan. böyle şey gibiydi. . . eee şeyyy.
-nur inmiş gibi mi?
+heh evet.
*o nur burhan oluyo yani.
-onur mu?
*yok, onur değil, o nur. parmakla gösterilen nur. yani o nur burhan.
-+* : kldmnfkldsjnkjsdngsdkjfsdfsd

(fenaydı ya.)


######################################################

akçakese'de yıldırımları gördük. durduk. yanında fatihte vardı. arka koltukta bahadır oturuyordu. camı açtı bahadır. sonra fatih:

-sadıık naber yaaa?
+...
-sadık mıydı?neydi olum adın.
herkes:sdjkflsdmfkmfklşsdmflksdfms

15sn sonra, yola devam ederken sami :

+ananısskim yaaa hauahauha
-noldu lan?
+sadık dedi yaaa hauhauhauha
herkes:lsdjkfnkjsdnfjklsdnkjfds jeton ıjmnglksmndklg

######################################################

ensar, şilede söylediği türk kahvesini kıtlama içer.

sercan: olum kahve öyle mi içilir lan.
ensar : daha güzel kanka tatlı tatlı.
sami: yaa tabiii, sen ilerde 70 yaşına, 50 yaşına geldiğindeeee diceksin kiiii..5 saniyelik duraklama..tek şekerli iç.

(orda olmalıydın.)

Kasım 26, 2009

sıradakiiii

askere insan uğurlamak çok duygusal bir hadise aslında.
üstelik giden kişi kuzeninizse.
ve sıra size geldiyse.
orda aile fertlerinin ağlayışları, arkadaşların dolan gözleri falan.
kendimi koyuyorum da onun yerine...
arkama bakamam heralde giderken.
bakarsam gidemem çünkü.
ya da uğurlamaya annemin gelmemesi lazım.
son kez sarıldığında, nasıl bırakabiliyor insan? çok şaşırtıcı.
neyse sıradaki benim ama daha çok zaman var.
**********************
yarın şileye gidiyorum.
pazartesi günü dönücem.
burada ve "klişeler köşesi"nde sizinle olamayacağım 4-5 gün.
hoşçakalın canlar.

Kasım 24, 2009

yeni hareket.

evet sizlere başka bir blog sayfasından daha hitap edeceğim.
ama bu hitap değil aslında.
bende derin yaralar bırakmış ve uğraşmayı sevdiğim bir olayı belirteceğim orada.
olur da yolunuz düşerse beklerim.

İsmail YK'dan gelsin :

bu numaradaaaa beniiii TIKLA!

Kasım 17, 2009

olmuyo.

komşumuzun küçük kızı, sürekli "olmuyo" diye diye ortalıkta dolaşıyordu.
dayanamadım sordum :
"Ne olmuyo kız?"
cevap acıydı.
"Olmuyo olmuyo."

evet, özne de "olmuyo" yüklemde "olmuyo".
yani olmayan şey "olmuyo".

Kasım 15, 2009

dert

selam dostlar.
bugün çok yoruldum gene.
avcılarda stüdyonun kapalı olmasından ötürü,
provamızı taksimde almak zorunda kaldık.
ama inanılmaz bi performanstı bugün.
lanolin daha çok yeni biliyorsunuz.
şuanda repertuarımız sadece 6 şarkı.
her hafta 2 şarkı ekleyerek, diğerlerini de tekrar ederek,
yavaş yavaş genişletiyoruz repertuarı.
şarkı olarak 90s pop, soft rock gibi tarzlar seçiyoruz.
bugün en çok zevk aldığım şarkı düşler sokağıydı.
taksimde stüdyo stereo'yu tavsiye ederim buarada.
gerçekten kaliteli bir stüdyo oluşunu,
hep birlikte çaldığınız ilk notada anlıyorsunuz.
sonrasında klasik taksim takılmaları işte,
yemek yedik burger'da.
buarada gs lisesinin ordaki burger ve istiklal girişindeki burger dışında,
başka bir burger daha varmış istiklalde.
bugün onu da keşfetmiş oldum.
sonrasında küçük beyoğlu fabrika'ya giderek biraz da orada oturduk.
yorucuydu evet ama güzel gündü be.
ayrıca metrobüste kafasını üstteki demire vurupta,
"ayy inanmayorooooom" diyen tatlı kıza alkış.
ayrıca gene metrobüsteki emo çocuğa kafam girsin.
yeni yine yeniden metrobüsteki bebek. yerim seni.
ben gerçekten çocuk istiyorum ya.
buarada metamorfizma dağılmıştı.
evet, toplancak tekrar büyük ihtimalle.
ama farklı bir isim, farklı bir tarzla.
şuanda bir kaç kapımız var şöhrete giden yolda.
hep birlikte denemektense, tek tek denicez.
hepsi birlikte kapanmasındansa, teker teker kapansın dimi.
ayrıca bir gün olsun ki, taksime gittiğimde herhangi bir kuzenimi görmiyim.
buarada, bu hafta hazırlığın ilk kuru bitiyor.
20 kasımdan 1 aralığa kadar tatilimiz var çok şükür.
yd'yi özledim.
ayrıca geçen cuma kuzumla beraber 2012'yi izledik.
izlemeyin demiyorum.
fakat "the day after tomorrow"dan daha güzel bi film değil.
kuzumu da yerim.
önümüzdeki hafta sonu ehliyet kursu başlicak.
provaları, davul derslerini ne şekilde ayarlicam çok merak ediyorum.
26 aralığa kadar, sıkıntılı bi döneme girmem muhtemel.
derdi veren dermanı da verir be hacı.
verir di mi?

Kasım 12, 2009

Duvar

Kollarında karanlık gecelerin,
Hüzünler içerek büyüdüm ben.
Elimden tutan tek şey,
Çocukluk hevesi oyuncaklardı,
Yaslandığım tek duvar,
Dökülmüştü biraz, yılların yorgunluğu,
Üzerinde gibiydi hala.
Ve soğuktu o duvar,
İliklerime kadar işleyen o soğuk,
Alıştırdı beni bazı şeylere,
Boyun eğmez oldum,
Ona, buna, hiç bir şeye.
Kim derdi bir gün boynum eğilecek,
Yüzüm hep yere bakacak,
Gözlerimde çiğ taneleri,
Saçlarımda aklar olacak.
Kim bilebilirdi ki,
Ruhum karalar bağlayacak,
Saçlarımdaki aklarla,
Tezat oluşturacak.
Duvara yaslanmasam,
Bir şansım olurdu belki.
Duvar yıkılmasa,
Kalırdı bir dayanak,
Ama gidince,
Gücüm kalmadı dayanacak.
İçtiğim hüzünler,
Geldi burnumdan fitil fitil,
O duvarlar,
Düşüşüme kefildir, kefil.
Kanayan dirseklerim,
Kaldı şimdi tek delil,
Bir de kanayan dizlerim,
Onlar benim geçmişe dair,
Biricik izlerim.
Ama gene de anlamasınlar diye,
Çaresiz, hep gizlerim.
Güzel izler değil bu izler,
Belki olmazdı ama,
Duvar yıkılmasaydı...
Belki.

Kasım 11, 2009

pirezenteyşın

okuldayım.
pirezenteyşın olayı olduğu için computer lab'deyiz.
bir zamanlar beni davulcu olarak çağıran death metal grubu skull of doom,
EP kaydediyormuş şuan.
reddettiğim ya da bi şekilde içerisinde yer alamadığım grupların,
böyle işler yapmaları beni çıldırtıyor.
sirannon diye türk bir black metal grubu varmış.
şimdi sıkıntıdan myspace'de gezinirken gördüm.
karizmatik görünüyorlar aslında.
umarım türleri pure black yerine melodic black'tir.
bir black omen daha lazım bu ülkeye.
moribund oblivion'larla groza'larla olmaz bu iş.
ama daha orijinal isimler lazım be.
o değil de iyice müzik blogu oldu bu.
ayrıca sevgili birkaç okurum,
artık bloglarıma facebooktan'da ulaşabilecekler.
blogger sağolsun yazdıklarımı, -koyduğum resimler,kullandığım bağlantılar dahil-
facebook notlarıma aktaryor.
henry'nin 50 yaşında olduğuna hala inanamıyorum.

Kasım 10, 2009

huries and nuries

çok fazla saçım dökülüyor.
bugün tam 17 tel saçım gitti.
buna bir demem lazım.
hayır saçımı kestirmicem.
biliyorum uzunken daha çok dökülür.
ama ben hiç dökülmesin istiyorum.
uzun kısa farketmez, hiç dökülmesin saçsız kalmiyim.
buarada muse'un albümü gerçekten çok güzel ya.
iyice sindirdikten sonra, mükemmel bişe olduğu anlaşılıor.
bugün otobüste çılgın dersane'de oynayan kızlardan birini gördüm.
avcılarda oturuyomuş meğersem.
güzel kız, belli bir alımı var.
lanet olsun ne zaman birinden hoşlansam,
eski sevgilisiyle barışıyor.
nasıl iş bu anlamadım gitti ben.
nasıl bir lanet bu.
3'ü 1 arada yerine,
manuel nescafe içenler,
içine az da cappucino atın.
mükemmel bi tat yakalayabilirsiniz.

bülent hoca test sorularında,
cevabı bulamazsak mantıklı sallamamız gerektiğini anlatırken,
"educated guess" kullandı anlatmak için.
sevgili bir arkadaşım, dersten sonra şaşırarak,
"graduated guess" diyerek bizi kırıp geçirdi.
yeni değil aslında çok.
ama olsun komik bence.
mezun olmuş tahmin. hmm.
Henry ise, türkçe kelimeleri cümle içine katma konusunda,
kendini aştı.
bkz;There are too many Huries and Nuries at Aydın University.
yeni bir beste tarzı bişey yaptım.
güzel olcak.
bu farklı boyuta taşıncak müzik işi,
beni heyecanlandırıyor ister istemez.
aslında o kadar da aptal bi hayatım yok be.
sen ne dersin?

Kasım 08, 2009

yes

eğlenceli günler geçiriyorum.
müzik işlerinde de meyve almaya başlicaz sanırım çok yakında.
demo albüm kaydına giricez resmen.
arada bir abimiz var.
o beğenirse dream tv'ye yollicak.
güzel olcak güzel.
inşallah.

Kasım 05, 2009

sick.


ben çok hasta oldum.
tüm gece uyuyamadım.
okula gidemedim.
bir sürü ilaç içtim.
gece uyuyamazken aklıma bi dünya şey geldi.
neyse ki domuz gribi değilim.
canım annem, çok iyi baktı bana.
sabah hasta olup, akşamına iyileşmiş ilk insan olabilirim.
hafif kırıklık var üstümde hala, ama ateşim düştü.
boğazlarım da ağrımıyor.
burnum akıyor ama, durduramıyoruz.

Kasım 03, 2009

linoleum.


şimdi pain of salvation'ımızın çıkardığı ep yi yorumlamamak olmaz.
cidden başka bi boyuta geçtim görünce.
sabah gördüm ilk.
dedim ki, ulan indiriyim mp3e atarım, yolda dinlerim.
saatte çok geçti. okula 45 dk vardı.
%45'te bağlantı gidip geldi. inmedi.
şimdiye kaldı.
şuan 3. baskı başladı.
tek tek yorumlamak istiyorum.

Linoleum : vallaha pos şarkısı. dur bakiyim vallaha pos şarkısı.

Mortar Grind : can evimden vurdu resmen. dilşad sürekli dedi çok beğencen tam senlik falan. ciddende bilmiş kuzum. en beğendiğim ikinci şarkı demek isterdim ama ayıramıyorum hiç birini birbirinden.

If You Wait : çok tatlı bir geçiş olmuş. eee pos bu, bırak da olsun.

Gone : daniel'in ağzıma sıçtığı an. evet, kelime bulamıyorum bunu anlatmak için. ashes, undertow, second love, cribcaged kadar beni etkileyecek bi şarkı var mı merak ediyordum. gene pos'dan çıktı. gerçekten "anlatılmaz, yaşanır" tanımına uyan bir şarkı. dinleyin dinlettirin.

Bonus Track : hair..human hair... ep'nin neşesi. harika bir düşünce.

Yellow Raven : Scorpions şarkısı, anca bu kadar güzel coverlanabilirdi. pis adamlar.