Ekim 31, 2009

maydonoz olsam, yeşil olurdum.

deli gibi blog yazasım var ama bahsetcek bişe yok.
bayramda aranızda olamicam sevgili dostlarım.
büyük ihtimalle yazlığa gidicem.
aslında bu durumlarda adı kışlık olmalı bence.
yazlık deyince, kışın gidilemezmiş gibi oluor.
ama çatır çatır gidicem.
tatil için değil tabii ki.
iş var.
duvar sıvancak falan. bahçe dekorasyonu.
3 günlüğüne dış mimar olcam bahçe için.
bişeler ekcem böle çiçek.
üste tente yapcam.
beton atılcak.
masa sandalye.
manuel mangal yerine, oraya böle betondan mangalımsı bişe yapcam.
yazları bizi beklicek sonra.
arabayı da aldık mı, her hafta sonu ordayım azizim.
beklerim vallah.

lanolin mi nasıl?
valla iyi. vokalin ufak tefek nota problemleri var.
o da tecrübeyle halledilcek bi olay.
daha ilk grup tecrübesi olduğundan takılcak birşey değil.
zamanla düzelcek çünkü.
cansenin ve cem önceden çalıştığım adamlar zaten.
ilginç bi şekilde ikisi arasında güzel bi uyum var.
herşey güzel yani anlicaan.

aşk hayatım çok çalkantılı demek isterdim.
ama henüz bi aşk hayatım yok.
olcak yakın zamanda hissediyorum ama,
aşk hayatı kurma çabalarım çok çalkantılı diyebilirim aslına bakarsan.

bi de rock riot oynamaya başladım facebooktan.
çok güzel lan.
farmville devam tabi xD
29 level oldum olm xD
villa almadan bırakmam allahıma xD

yarın gene şileye gitmem gerekcek ayrıca.
sabahtan çıkcam, akşam gelmiş olcam.
pazartesi gene okul var.
iki tane proje ödevi yarın bitmeyi beklicek.
gece 10'dan sabaha kadar yolu var.
bakıcaz artık bi şekilde.
bitmezse de "koy götüne rahvan gitsin" olcak.
fikibok gibi ödev.
keşke yaptığım kötü ödeve hocanın yorumu,
"it's like a shit but good" olsa.

şiir yazmıorum uzun zamandır farkında mısın?
neden olduğunu ben de bilmiyorum.
bu aralar hep mutluyum diye olabilir.
hiç depresif/karamsar/melankolik olamıyorum artık.
neyse haftaya second love çalcaz.
o zaman üzülürüm biraz xD

bu arada,
üşengeçlikten mark morton gibi uzattığım sakallarımı,
bugün 1,5 saatte top sakal, uzun favori haline getirebildim.
ne makasla girebildim, ne de jiletle kardeşim.
orman olmuş resmen.
artık düzenli olarak kescem inşallah xD

bu arada artık saçımı beckham gibin topluyom arkadan.
ville valo şapkamı da çıkardım.
deri çeket giyip saçımı açık bırakınca, tom eglund'a benziyorum xD
şapka takınca, saçlarım yandan çıkıor ve ville valo oluyorum xD
çok çeşitli insanlara benziyorum aslında.
biri bana dur der mi?

Ekim 27, 2009

amaan.

okulda tuvaletlerde yazan duygu sömürüsü;
"africa needs a drop of water"
ve
duvarda yazan;
"happy is the one who says 'I am Turk' "
yazıları beni benden alıyor.

sümük.

geçen duştayım... ehehe şaka şaka bişe dicem xD
bugün resmen otobüsteykene,
burnunu karıştırıp,
burnundan çıkan sümüğü,
parmağını yalamak suretiyle ağzına sokan,
ve çiğneyerek yutan,
bir çocuk gördüm.
tüm yazdıklarıma an ve an şahit oldum.
dilenci amcaların pipisini görmek gibi bişeydi bu.(büş bilir.)
he sümük demişken,
bi de sanırım aşık oluyorüm :$

Ekim 25, 2009

çatalından bir ısırık almak istiyorum

sercan : salih kay da cem de otursun.
salih : cem gelsin, kayarız.

didem tramisu ister.
verdikleri çatal çok ağırdır.
sercan ve didem bunu tecrübe eder.
bildiğin ağırdır.
sonrasın da didem sercana ister misin der.
sercan, nasıl bir anlam çıkacağını düşünmeden;
sercan : çatalından bir ısırık almak istiyorum.
didem : nasıl yani?

tabu tabu tabu...

cansenin : biz neyiz?
all together : ibne.
*aslında didemle salih aynı anda dedi ama herkesin aklından geçen buydu.

didem : ya bi ağaç, ilk ne geliyo aklına?
cansenin : kavak.
cem : odun.
************
salih mekandan ayrılırken, nargile ve çay parası bırakır. ama yaklaşık 6 tl falan fazladır. 20 tl bırakır yani. bunun üzerine;

didem : çok koymuş ya.
sercan : salih hep çok koyar.

kelime:kabzımal.

sercan : sıçamazsan nolur?
cansenin : sıçamazsın.
sercan : hayır adı ne?
cansenin : kabız.
sercan : heh ona benzer bi kelime.
cansenin : cıvık.
...


kelime : gaf.

cansenin : güneydoğu anadolu bölgesinde bi proje.
didem : gap.
cansenin : neyse böle olmicak, geçelim.
*******
didemin avcılara gelmesi.
inanılmaz bir şekilde yağmur yağmaması.
pizzayı kesmeyen pıçak.
sokakta süt alınıp beslenen kedi.
didem'in kedinin sütü pipetle içemeyeceğini farketmesi.
sercan'ın diet kola aydınlanması.
fenerbahçe ve galataray formalı, fondoten suratlı kızlar.
cemin eve kadar kayması.
lanolin'in ilk provası.
hagan.
fok vereiceğm.
hagan nirde.


**uzun lafın kısası, dostlarla çok çok güzel bir gün.
yerim hepiciini.

eti cin

midem şuan acayip bi durumda.
son 3 saat içinde 36 tane eti cin yedim.
evet yedim. böyle paket çeklinde olanları var 20li.
iki tane almıştım ailecek yeriz diye.
herkes 1 tane aldı yattı.
kaldı 36 tane.
hepsini yedim.
işin kötü yanı, dün içtiğim 21 kupa nar suyundan sonra,
su sıçar olmuştum. midem bozuktu zaten.
bi de bugün bu çok güzel oldu.
ayrıca resmen saatlerdir,
sertap erener - yanarım
emre aydın - belki bigün özlersin
aslı - tüm şehir ağladı
manyağı oldum.
yarın onları çalcaz,
her durumda olduğu gibi,
gene yumurtanın götten baş çıkarmasını bekledim.
çıkardı da.
anca çalışıyorum.
yetişmicek ki. ehe.
neyse cem falan da çıkarmamıştır inş xD
hadi öptüm cano.
tükmüklü tükmüklü.
ayrıca avcılar sakinleri,
yarın yağmur yağabilir, ona göre.

saatlerinizi 1 saat geri şaapmayı unutmayın.

Ekim 23, 2009

evet

insanları çok özlüyorum.
eskiden hergün gördüğüm insanları, resmen arasıra görüyorum artık.
henüz alışamadım bu duruma.
artık cafe'de kız kesmek, burger'daki kız grubu olarak gelen insanların, ben ortamı terketmeden terketmemesi falan da zevk vermiyo.
kızların bana yakışıklı demesini istemiyorum.
yakışıklı değil ama sempatik olmayı tercih ediyorum şu sıralar.
pazartesi not yerine geççek olan ilk sınavım var.
first certificate exam 1.
çükünüzle yaparsınız diolar ama gene de çalışcam.
ilk sınavdan çakmayalım dimi ama.
buarada twitter'ım da var artık.
her an naptığımı ne hissettiğimi görebilirsiniz oradan.
tıklamanız yeterli.

Ekim 22, 2009

shower songs O.o


siz de duş alırken telefondan müzik dinler misiniz?
pekala. peki ya dinlediğiniz şarkıya, facebookta'ki giden günlerim oldu ismail gibi klip çeker misiniz? (klip derken vidyoya alma değil ha, böyle klip çekermiş gibi triplere girmeyi kastediyorum)
tahminimce bu duş alırken müzik dinleyen insanların tamamının girdiği bi trip.
ama hoş bişey yani.
peki sesiniz kötüyse, şarkı bok olmasın diye, sadece ağzınızı oynattığınız oldu mu?
peki ya duş için yaptığınız özel bi playlist var mı?
benim var. duş da dinlediğim şarkılar özeldir.
ilk üç mutlaka water-home-black hills'tir mesela.
sizde de var mı böyle şeyler?
bendensiniz o zaman.

*tabi resimdekilerin şarkı dinlemiceği/sölemiceği muhtemel.

Ekim 21, 2009

I call it justice.

Hello, Seth. I want to play a game. Right now, you are feeling helpless. This is the same helplessness you bestowed onto others. But now, it's unto you. Some would call this karma, I call it justice. Now you served five years of what should have... been a life sentence, for murder. A technicality gave you freedom, but it inhibited you from understanding the impact of taking a life. Today, I offer you true freedom. In thirty seconds, the pendulum will drop far enough to touch your body. Within sixty seconds, it will cut you in half. To avoid the pendulum, all you have to do is destroy the things that have killed... your hands. You must insert your hands and push the buttons to start the devices before you. Your bones will be crushed to dust. Will you destroy the things that have taken life in order to save one, Seth? Make your choice.


allahııııııım müthiş!
testere V başlangıç repliği...

somut gerçeklik


dahası?

Ekim 20, 2009

cehaağlet

istanbul aydın üniversitesi beginner sınıflarından birinde yapılan karşılıklı diyalogda yaşanmış olan diyalog. içler acısı.

-morning morning where are you going?
+i am going to my circle.

evet; circle=daire.

-hocam, bu reading'deki tüm kelimelerin anlamlarına baktım ama birini bulamadım.
+söyle hangisi?
-Toronto
x:salak İtalya'da bi şehir o.
y:mal torino o.
+evet oğlum Toronto Kanada'da bi şehir, Torino'da İtalya'da. anlamı falan yok yani.

Ekim 19, 2009

melankolik duş esnasında elektrik çarpmasından kaynaklanan saç dikilmesi vaka-i vakvakiyesi

az önce hayatımın en romantik/melankolik duşunu aldım.
banyo ışığının duy'undaki problem sebebiyle, anahtara basınca sigorta atıyordu.
ampul patladı. anahtar açıkken ampulü değiştirmek için iki elimle ampulü tuttum.
elektrik çarptı. neyse.
duş alabilmem için ışık gerekiyordu.
ama banyo elektriğinin çalışır durumda olmaması için, ışığı açmamam gerekiyordu.
sigorta atınca şofben çalışmıyor çünkü.
annemin parlak bi fikri vardı : mum ışığında duş.
ayrıca kardeşimin üstün zekası sayesinde, mumu aynanın önüne koyarak, ışığın yayılmasını sağladık.
önce biraz takılma zamanıydı.
sıçmasam bile, duştan önce klozetin üstünde oturur sigara içerim, telefondan müzik dinlerim.
ama düşünsene bunları mum ışığında yaptığını.
dinlediğin şarkılar da, second love, black, undertow, ending theme, this heart of mine tadında şarkılarsa, nasıl bir duş olur bu?
evet öyle.
ilginç bir deneyimdi.
tavsiye ederim yani.
ama öncesinde, vücudunuzda elektrik dolaşmalı. bildiğin saçlarım dikildi ya.
o kadar çarptı yani.
o değilde allahtan, duş sırasında gitmedi. yoksa ben o lambayı tutucaktım ıslak ıslak.("ne olur ıslak ıslak bakma öyle" gelmedi mi aklına?)

hadi öptüm.

Ekim 18, 2009

fırtınalı

şu son günlerde çok fırtınalı günler geçiriyorum.
beklemediğim yerlerden beklemediğim haberler geliyor.
şaşkınlıklar içerisindeyim.
başıma gelenlerin olma olasılığı,
terastan, demir parmaklıklara atlayan birinin yara almadan kurtulması gibiydi.
tabi haberleri almadan önce.
ölüm haberi de var.
malesef ya yengemi kaybettim.
üzülme demeyin,
bilen bilir, tanımadığım biri bile olsa,
ölüm üzücü bişeydir.
yeni bi başlangıçtır falan filan ama üzücüdür.
öldü lan öldü amına koyim, yok artık.
pamuğu tıktılar gitti.
çocuğum gibi olan metamorfizma grubu, dağıldı.
dağıttık yani.
anlaşmazlıklar, arkadan konuşmalar başlamıştı.
birilerini gruptan çıkarıp da kırmamak için, grubu bitirdik.
artık yolumuza yeni kurduğumuz popumsu rock grubu lanolin ile devam edecez bakalım.
bir de metal grubu kuruyoruz bomba gibi.
diyorum ya çok fırtınalı öyle böyle değil.
sonra bir kızla flörtümsü birşeyler yaşıyodum ki,
vazgeçtim.
ne biliyim içimden gelmedi.
bu ara tuhaf bişeler oluo bana.
büyüyorum galiba.
takılmak için insanların duygularıyla oynamak istemedim resmen.
yarın öbürgün kuşum ötmicek diye çok korkuyorum.
bilen bilir, kurduğu cümlelerle,
gösterdiği ilgiyle, hoşlandığını çatır çatır belli etmesiyle canımı sıkan bir kişi vardı.
hah onun çıktığı varmış.
kurtuldum gibi bişey.
iseetinymen puştu da kıskandırmak içindir dio gavat xD
hep derdim müzik beni deşarj eder.
yalanmış aq.
asıl deşarj futbol maçı izlemek.
fenerbahçe yenilcek ama.
öteki türlü stres atılmıyo.
hele bi de son saniye golüyle yenilirse, tadından yenmez.
türkçenin kıvraklığı, küfürlerin çeşitliliği,
alabildiğine deşarj.
davul dersleri devam işte.
parasızım ama bu aralar.
çok sıkıldım okula gitmekten..
hep ödev veriyolar.
hayal kırıklığı yaşıyorum adeta.
burası resmen, sigara içilebilen bi lise.
bi de sivil gidiyosun.
bi de twitter aldım ben.
bi de gmail'imi windowslive'a kaydettirdim.
onu msn olarak kullanabilirim.
şuan kullandığımda 800+ insan olduğu için,
her daim 100+ online olduğu için, konuşmak istediğim insanları bulana kadar çevrimdışı oldukları için, değiştirrim heralde.
şimdi onlara vaktim yok.
çok fırtınalıyım çok.

Ekim 14, 2009

alexi lavigne


mükemmel kompozisyon xD

bir tarafta duvar yumruklatan wild child xD

diğer tarafta son albümü "the softer(!) side" la gönüllerde taht kuran asi kız xD

yarıldım xD

bi de altına alexi lavigne yazmışlar ya xD

orgazmik konser


arkadaşlar roadrunner united'ın the concert isimli dvd'sini herkesin izlemesini tavsiye ederim.
çünkü öyle bişey ki, onlarca gruptan onlarca müzisyen, değişe değişe aynı sahneyi kullanıyolar.
konser coverlanmış efsane parçalardan ve roadrunner united'ın kendi şarkılarından oluşuyor.

ama inanın böyle bir zevk olamaz.

dino cazares'ten matt heafy'ye
joey jordison'dan nadja paulen'e
jeff waters'dan robert flynn'e
corey taylor'dan ville valo'ya...

ve daha kimler kimler.
merak etme arkadaşım, otur izle.

Ekim 13, 2009

daily routine

naber millet?
napıonuz nası gidior?
beni sorarsanız, herşey aynı.
okula git eve gel.
sadece ingilizce geliştiriyoruz o kadar.
her gün yığınla kelime ve phrasal öğrenioruz.
henry zaten manyak bilionuz. dersler kakara kikiri geçio.
bülent hoca 30 yılın verdiği tecrübeyle yakıp yıkıyo ortalığı.
mesela onun sayesinde, geniş zaman anlamlı bi cümlede, şikayet söz konusuysa, continious kullanırmışız. ama anlamı gene simple present olurmuş. aydınlattı resmen bizi.
ayrıca bas gitaristmiş kendisi. geçen sene bırakmış henüz. o da gruplarının klavyecisi öldü diye.
mükemmel bir insan yani. her açıdan faydalancam inşallah xD

banu hocanın dersleri de güzel geçiyo.
herkesin aynı fikirde olduğunu sanmıorum ama ben writing sevdiğim için (seviyomuşum evet.)
bana gayet kolay ve zevkli geliyo. hatta o kadar ki bugünkü quiz'den 20 üzerinden 19 alarak writing prince oldum xD
princess yok tabi piyasada xD

neyse şimdi ödev yapmam lazım canlar. öptüm hepiciiinizi.

Ekim 10, 2009

yeap.

bugün davul derslerine başladım.
şimdilik cumartesi ve perşembe günü birer öğrencim var.
zamanla artar heralde.
hem vakit geçiyor, hem yeni müzisyenler yetişiyor, hem bunda katkım oluyor, hem de cep harçlığı çıkıyor. çok güzel.

bugün dersten sonra burak ve atıf geldi.
öyle arkadaşlarıyla takılmaya gelmişler stüdyoya.
izledim falan.
davulcunun eksiği çoktu.
en sonda şöle bi death in fire bi de painkiller la şovumu yaptım gene ;P

sanırım onlarlan bi grup kurcaz ya.
yarın da makarna günü var.
özledim milleti daha iki gün önce görüşmüş olsak bile.

öptüm.

nadja puelen


nadja puelen'i yerim.

Ekim 09, 2009

.

otobüste kesiştiğimiz kızların alnında adı yazsa ya facebooktan bulup muhabbet kursak.

dördüncü dejavu.

bugün, otobüsteykene daha önceden 2 kere yaşadığım, sonrasında da bikere hatırladığım dejavuyu bir kez daha yaşadım. ne garip bişey bu ya. oha dedim kendi kendime. bi de dejavu da saçma bilader. öyle güzel, oohaa dencek bi olay değil. oha dedirtcek tek şey dördüncü kez olması kesinlikle.
şöyle ki, otobüste mzk dinlerken, davulcu olmanın verdiği alışkanlıklan elimi bi yerlere yavaşça vurup ritim tutuyorum. sonrasında şöyle bir diyalog geçiyo aklımda :

x:ritim kaçırıyosun
y:şarkıyı duyuo musun ki?
x:vokal kaydı çok dandik ya.
y:bok atcak başka bişe bul.
x:her şeye kusur bulma
y:sen bulma, vokal kaydına laf ediosun
x:lamb of god bu olmaz öle şey.

şimdi diyalog zaten saçma. ama her seferinde pain of salvation ve her seferinde inside dinlerken başıma gelior bu. ama lamb of god ne alaka çözemedim. vokale bok atan kişi, herşeye bok atıosun diye bana bok atıyo. sonra da çark edip, lamb of god bu olur mu öyle şey diyo.

allahım canım sen şu aklıma mukayyet ol. çok uykusuzum son günlerde ondan oluyo hep bunlar.
kafayı yiyorum galiba. zaten şuaralar aklımda, vocab çalışmaları, writing essay kuralları, academic writingler(tabi aklımda olduğu için, akademik reading oluyo, aklımdayken yazmıyorum çünkü okuyorum) falan var yani.

26 ekimdeki fce1.
19 kasımdaki fce2.
sonrasında kur geçme sınavı.

allahım ya lütfen beni koru mukayyet ol aklıma.
davul derslerim de başladı.
bi de bitanesi kız. kıza davul öğretmek konusunda çok acaip düşüncelerim ve kaygılarım var. kaygı derken yanlış anlama, soru işareti anlamında.
delirtirler adamı.
allahım.
sen koru yareppim.

Ekim 08, 2009

utan

bugün otobüste bi kızla tanıştım :$
tepeden tutarken, kolum başına çarptı, özür diledim ve konuşmaya başladık.
çok tatlı :$

Ekim 07, 2009

i was here :P

ehem öhöm.
sonunda bilgisayarımı bi hali yoluna koydum ve burdayım.
aslında ömrüm avcılar-bahçelievler arasında geçiyor şu sıralar.
ve geçmeye de devam edicek.
ama çok memnunum yahu.
büyük insanlarla aynı sınıfta olmak güzel bişeymiş.
herkesten kapcak bişeylerin var.
ayrıca henry'nin söylediğine göre, slovakya'da bize verdikleri sertifikamsı şeyin geçerliliği olabilirmiş yurt dışında. olursa çok güzel olur.
henry her geçen gün daha da açılıyo ya. türkçe kelimeler çoğalıyo konuşurken falan.
"in this class, there is all âlem people" dedi geçen gün.
bugün de suskun bi arkadaşın konuşması üzerine "you are very açılmış today" dedi falan.

ya geçenlerde ufuk ben didi bünyamin caner buluştuyduk. ordan bi iki diyalog aktarcaktım fakar gel gör ki bilgisayarım ibnelik yaptı. şimdi aktarmak isterim ama:

s: kanka bozuk para versene
d: napcan?
s: ufuk'a bozuk atcam.
all together : sşlmgşlsdöflsşdösgdşiösdgkmsd git burdan lsşdmsgmksfgmskl

s: sıkarım kafanı!
d: ha!? xD

d: küçük bişey?
s: bamya!
(geçen hafta da, tabu sırasında büş bu soruyu sorduğunda didükle ben aynı anda aynı cevabı vermiştik.)

gibi gibi şeyler.


ayrıca 5fdp solisti ivan moody ne güzel "beauty" diyo ya.

Ekim 05, 2009

ps:wait

blog yazmayı özledim. ama gel gör ki bilgisayarım boku yemiş durumda. bi var bi yok gibi.
inşallah yarın.

Ekim 03, 2009

altıma sıçtım gece gece gülmekten.
annem kalktı "oğlum noluyosun" diyerekten.



bobiler.örg'den alıntıdır.

Ekim 02, 2009

finally.

artık nete girebiliyorum.
evimden.
çayımı sigaramı içerken.
kafamı kaşırken.
ayaklarımı uzatırken.
donla otururken.
istediğim şarkıları bulup dinlerken,
nete girebiliyorum.

Ekim 01, 2009

ttnet?

net sıkıntım hala devam ediyor.
bir çaresini bulmam lazım ama üşeniyorum be.
postaneye gidip peşinde koşturmaya.
acaba ttnet'i iptal edip, kablolu yayından mı internet bağlatsam napsam.
anlamadım ki ben de yareppim ya.