Şubat 28, 2009

amon amarth çizimi.

çok hoş bi çalışma olmuş bence.
gayet amon amarth'ı andırıyor çılgınlar gibi.

Şubat 27, 2009

rüya.

geçenlerde didem, haziran ayında ailesinin düğün fln için istanbul dışına gideceğini söledi.
bu bende nasıl bir bilinçaltı yaratmış bilmem, bir rüya gördümki sormayın.
ayrıca olmasını istediğim bazı şeylerde oluyordu rüyada.
anlatayım :


didemlerin evi 1 hafta boş. sınıfça kampa gitmişiz.
össye az bir zaman var.
10 gün kadar.
sabah kalkıyoruz.ders çalışmaya başlıyoruz.
herkes onlarca film getirmiş.
dersten sonra film seyrediyoruz.
ama nedense hiç yemek yemiyoruz.
sonra ben sigarayı dideme uzatıp alışılagelmiş hareketi yaparak "asıl be oğlum bir kereden bişey olmaz" diyorum.
didem "s*kerim lan" deyip elimden alıyor sigarayı. (mission 1 completed)
bunun üzerine dilşad "*mına koyim didem neden içiyosun" (mission 2 completed) "ver bana şunu" diyor. (mission 3 completed)
bir anda başka bir güne geçiyoruz ve beyzayla didem, didemin odasından çıkıyorlar.
beyza gelip "gözlerinizi kapatın" diyor.
gözlerimizi bir açıyoruz, didem gelmiş recep ivedik makyajıyla ve sevmediği bir şahsın,40 yıllık takipçisi gibi taklidini yapıyor. (mission 4 completed).
bunun üzerine dilşad "s*ktir yaa" diyerek gülmeye başlıyor (mission 5 completed *2nd times*)
sonra bianda sapıttığımız bir an, gökay lamb of god eşliğinde çılgınlar gibi headbang yapıyor (mission 6 completed)
büş, çılgınlar gibi brutal yapıyor, hatta scream denemelerine başlıyor (mission 7 completed)
büşra sadece dalga geçelim diye şarkılar söylüyor ve bol detoneli şarkılarla neşemize neşe katıyor (mission 8 completed)
ekmek alcam die dışarı çıkan beyza güzideyle beraber geliyor (mission 9 completed).

asıl bomba

sanırım rüyanın 7. yani son saniyesi :

kapı çalıyor.
hayırdır inşallah diyerek kapıyı açıyoruz.
necmettin hoca,yeşim hoca,murat hoca,gülay hoca,turgay hoca ve ali hoca ellerindeki poşetleri bize atarak "bırakın öss'yi bu gece eğlencez" diyerek içeri dalıyorlar. poşetlerde ise, maximum derecede alkol ve benim için alınmış kutu kutu cappy kayısı var xD

işte böyle xD
bu kadar şey 7 saniyede nasıl olur diye sormayın.
bende anlam veremedim.
ama uyanıpta yüzümü yıkamaya gittiğimde suratımdaki aptal gülümsemeyi görmeliydiniz xD

eminim görceksiniz xD

Yggdrasill.


Yggdrasill (Dünya Ağacı olarak da bilinir)Norveç mitolojisinde, kökleri çekirdeğe kadar uzanan ağaçtır.

Tüm diyarları birbirlerine bağlayan ve koruyan devasa dişbudak ağacıdır.

Mitolojiye göre, asgard, alfheim ve vanaheim****, Yggdrasil'in dallarında dinlenirler.

Ağacın gövdesi, dünya eksenini miðgaðr******'ın merkezinden delip geçer.

Yggdrasill'in kaynağına ev sahipliği yapmak sadece birinci dünya*****nın işi olduğu halde ağacın üç kökü hel, nilfheim ve muspelheim'e uzanır.

Ağacın dalları arasında dört tane geyik dolaşır ve tomurcukları yerler; dört rüzgarı temsil ederler.

Kökleri nidhogg** ve diğer yılanlar tarafından kemirilmektedir. ragnarok*** günü geldiğinde, ateş devi surtr* tarafından ateşe verilecektir.


*surtr : ateş devi, ateş tanrısı.

**nidhogg : yılanlar tanrısı, efendisi.

***ragnarok : kıyamet

****hel,niflheim,muspelheim : tanrıçalar

*****birinci dünya : MÖ 50.000 (Vikinglerin Ataları Zamanı)

******miðgaðr : yeraltı tanrıçası.

başlangıç diyelim.

Asgard, savaş tanrıları æsir'ın mekanı, dokuz alemden biri. Evrende en yüksek seviyede bulunur, sıkıca yerleştirilmiş taş bloklardan örülü yüksek bir duvarla çevrilidir. Bu seviyede alfheim**,valhalla* ve vanaheim**** bulunur.



*valhalla : odin**'in yönettiği salon. asgard'da bulunmaktadır. savaş alanlarında ölmüş kahramanları buraya getirilir.

**odin : iskandinav mitolojisinde ve paganizmde en büyük tanrıdır.

***alfheim : savaş tanırısı.

****vanaheim : denizler tanrısı.

ragnårok.

mükemmel bir kelime yaa.
iskandinav mitolojisine dalmak istiyorum şuan.
vikinglerle ilgili çok şey öğrenmek istiyorum.
ne kadar karizmatik terimler var yaa.

önceden sölemiştim ama bi tekrar yapalım.

miklagård : güzel şehir, altın şehir, istanbul
asgård : tanrıların evi
ragnårok : kıyamet günü

mutluluk

Bengü:
srcan vr yaa
Bengü:
iiki vrsın.

*bugün duyduğum en güzel şey...

gençlik nereye?

bugün metrobüste beni çileden çıkaran bi olay yaşandı.
çok sayıda boşyer vardı metrobüste.
teyze bindi, ve önümde tekli koltukta oturan çocuğa "yavrum ben ters oturamıyorum, sen şu karşıya geçsen ben otursam oraya" diye gayet tatlı bir dille rica etti.
çocuk "banane birsürü yer var git arkalara bak" dedi.

bunun üzerine "amına koyim senin" diyerek kalktım ve teyzeye yerimi verip gidip çocuğun karşısına oturdum.

sen bana mı dedin onu diye sordu. evet sana dedim diye cevap verdim.
neden dedi. kes sesini dedim.

sonra durakta tam bişey dicekti.
siktir git lan in aşağı dedim. inmemeye direnince, kalktım kolundan tuttum ayağa kaldırıp kapıya doğru yolladım ve indi.

çok sinirlendim çok.

terbiyesiz.

haylaz hoca.

derste facebook senin blogger benim dolaştığımızın farkında olan resim hocamız :
"şimdi arkadaşlar www.lebriz.com sitesine giriyorsunuz. açıldı mı? heh tamam o orda dursun birden ali hoca (müdür yardımcısı) falan gelirse onu açın haberi var çünkü burda olduğumuzdan"

işte beklenen öğretmen profili.siz takılın ama nolur nolmaz.önleminizi alın.

okul blogu.

şuanda okuldayız.
bilirsiniz kapımız bozuk.takılıyor bazen.dilşad tam hayatımızdaki monotonluktan bahsederken (test,müzik,ders vs.)
o zaman kendimizi içeri kapatırız dedim ve kapıyı kapadık beyzayla.
sonra baya bi uğraştık açamadık.
sonra hoca geldi oda baya çaba sarfetti ama nafile :)
içerideki ortamı görmeniz lazımdı ama.
mükemmeldi.
sonrasında behlül abi geldi.uğraştı,açamadı.
sonra sınıfımızda 3 kapı olduğunu öğrendik ama behlül abi ikincisini de açamadı.
ardından diğer kapının kilidi için tel toka istedim.
o sırada biri "kapılarımızı harcamaa" diye haykırdı.
komikti xD
sonra 2 nolu kapımızı açtık.
aslında herşey planlıydı xD
yok yok aslında planlı olan içerde kalmamızdı.
gerisi doğaçlama oldu.
ilk kez de okulda blog yazdım.
garip bi his.

ayrıca az önce düm tek tek dansı yapan siyahi bir arkadaş vidyosu izledik facebookta.
kabus gibi ya
iğrenç.
adam asena gibi.
anaaam zil çaldı xD
ama daha 2 ders var off xD
son ders şiirimi vercem hocaya.
herkes beğendi sevindim.
erdem dediydi gülay hoca mükemmeliyetçidir zorlayabilir falan diye.
ama böyle kafiyeye heceye falan bişey derse "hocam ben serbest şiir yazıyorum, olmaması doğal" diyerek yırtmayı planlıyorum.

bakacaz.

Şubat 26, 2009

çanakkale anısına...

ACABA…

Çanakkale…
Duvarları tüfeklerden,
Kapıları şehitlerden,
Nehirleri kanlardan,
Hudutları ay yıldızdan,
Yıkılmaz bir kale…

Bazen yüreği ağzında bir ana,
Kendi canından can gider gibi,
Saça sürülmüş bir parça kınadır oğul
Hani belki o da, belki o da
Kurban olur diye Hak yolunda,
İstiklal yolunda,
Vatan yolunda…
Dillerde var tek bir söz :
Acaba…

Bazen gözleri yaşlı bir baba,
Göz pınarları kurumuşçasına,
Belli etmemeye çalışır hep
Sonuçta oda isterdi oğlu giysin,
Kefen yerine bir cüppe bir de kep…
Aklından tek bir şey geçer :
Acaba…

Bazen titreyen bir bacı,
Gönlünde vardı tek bir acı,
Ağabey ağabey diye inler,
Tüm yıldızlar onu dinler…
Gene beyninde çınlar :
Acaba…

Bazen diğer yüzüğün sahibi,
Bekleyen bir yar…
Kimse bilmez belki,
Ama yüreği kan ağlar…
Yazdığı mektuplardadır hayalleri,
Belki de dönecektir,
Yıkıp geçecektir tüm şüpheleri…
Ama gene de akıllardan çıkmaz:
Acaba…

Bazen de bir yiğittir,
Düşmanı gözü görmeyen,
Elinde tüfeği,
Tüfeğinin namlusunda süngüsü,
Süngüsünün ucunda hayalleri,
Hayallerinde istiklal,
Gözlerinden gitmeyen umut ışığı
Ve damarlarında dolaşan Türk kanıyla,
Düşmanların kabusu olan bir yiğit.
Onun aklındaki sorular acaba ile başlamaz,
Hep “inşallah” vardır başında…

Bir milletin kurtuluşu Çanakkale…
Havada çarpışmış mermiler,
Havranlı Mehmet oğlu Seyit Onbaşı,
Nusret mayın gemisi,
Bomboş sınıflar…
Mezun vermeyen, veremeyen liseler…
Çanakkale…
Acaba geldikleri gibi giderler mi?
Hem de kaçarcasına…

Bu sefer “acaba”lar,
Gitmişti uzak diyarlara…
Senelerce konuşulmuş,
Sorular bırakmıştı akıllara…
Acaba Çanakkale geçilir mi?
Asla…
Acaba Türk eğilir mi?
Ölse bile hayır…
Acaba Türk askeri ölürken gözünü kırpar mı?
Gözleri güler bile…

Acaba Çanakkale geçilir mi?

Asla!

Sercan Gülsümoğlu

Şubat 25, 2009

güzel söz.

*bir kişi bile değilim yalnızlıktan...

bugün edebiyat dersinde bir şiirde geçiyordu.
en sevdiğim söz oldu birden.
bundan önce : "bence sende şimdi herkes gibisin" sözüydü.
ama onu da geçti.
çok derin bir söz.
mükemmel.

şahsın google'da kendini aratması.

bende arattım.
bkz; tık

görsellerde bilem bi iki resmim çıkıyor =)
ama nedense genellikle lamb of god resimleri çıktı :)

dear carniwhore.

evet bugün sınıfta bahsetmiş olduğum şarkının sözleri :

You threw your web right down on me
You suck my blood just to live
You're the black princess in the garden of grief
Eating me piece by piece
To be with you is like mouth full of spiders
Like needles under my skin
To sleep with you is like a bed filled by snakes
Something I can't resist
Oh, licking your bloody lips,
Smiling and sucking your fingertips
Oh, lash me with your whip
I'm your slave... My dear carniwhore
You're the cocaine on my filthy mirror
Oh my god how I need you
Living in fear to be left alone
My lips turn to blue
I'm like a sheep among the hungry wolves
This is my sorrow blues
You're the poison in my veins
I'm just a fool in your game
In the prison of my own frontiers
Loneliness is my worst fear
Blinded by your heavenly smile
And my soul is the price
Oh, licking your bloody lips,
Smiling and sucking your fingertips
Oh, lash me with your whip
I'm your slave, for you I bleed

Lyrics by : Juha Kylmänen, A. Veteläinen



*juha kylmänen*


*altti veteläinen*


schade.

yoruma ne hacet?

Oberschülerin, ach Oberschülerin.

Es gibt eine Oberschülerin, ach Oberschülerin
(Liseli vardı ya, ah o liseli)

Mit sehr kurz schoß und schmal Kleidung
(Kısacık etekli, dar elbiseli)
Es gibt eine Oberschülerin, ach Oberschülerin
(Liseli vardı ya, ah o liseli)

Sie ist die nettesten und die hübschsten.
(Lisenin en şirin,o en güzeli)


Mädchen mädchen komme ich
(Kızlar Kızlar gelem mi)
Küsse ich ihre Wange
(Yanağınızdan Öpem mi)
Wann du bist in ihren Muttersbrust
(Siz annenizin kucağında)
Töte ich weil es ist kalt!
(Ben Soğuktan Ölem mi)

veee büyük bombaaaaa xD

Hänge ich meine Liebe an meinen Arm
(Sevgilimi koluma takarım)
Mache ich 3-5 touren in Bebek
(Bebekte 3-5 tur atarım)
Sein nicht, gehe ich also ins Kino
(Olmadı birde sinema yaparım)
Sieh mal, bin ich so vergesslich
(Gördüğün gibi çok unutkanım)

thnx to gökäy

çipil gözler.


bugün tramwayda,siyahi bir aile vardı.anne baba ve küçük çocuk.küçük çocuğu sevdim biraz. küçük bebeklerin "ingilizce" konuşmaya başlaması çok değişik birşey ya. bana "eemm you are white" dedi. sonrada evet falan deyince "why" dedi :)
çok tatlıydı ama.bide şuna karar verdim sanırım.bebekler zamanla zenci oluyorlar. çünkü elleri fln beyazdı. sadece böle baş parmağının üstü siyahtı.diğer yerler daha açık tondaydı.zamanla koyulaşcak tahmin ediyorum.
böle çipil çipil gözleri vardı.tramwaydaki herkese gülücük saçıyodu falan.
ne yazıkki cevizlibağ'a geldiğimizde yollarımız ayrıldı.
neyse artık kader.

okula gelecek olursak,bugün lise tarihimin en güzel almanca dersini geçirmiş olabilirim. hatta tüm sınıf için bu böyle olabilir.

önceden almancaya çevirdiğimiz 3 tane salak şarkının nakaratını tahtaya yazdık.
benim düşüncem, hocanın bunları okurken gülüp ölmesi tarzı bişeydi.
ama öyle komik tepkiler verdi ki; biz ölecektik gülmekten.
özellikle ben :) bi ara gözüm karardı gülmekten.
sonra bize "WARUM" anlattı.
ilk defa bi konuyu bu kadar güzel anladım almancada.
neymiş cevap şekli?

weil + subyekt + obyekt + véérb

buarada "aç" anlamına gelen "hungrig" ne kadar aptal bi kelime değil mi?
ayrıca bugün; "almanca sözlük okuyarak gülmekten yarılma" alışkanlığımızı dideme de bulaştırdığımızı düşünüyorum.
sürekli dönüp duruyodu bak ne buldum diye.
ama biz gökayla tecrübemizi konuşturduk.

d : sıvı yağ "öl" demekmiş sjdhksdnjskdfn
s ve g : e biz biliyoruz zaten *suratasmışsmile*

buarada dilşad'ı kızdırmak için elime geçen yeni kozlardan da bahsedeyim.
din dersinde dünya dinlerinin ibadet yerleri ile ilgili falan birşeyler okuyodu.
bir yerde MS 586 yazıyodu. dilşad onu şu şekilde okudu.

MS. 580-60 (milattan sonra beşyüzseksenaltmış)
baya bi eğlendim bu hatasıyla. ama ne zamandır elime malzeme geçmiyordu güzel oldu güzel.

sonra başka bir hata.

bir tapınak adı vardı.
adı muhtemelen fransızca olan şeyin adı Notre Dame de la hede hödö tarzı bişeydi.
ama dilşad Notre Dame'ı bir şehir gibi alarak, Notre Dame'daki hede hödö dedi xD

seni çok seviyorum Dilşaaaad..
bunları okurken suratında oluşacak ifadeyi yerim *yanyatıkmavigözlüşiringülümseyensmile*

*şimdi o güzel, nakaratı almancaya çevrilen şarkıları paylaşacağım.

Şubat 24, 2009

çıldırma sebebi.

recep ivedik2, AROG'u geçmiş.sinir oldum.lanet olsun böle sinema anlayışına.cem yılmaz nerdee şahan nerde.
gelde çıldırma.

Şubat 23, 2009

...

bugün için çok güzel blog planlarım vardı ancak artık bazı şeylerden yorulduğum için yazacak durumda değilim.
herşey bizi bulmasın bikerede.
çok şey mi istiyorum?

Şubat 22, 2009

she's gone.


70s 80s hard rock'a acayip sardım şu dünkü konserden sonra..
hele şu steelheart'ın she's gone şarkısı...
aman allahım ya böyle bir şarkı olamaz.
16 yıl önce böyle bir şarkı yapmak..
nasıl bir ilham nasıl bir profesyonelliktir anlamadım ki ben.
mutlaka dinlenemeniz lazım mutlaka.
şarkı piyano ile başlıyor.
sonra inanılmaz melankolik bir gitar solo var.
sonra "she's goone" diye söze giriyor.
"ooh lady, can you forgive me?" yerinde tüyleriniz diken diken oluyor.
bir de şu ilk baştaki gitar solonun sonunuda, nota 4 mezur inceliyor.
yani :
1.mezur : ince
2.mezur: daha ince
3.mezur: çok ince
4.mezur: en ince
gibi..
işte o gitarın notasının incelmesini, şarkının ilerlerinde vokal abimiz, sesiyle yapıor.
üstelik normal söylediği ses ince ve onu 4 kere daha inceleştiriyor.
tam bir 80s şarkısı yani.
inanılmaz.
duygularımı anlatamıyorum.

deo karantina.

dün gece jalopy'deydik.
deo karantina sahnedeydi.
ilk kez jalopy de sahne aldılar.
tabi gruptakiler hakan,ezgi,aykut,celal ve ozan abi olunca gitmek farz oldu.
bizim şuanda müzikle uğraşıyo olmamızın tek ve en büyük sebebi hakan'ı yalnız bırakamazdık.
gittik seyrettik.
saat 21.00-23.00 arası hayattan koptuk denebilir.
deep purple,steelheart,kingdom come gibi dev gruplardan mükemmel şarkılar çaldılar.
tam bir 70s 80s hard rock ziyafeti vardı.
ve ezgiye geleyim.
gerçekten mükemmeldi.
hiç bir çıkışta aksamadı.
ve bu beni acayip mutlu etti.
neden bu kadar sevindin derseniz.artık tamamen açıklamak isterim.
öss sınavı sonrası, bir grup projesi var.
ezgi,güney,mesut,ben ve kimliği belirsiz bascıdan oluşacak bir alternatif/pop rock grubu.
ve herkes ilerde bu işi yapmayı planlayan insanlar.
çok büyük beklentimiz var o gruptan.
çünkü tüm elemanlar gerçekten çevremizde takdir gören müzisyenler.
işte sevinmemin nedeni bu.
grup arkadaşımın performansını öyle görünce harbiden çok umutlandım ve eminim yapcaz bişeler.
grubun bir diğer elemanı olan güneyin halide beni çok güldürdü xD
salak ne içmişse, jalopye geldiğimde küp gibiydi xD
herkesi öpüp duruodu fln xD
mal xD

işte böyle canlar.
össye de çalışmaya devam.
ydsye de.
o zaman ne dioruz :

c'moooooon!

Şubat 20, 2009

gıdıklanmak.

  • ilk olarak insanın "gıdı"sına uygulandığı bir işlem olduğundan dolayı bu ismi almıştır.
  • aslında olağan üstü bir olaydır.
  • kişi kendini gıdıklayamaz.
  • herkes gıdıklanmaz.
  • derinin işlevi, gıdıklamak üzere sırtın aşağısında biryerlere gelen elin, parmak izini test ederek,gıdıklanmaya zemin hazırlamaktır.
  • insan kendini kastığı zaman, kaslar derinin bu testi yapmasına izin vermez ve kişi gıdıklanmaz.
  • en hassas deri ayak altı derisi olduğundan, asla gıdıklanmam diyenler yalan sölerler.
  • hatta ayak altına yapılan hafif dokunuşlarla insan kendini bile gıdıklayabilir.
  • yani ayak altı derisi,parmak izi testi yapamaz.
  • ayrıca koltukaltı gıdıklama olayı iğrençtir.
  • aynı şekilde insan kendini koltukaltından da gıdıklayamaz. oradaki parmak izi testi daha yüksek seviyededir. kolunu indirmek suretiyle koltuk altını kapatan insan, kendini kastığı için omzundan bile gıdıklanır.
  • diz kapağı ve dirsek çok hassas olduğundan orası da parmak izi testi yapamaz ve herkes tarafından gıdıklanabilir.
  • birini gıdıkladığında sıçrayıpta "gıdıklanmam, huylanıyorum" derse, yalandır. gıdıklandığını saklama gereği duyar. halbuki huylanmayan insan zaten gıdıklanmaz. yani gıdıklanmak için önce huylanmak gerekir.yaaani huylanmak gıdıklanmanın aynasıdır.
  • bizim büşrada olan gıdıklanma değil, tiktir.
  • ama dilşadda olan %100 gıdıklanmadır.
  • didemde olan ise, cüssem ve cüssesi sebebiyle parmağımın bile canını acıtıyor olmasıdır. ama didemde gıdıklanır gıdısından.

bu kadar şeyi oturup düşündüm ve yazdım.
sanırım piskolojim bozuluyor.

Şubat 19, 2009

cemil hetfield.

metallica türkiye konserinin ardından james hetfield'i "cemil" yapmışlar !!
inanmazsanız görün xD


Şubat 18, 2009

Panaroma 1453 Müzesi.






Ya resimlerden oluşturulan bir müze. Ama resimler küresel bir bütünlük oluşturduğundan, etrafınızdaki resimlerdeki surlar, gökyüzü falan gerçek gibi. gerçekten büyüleyici. anbiliivıbıl yani.
özellikle bulutlardan birine dikkatli bakıldığında, fethi izlediği görülen Fatih Sultan Mehmet silueti çok etkileyici.
gidin görün derim mutlaka.

Saw V Soundtrack Album.

evet albüm elime geçti arkadaşlar. dinledim beğendim. genellikle industrial veya elektronik tarzda şarkılar mevcut albümde. filmle de çok fazla ilgisi yok. dinlemeniz tavsiye edilir. albümdeki şarkıları da yazayımda ben :

1. Trap Attacks - Charlie Clouser

2. True Believer - Testament

3. Death And Destruction (Remix) - Ministry

4. What’s Next (The Blood & Sand Mix) - Filter

5. Thanks Again, Again - The Almighty

6. The Banishment - Prong

7. The Dawning Of Doom - Die Krupps

8. Power Player - Clutch

9. ugLi - Skinny Puppy

10. Strangers - William Control

11. Unlaced - Emilie Autumn

12. Blood and music - Fixmer/McCarthy

13. Wizard Of Sextown - The Revolting Cocks

14. Date Of Expiration (Expired) - Funker Vogt

15. What It Takes - Charlie Clouser

olurda dinlemek isterseniz; DOWNLOAD

www.bunalti.com

Şubat 17, 2009

c'moooooon.

şuanda okumuş olduğunuz blogceğizi saymazsak bugün tam 9 adet blog yaparak, kendi rekorumu kırmış bulunuyorum.
ama nete giremediğim günlerin acısını çıkardım.
şimdi de içim rahat bir şekilde yatağıma doğru yol alıyorum.
görüşmek üzere canlarım.

onu istiyorum.


tam olarak bunu istiyorum.alın bana.başka bişe istemicem söz.

NOT: buarada şerefsiz chris. resimde sağ altta playlist'i görmedim sanmaaa. kopyacııııııııı. (kendimi böle avutuorum işte...)

benden neden korktular anladım sanırım.

bir insan nasıl bu hale gelir davul çalarken?
chris adler'in normal halini bilirsiniz.
fazla bi açıklamaya gerek yok. resim anlatacaktır davul çalarken insanın nasıl bir hal aldığını.

insan şarkı söylerken nasıl değişir?

az önce paylaştığım blogdaki insan johan hegg'i bir de şarkı söylerken görelim...
mikæl stanne şarkı söylerken...
mikæl stanne normal
angela gossow normal
angela gossow şarkı söylerken
james hetfield şarkı söylerken
james hetfield normal

valla ne demek gerek bilmem ki...

angela gossow with cristina scabbia.


lanet olsun ki ikisinede hayranlığım bir türlü dinmek bilmiyor yahu.

angela:sarı saçlarının ve yüzünün güzelliğinin altında yatan bir brutal vokal var. inanması güç olsa bile. farkları göreceksiniz birazdan.

cristina:ezelden beridir hastasıyımdır. gerek sesi, gerek güzelliği, gerek röportajlardaki sempatik tavırları beni hep büyülemiştir.

allah sahibine başlasın dicem ama, cristina slipknot grubundan bir elemanla evli. adı aklıma gelmedi.
angela ise gene kendi grubu arch enemy'deki gitarist chris amott ile evli senelerdir.

oof ulan off xD

for büş.






evet büş senin için bu.
sakallı taş insanlar sınıfına belki girebilicek bir insan daha.
evet amon amarth'ın vokali : johan hegg

varyags of miklagård.


evet söylediğim üzere sözler buyrun...

miklagaard has been our home
for twenty years or more
we´ve our axes, spears and swords
in service of the emperor

we are loyal warriors
that´s the oath we gave
to protect the emperor
even to a violent grave

our loyality was always firm
we kept our given word
on these southern battlefields
our northern war cries roared

battles have been fougth
many gave their lives
but all who died by axe and sword
were called to hall up high

our time here
is now at end
can´t help but reminisce
a cold spring day
so long ago
when we set out to sea

we!
set out from svitjod´s
shores!
with dreams of fame and
gold!
and!
the work of weaving
norns!
was unknown

we are loyal warriors
that´s the oath we gave
to protect the emperor
even to a violent grave

it´s time to take farewell
we have been resolved
from the sacred oath we gave
it´s time to go back home

our time here
is now at end
our memories will stay
of miklagård
our southern home
until the end of days

we!
set out from svitjod´s
shores!
with honor and
rewards!
we return back
home!
we return back
home!
with honor and
rewards!
we return back
home!

miklagård.

miklagård ne demek hep merak ederdim. birde asgård.
oturup araştırdım.
miklagård, vikinglerin istanbul'a verdikleri isimmiş.
meğerse,istanbul; herkeste olduğu gibi, vikiniglerde de tutkuyla sahip olmak istenen bir şehirmiş.
şimdi düşünüyorumda, bizim yaşadığımız yer, aslında dünyadaki diğer insanlar için sadece bir rüya.
bizansından, vikinglerine kadar.
hey gidi islambol, hey gibi konstantinapolis...
ama eminim ki onlarda burda yaşasalar bu kadar tutkulu olmazlardı.
tamam istanbul güzel bir şehir tabii ki..
eşi benzeri çok az.
ama bir yere kadar.
neyse.

amon amarth şarkılarında da sürekli geçerdi miklagård ve asgård kelimeleri.
asgård ise tanrıların evi anlamına geliyormuş.

ayrıca bir not daha.
amon amarth, son albümündeki varyags of miklagård şarkısını, ilk defa 6 aralık 2008'deki istanbul konserinde çalmış.

ve sevgili vokal johan hegg, "We didn't play this song, it is for Miklagåååååååård" diye bağırmış ve bu şarkının ilk canlı performansı, istanbul parkorman'da kayıtlara geçmiş.

herkes sever ben sıkılırım.
sevinsem mi üzülsem mi?

bilemedim.

sonraki blog'da şarkının sözlerini paylaşacağım hemen.

ölmüş.


türkiye'de kaliteli bir oyuncu daha,bir çınar misali devrilmiş.
öyle "oo gazanfer yaa bitanedir o" diye bir durumum yoktu ama üzüldüm.
en nihayetinde oda insan.
klasiktir : allahtan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır dilenir.

korkunç sercan :-o

resmen günlerdir net başına geçemiyorum test çözmekten.
iyice girdim anlayacağınız öss moduna.
günlerim test çözmekle geçiyor adeta.
okula gelirsek değişik birşey yok. ders ders ve ders işte.
bugün bide okuldan geldim o yorgunlukla jägermeister'ın provasına gittim. ilk provadan 6 şarkının 4 tanesini çıkardık.
ama harbi zevk aldım.metallica çalmayı özlemişim adeta. creeping death, seek and destroy, fade to black ve enter sandman tamamlandı gibi.
master of puppets ve harvester of sorrow'da ufak pürüzler var. sonraki provada onlar da hallolur.
bide gökay'ın bazı şarkılarda sesi çatladı biraz.onun dışında güzeldi herşey.

beni şaşırtan bişe oldu bugün provadan sonra.
bi arkadaşla aramızda geçen diyaloğu yazayım.

+sercan, ne grubu bu?
-ya işte metallica cover grubu.
+hayırdır?
-ya paslanmamak için.
+hani benim olacaktın sadece?
-ya amaan çalcaz işte senle de.
+bağırma banaaa.bişe diyim mi?
-de.
+çok korktum.
-hıı?
+sen çalarken çok korktum.
-neyden korktun be.
+senden.
-oha neden ki?
+ilk defa seni metal çalarken gördüm bu kadar tutkulu.
-yavrum manyakmısın git işine kızım ya.
+ya bak vallaa.
-neyimden korktun bee.
+ya böle nası anlatiyim gözlerin pörtlemişti, dişlerini sıkıodun,terlemiştin,kırmızıydın. bi an kendimi zillerin yerine koydum, sonra düşündümkii...
-şşşş tamam.
+sonra dedim ben ziller olsam napardım acaba. hele creeping death'te..off ne biçim çaldın yaa.
-tamam lan kendimden iğrendirme.
+ama iyi çaldın.
-hee terli terli ıslak böle çok seksi dimi.
+he?
-yok bişe yok.
+ya ne dedin.
-tmm sus sigara ver.
+offf...
...

ya bloguma yorum yapan arkadaşlar size sesleniorum.sizde illaki gördünüz beni davul çalarken.
hiç korktuğunuz oldu mu?
bu nasıl bir saçmalıktır.

duyun sesimi ya.
korkunç bi insan mıyım ben :(

buarada öss ve yds için 50 tl yi bayıldık bankaya.
ya şaka maka resmen 17 hafta kaldı sınava.
hani bildiğin öss insanıyız bildiğin giricez sınava.
amaan stres yok hayırlısı neyse o olur.
ama genede:
bekle beni eskişehiiirrrr (A)

bekle.

Şubat 14, 2009

fenerbahçe.





kendi üzerime alındığım bir galibiyet aldı fenerbahçe.
hacettepe'yi tam 7-0 yendik.
doğum günümde böyle bir skor olunca bende haliyle üstüme alındım.
teşekkürler fenerbahçe =)

14.02.2009




















evet arkadaşlar, evde de birkaç arkadaşla beraber bir kutlama yaptım. fotolarıda böle paylaşmak istedim küçük küçük xD

tekrar herşey için, herkese teşekkür ederim..