Mayıs 30, 2013

Hırsız Kafası

Selam.

Masumiyet kavramı çok ilginç değil mi? Üzerine şarkılar yazılmış falan. Hiçbirimiz masum değiliz. Ama bir yandan da hepimiz masumuz. Göreceli olan güzelliktir diye kendimizi kandırmamış mıyız boş yere? O kadar mı çirkinmişiz lan. Vay amk. Asıl göreceli olan şey masumiyet bence. Neden diye sormana bile gerek yok dostum. Mesela bir insan hiçbir şekilde kendisi için "Çok masumum." diyemez. Çünkü yaptığı her şeyden, ya da kibarlığı bırakalım, yediği her boktan kendisi haberdardır ve derinlerde bir yerlerde bu yediği bokların masumiyetten çok uzak olduğunu çok iyi bilir.

Bir insan, masumiyetine kendisi karar veremez. Dediğim gibi, kimse kendini masum olduğunu düşünmez. Buna karar vermesi gereken çevrermizdeki diğer insanlardır. Çünkü onlar sadece dışa yansıttıklarımızı bilmeye mahkumdurlar. İçimizde kopan o fırtınalar falan ooo klişenin dibine vurdum. Yok öyle bir şey, demedim onu. Yok içinizde fırtına falan, heyecanlanmayın.

Bir de bu suçluluk duygusu var. Mutlaka hepimizin kendine bile anlatmaya çekindiği, insanlarla paylaşmasının mümkün olmadığı şeyler var. Tırnak içinde yine diyorum, "yediğimiz boklar". Onlar için çekilen suçluluk duygusu. Suçluluk duygusunu atmanın tek yanı birileriyle paylaşmaktır falan deniyor. Yok öyle bir şey. Mesela sen yasadışı bir şey yap, sonra suçluluk duygusunu paylaşmak için git onu polise anlat. Ee noldu? Kaydı hayatın. İşte aynen böyle bir şey. Suçluluk mu duymak istiyorsun illa ki? O zaman şöyle düşün, yaptığın şey, yediğin bok, her neyse, kime zarar vermiş ve bu zarar hala devam ediyor mu? Aynen, Perfect Tense gibi. O da ne saçmadır. Neyse. Eğer bu yaptığın şeyin etkisi, bir başka insan üzerinde hala devam ediyorsa, o zaman suçlu hissetmek için bir sebebin var demektir. Bu durumda suçluluk duygusunu hafifletmek için de, gidip bunu o kişiyle paylaşmalısın. Bu suçluluk duygusunun sebebi, kendine zarar vermense, kendini affet. Çünkü kendine yaptığın bir şey için başkasından af dileyemezsin. Çok saçma olur zaten. Bkz; Anne ben kolumu kırdım, aylarca bateri çalamayacağım. Affet beni. Bu nasıl bir saçmalıktır? Değil mi ama.

Bir de bu aşk olaylarını çok kafaya takmayın be hacı. Bak mesela bana, aşkın hissettirdiklerini unuttum artık. Midemde kelebekler yerine, tavuk döneler, karışık Karadeniz Pideleri, Mersin Tantuniler, Big King Menüler falan uçuşuyor. Evet amk ya, kilo aldım. Sanki çok minnakmışım gibi, daha da at oldum.

Hani şu imkansız aşk mevzusu var ya. Platonikli falan. Abi o ne ya? Allaaşkına yani yapmayın. Olmuyorsa olmuyor, daha neyin zorlaması bu? Hayır bir de şey var. Kızı ya da çocuğu metrobüste görüp aşık olup ilk adımı ondan beklemek nedir lan? Hollanda mı burası? Gidip "Meraba" desen de gerçi "Oha rsmn skmek istdi .s.s" olacak. İki ucu boklu değnek resmen. Bunları saymıyorum bile.

Asıl böyle birini sevip, ona açılıp, karşılık alamayıp, hala da sevmeye devam edenler. Sizler ne kadar delikanlı erkekler ve hatunlarsınız. Ama bir o kadar da salaksınız hacı şimdi kusura bakmayın. Şimdi çok efsane örnek vereceğim. Çok efsane değil aslında ama. Neyse sulandırmadan anlatayım.

Hırsız olduğunu düşün. Bir evi gözlüyorsun. Tamam biliyorum sen öyle bir insan değilsin ama, bi düşün yine de. Evi gözetlediğin için içerdeki zenginliklerin farkındasın. İçeri bir girsen 25 saniye içinde binlerce liralık şeyler çalabilirsin. Büyük an geldi, gittin kapıya. Zorladın zorladın zorladın açılmadı. Muhteşem güvenlik önlemi var. Açamıyorsun kapıyı. Uğraştın dakikalarca,olmadı hala açılmıyor. İçten içe de, bulunduğun muhitte hangi eve girsen aynı oranda malı götürebileceğini biliyorsun, zengin muhit hesabı. Bu durumda o kapıyı zorlamaya devam mı edersin, yoksa diğer kapılara mı yönelirsin? Elbet birisi açılacaktır çünkü. En mantıklısı başka kapıya yönelmektir. Neden mi? Çünkü senin zorlayıp da açamadığın kapı var ya, sana girsin. Şaka. O zorladığın kapıya, birisi gelip laaps diye zorlanmadan girecek. Anahtarı olacak çünkü. Buna şahit olmak da seni çok üzecek. İşte o yüzden başka kapıları dene arkadaşım, başka kapıları dene. Dinle beni. 

Patates çok gördü bunları.
Hangover III'ye de az kaldı. Oh yes. 

6 yorum:

  1. vay be sercan çok derin yazı. ne güzel içini dökmüşsün!

    masum değiliz hiçbirimiz hakkaten. o aşk olaylarının da hepsi tarihe karışsın. aşk acısı şeysi ne berbat bi şeymiş. geçti bitti diyoruz ve ortaya böyle güzel yazılar çıkıyosa geçmise saygı duyuyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle! "Eski sevgilim bok yesin"ler bitti artık. Yaşasın takılsın ne bileyim. Geçmişe saygı esastır artık. Hayat boyu optimizm!

      Sil
  2. işte görmek istediğimiz tepkiler :) tema da güzel olmuş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çoook teşekkür ettim Mia! Yıllardır beyaz beyaz sıkılmıştım, tamamen zıttına döndürdüm :)

      Sil
  3. Yine içimizi okuyarak yazılan bir konu.

    YanıtlaSil