Ağustos 10, 2011

Don Lastiği


Türkçe nasıl bir dildir abi ya. Hani klişe olarak derler ya "don lastiği" gibi diye. Çok doğru bir tanım o ya. Yani artık erotik şeylere o kadar çok terimler koymuşuz ki, normal hayatta, masum masum konuşurken bile, fesat birileri çıkıp, bu olayı başka türlü bir muhabbete dönüştürebiliyor. İtiraf etmeliyim ki, bu fesat kişi, kendi arkadaş grubumda genelde ben oluyorum. Bu hoşuma gidiyor aslında çoğu zaman. "Bak ne kadar fırlamayım lan ben" demiyorum öyle bir şey yok, ama fırmalama olduğum zamanlar da oluyor.

Geçen akşam arkadaşlarla muhabbet dönüyor. Orada yer alan bazı cümleleri yazacağım. Yazacağım cümlelerde bahsedilen şey TRAMVAY. Ama sanki değil.

Abi sabahları 15 dakikada bir kalkıyor.
Hadi lan, sabahları hiç kalkmıyor. (Ay yazıııık.)
Bazen tam biniyorum, kalkar kalkmaz boşalıyor, sinir oluyorum. 
Bazen de Eminönü yerine Beyazıt'ta boşalıyor. (Yani demek istiyor ki, erken boşalıyor.)

İncicaps
İşte Türkçe böyle bir dil. O muhabbetler yapılırken orada olup, ölmenizi görmek isterdim. Komikti baya ya, iyi güldük. Hatta sonra isyan ettik, ulan nasıl dil bu Türkçe falan diye. Ne diyorduk, muhabbet nereye geldi.

Unutmadan; bazı dillerde "J" harfi "Y" olarak teleffuz ediliyor ya. Mesela İsveççe'de. Johan yazıp Yohan  diyorsun. İşte bir İsveçli, LOST'taki karakterlerden Sayid Jarrah'ın adını kendi diline göre telaffuz etse, biz Türkler çok eğlenmez miyiz?

Sayid Jarrah

3 yorum: