Temmuz 09, 2011

Pastoral Hikâye


Geçenlerde mini bir tatil işin Şile'ye gittiydim. Bu hikayeyi de orada yazdım. Sevgiler.

*************************************

Yorganların arasında kurulmuş yuvalarında, mutlu mesut yaşıyorlardı. O yorganların kokusu, adeta yalnızlık ve terk edilmişliğin kokusuydu. Umarsızca, ortalığa sıçıyorlar, her yeri bok ediyorlar ve buldukları her şeyi yemeye çalışıyor, adeta kemiriyorlardı. Bu mutlu hayat hiç bitmeyecek gibiydi.

Maalesef, o kötü gün gelmişti. O çok gürültü çıkaran, geldiklerinde 1 ay boyunca gitmeyen yaratıklar gelmişlerdi yine. Evet, bu insanoğluydu. Yine her yeri pırıl pırıl temizleyecekler ve onları kovacaklardı, belki de öldüreceklerdi. Ayak sesleri git gide onlara yaklaşıyor, insanların kokusu git gide belirginleşiyordu. O an geldi ve yeşil gözlü dişil bir insan yuvanın çatısı olan yorganı kaldırdı ve onları gördüğünde bastı çığlığı. Biz de bunun verdiği panikle, hanımla beraber koşmaya başladık. Derken baldız ve enişte de bize katıldı. Kaçtık kaçtık ve bulduğumuz ilk deliğe girerek oradan uzaklaştık. Daha tüyü bitmemiş yavrularımızı orada bırakmıştık. Sonra duyduk ki, bizi kaçıran insanın annesi, yavrularımızı elektrikli süpürgeyle çekerek çöpe atmış. Bir rüya daha bitmiş, bir evimiz daha, kaçak olduğu için yıkılmış dağılmıştı. İyi ki, her yeri kemirip, mahvedip, tüm ortalığa sıçmışız. Bu bizden aldığınız eve ve yavrularımıza diyet olsun!

İlham Kaynağı : Yılda sadece 1-2 ayımızı geçirdiğimiz Şile’nin İmrenli Köyü’ndeki evimize girip, yorganların arasına yuva yaparak yavrulayan farelere ve onların şehit düşen yavrularına ithaf edilmiştir.
Çığlık Atan Yeşil Gözlü Dişil İnsan : Annem
Yavruları Elektrikli Süpürgeye Çeken İnsan : Ananem.

1 yorum:

  1. Hayvanlarla empati yapmak ufuk açıyor bildiğin ya :D ben de yapmaya başladım bu aralar :D

    YanıtlaSil