Haziran 08, 2011

THY Küpeli Hama'nın İlginç Hikayesi


 

Merhabalar sevgili okurlar.
Yukarıda gördüğünüz video'daki reklamı izlememiş olan varsa, yazımı okumadan önce, reklamı izlemesini istiyorum.

Evet, şimdi izlediyseniz, görüldüğü gibi bu reklam ticari amaçlı bir reklam değil. Bunu zaten televizyonda dönmemesinden anlıyoruz. Belgesel içerikli olduğundan sadece National Geographic'te yayınlanmış. Onun dışında ise, Youtube'da ve Turkish Airlines'ın ofislerinde izleyebilirsiniz.

Reklamda da anlatıldığı gibi, çok ilginç bir hikaye. Belki kurmaca gibi gelmiş olabilir ama, sizi temin ederim ki, kurmaca değil, tamamen gerçek bir olay. Şöyle kısaca anlatayım hemen. Kahramanımızın adı "Hama". Heryerde Ama yazıyor ama, pasaportunda yazan, Hama. Neyse. Hama, kocası ve 6 çocuğuyla birlikte Etiyopya'nın Dimeka köyünde yaşıyor. Yaşadıkları hayat, tam olarak, belgesellerden gördüğümüz kabile hayatı, oldukça ilkel  bir hayat. Bu ilkel hayatta, erkekler çalışmıyor. Kadınlar, sabah topladıkları odunları, çarşıda satıyorlar ve kazandıkları parayla yiyecek, giyecek falan alıyorlar. Aslında giyecek bakımından fazla da kaygıları yok, biliyorsunuz genelde çıplak takılıyorlar. Herneyse, bir gün Hama yine topladığı odunları satmak için çarşıya indiğinde, daha önce turist gezdirmiş olan bir şoförün aracında, Türk Havayolları bagaj etiketini görüyor. Önlü arkalı, 2 adet olan bu etiketlerin, kırmızı rengini ve üzerindeki şekli çok beğenen Hama, şoförden bunları alıyor ve küpe olarak kulağına takıyor.

Turkish Airlines Etiyopya bürosundaki muhasebe müdürü Burhan Bey'in bir arkadaşı, Hama'yı bu küpelerle görüyor ve fotoğraflarını çekiyor. Ardından fotoğrafları, Burhan Bey'e, Burhan Bey'de İstanbul'daki Genel Müdürlüğe gönderiyor. Sonra hepsi uşağa.

Ardından reklam falan çekilmeye karar veriliyor, çekiliyor da.

Efendim hikaye bu şekilde ama benim asıl anlatacağım bu değil. Bilen biliyordur, bilmeyen öğrensin, bir turist rehberliği öğrencisi olaraktan, rehberlik yapmaya ufaktan başladım. Stajyer gibi düşün. İşte ben, bir çok rehberin rüyalarında bile yaşayamayacakları bir tecrübe yaşadım. Bu tecrübe o kadar ilginç bi tecrübeydi ki, bunu size aktarmak için bir süre beklemem gerekti. Hemen yazamadım, toplayamadım kafamı.  Evet efendim, kısacası, bu grubun rehberliğini ben yaptım. İnanılmaz, bir daha yaşamamın mümkün olmayacağı 3 gün yaşadım.

Baştan başlayalım şimdi. İş bana verildiğinde pek de memnun olmamıştım. Hatta hiç memnun olmadım diyebilirim final haftası olduğu için. THY'nin misafirlerini ağırlayacağımızı söylediklerinde bi silkelendim. Lan dedim, THY'se tamam. THY Genel Müdürü Temel Kotil, Hama ve ailesini İstanbul'a davet etmiş. Hama'yı keşfeden Burhan Bey, bir profesyonal rehber, Hama, kocası ve çocuklarından 2 tanesi, İstanbul'a geldiler. Havaalanında karşıladık.

Klasik bir İstanbul turu değildi yapacağımız program. Doğaçlama hareket edecektik. İlk gelişlerini mutlaka görmeliydiniz. Arabaya bindiklerinde motor sesinden, frenden, trafikteki diğer araçlardan herşeyden panik oluyorlardı. E tabii ki kolay değil, ilkel bir yaşam alanından koskoca bir metropole gelmişlerdi sonuçta. 

Programın ilk ayağında, Torium Snowpark vardı. Neden mi? Şimdi bu aileye Ayasofya'yı göstersen ne anlatacaksın? Yani klasik İstanbul turu yapmakta bir mantık yok. Mantık nerede biliyor musun? Snowparkta! Adamlar hayatlarında hiç kar görmemişler, ilk defa kar göreceklerdi, zira gördüler de. Ama o suratlarındaki masumluk, o şaşkınlık, her türlü görülmeye değerdi. 


Ardından programda olmamasına rağmen, çocukların lunaparkımsı yere bakışlarına dayanamayarak, onları çarpışan arabaya bindirdik. Buradan şunu anladım ki, çocuklar daha önce lunapark görmemiş olsalar bile, lunapark yine de çocukların ilgisini çekebiliyor. Zaten, tur bitip havaalanına dönerlerken bile, hala akılları çarpışan arabadaydı. Babalarının bile.

Efendim işte, akvaryuma gittik Forum İstanbul'daki, Boğaz Turu yaptık. Hepsi çok değişik deneyimlerdi onlar için. Burhan Bey'le konuşurken, ortak düşündüğümüz bir şey vardı. Şimdi bunlar köylerine dönünce, mesela boğaz turunu nasıl anlatacaklar? Deniz kelimesinin, Boğaz kelimesinin, tur kelimesinin, onların dili "Amharik"te karşılığı var mı acaba? Keşke onu görme şansımız olsaydı.

Buaradan Türk Havayollarına da tebrik ve teşekkürlerimi göndermek istiyorum. Ayırdıkları bütçe sayesinde, Hama ve tüm ailesini güzelce giydirdik, bir sürü kıyafet aldık onlara. Ayrıca bu ayrılan bütçeden daha oldukça bir para da kaldı. Hama tek istediği şu sözlerle belirtmişti : "Birkaç ineğimiz olsa, çocuklarıma daha çok süt verebilirdim." O artan bütçeyle 10 tane kadar inek alınabiliyordu ve Burhan Bey'in onları da hallettiğine eminim. Haberlerini bekliyorum gerçi, okurlarla da paylaşırım haberi gelince.

Etiyopya kahvenin ilk çıktığı yer biliyorsunuz. Oradan kahve getirmişler. İşlenmemiş. Kahve manyağı bir insan olarak, o sertlikte bir kahvenin yarısını içebildim ancak. Ayrıca, Hama kolundaki, Kalaşnikof mermi çekirdeğinin yapıldığı madenden yapılan, altın renkli bilekliklerinden birini bana verdi. Şimdi düşünsene bi, Etiyopyalı bi kabiledeki bir kadının kolundaki şey bir anda benim koluma geliyor. Bu çok garip bir kader ya.

Ayrıca çocuklardan ufağının bir gözü görmüyordu. Küçükken düşmüş, ağaç dalı batmış. Onu muayene ettirdik hani belki gözüne birşey yapılabilir diye. Ancak o göz, görme yetisini %100 kaybettiğinden, yapılabilecek bir şey yoktu. Biz yine de VIP Turizm ve THY olarak elimizden geleni yaptık diye düşünüyorum. Onları asla unutamıcam sanırım.

Burhan Bey'in onları anlatırken söylediği bir kaç şeyle, yazımı bitiriyorum canlarım : 

"Bunların yaşadığı yere gelip bir süre yaşamak lazım. İnsanda ne hırs ne ego kalır. O kadar azla yetiniyorlar ki, günde bulurlarsa 1 kere yemek yiyorlar. Ama birbirlerine çok bağlılar ve çok mutlular..  "
 Birkaç fotoğrafla noktalıyorum. Nette haberleri çıktı hep, fotolar var ama bu fotolar sadece burada var bilgin olsun.

 Şu fotoğrafı çektiğim anda(yukarıdaki), Genel Müdürlükteki herkes duygulanmıştı. Hama, kendi reklamını seyrederken, köyünde bıraktığı 4 çocuğunu görünce göz yaşlarını tutamadı. Özlemişti onları. Çünkü buraya gelmeden önce, 12 gün Etiyopya'nın başkenti Adisababa'da oryantasyon tarzı bir olayları olmuştu.

 İşte bu yukarıdaki de, tüm bu olayları başlatan o ilk fotoğraf.


Mr. Patates saygılar sunar.

3 yorum:

  1. şaka gibi! çok etkilendim..

    YanıtlaSil
  2. valla üzerinden 10 gün falan geçmesine rağmen ben hala etkisinden kurtulamadım. yani sen okuyarak etkilendiysen bi de benim bunları yaşadığımı düşüün, tanrım tüylerim yine diken diken oldu.

    YanıtlaSil
  3. uzunluğundan dolayı erteliyordum bu yazıyı okumayı.çok kızdım şimdi kendime ertelediğim için.
    müthişmiş sercan ya..
    gerçekten unutamayacağın bir anı olmuş,çok şanslısın bak ,iyi ki katılmışsın :)
    bol bol gülümsedim okurken,ne sevimliymiş Hama ve ailesi..ayrıca THY'ye de helal olsun..reklam kaygısı gütmeksizin böyle bir işe girişmeleri çok takdir edilesi..

    YanıtlaSil