Haziran 14, 2011

Seçim Yorumu

Geç de olsa geride bıraktığımız seçimle ilgili bişeyler söylemek istiyorum.

  • Seçim arabaları yok olduğu için çok mutluyum. Artık zıplayarak uyanmıyorum.
  • Objektif olmak gerekirse, iktidar ve muhalefet yanlısı arkadaşların, birbirlerine sürekli bişeyler sokup çıkarmasından çok rahatsız oluyorum. Bu yüzden Facebook listemden sildiğim insanlar oldu. Adamlar %50 gibi bi rakamla seçimi kazanmış, daha neyin tartışmasını yapıyor bu insanlar? Yok ülkenin yarısı cahil, koyun, bilgisiz, muhafazakar, bilmem ne. Arkadaşım, koskoca ülkenin yarısının böyle olmasından rahatsızsan, git o zaman başka ülkede yaşa. Millete hakaret etmenin ne bir mantığı, ne de bir yararı var. Sonuçta seçim tekrarlanmayacak, her iki kişiden birinin AKP'ye verdiği oylar iptal de olmayacak. Boşuna gerilim yaratıyorsunuz. AKP yanlısı insanlar da, CHP'lilerle ne diye dalaşıyor? Yani yandaşı olduğun parti, dünyada görülmemiş bir yüzde ile seçim kazanmış, sen sevineceğine, hala gidip milletle kavga ediyorsun, laf saplıyorsun, gerilim yapıyorsun. İktidar ve muhalefet yanlısı farketmez, Facebook ve diğer sosyal paylaşım ağlarında, rengini belli eden insanlara gıcık oluyorum. Arkadaşım olsun olmasın, bu konuda gıcık oluyorum. Birbirinizle dalaşmak yerine, biraz da meclise giren 36 tane bağımsız milletvekilini düşünün. Siz birbirinize düşerken, adamlar yapacaklarını yapacak, haberiniz yok. Kemal Efendiydi, Recep Beydi, Mr. Püskevitti, böyle birbirinizle ortak karılar gibi atışacağınıza, 36 bağımsız milletvekili hakkında ne yapmanız gerektiğini düşünün. 
  • Şu seçim propagandaları. Açılan standlar, basılan broşüler, yapılan şarkılar, sürekli dolaşan otobüsler, asılan bayraklar falanlar filanlar. Bunlara her parti ne kadar masraf yapıyor? Çok. Baya çok. Standlar bedavaya açılmıyor, orada aylarca duran insanlar bedavaya durmuyor. Broşürler bedavaya basılmıyor ve hiçbir işe de yaramıyor. Alan kişi onu aldıktan sonra, en geç 5 dk sonra, çöpe gidiyor. Şarkıları yapan insanlar bunları bedavaya yapıp hediye etmiyor. O otobüsler, kiralanıyor, bedave değil. Su yakmıyorlar ayrıca. Üstelik gün boyunca hiç durmadan aynı yerlerden geçip duruyorlar. Tamamen gereksiz. Bayraklar, bedava değil. Üstelik seçim bittikten sonra da toplanmıyor. Karşı partilerden insanlar onları kesiyor, düşürüyor, yerlerde kalıyor. Boşa para harcama yanında da, çevre kirliliği oluşuyor. Peki şimdi sorarım, oy verdiğiniz partiye, standları temiz, broşürleri renkli ve kuşekağıt, şarkıları güzel, otobüsleri son model, bayrakları kaliteli falan diye oy veren oldu mu? Yani bu şeyler olmasa, insanlar kime oy vereceklerini bilmiyolar mı? Mitingler yapılıyor, Kılıçdaroğlu kendi ağzıyla söyledi 81 ile gittim diye. Buralara bedavaya mı gitti? Peki CHP'ye oy verenler, sadece mitinge gidenler mi? Yani şehirlerine mitinge geldiler diye mi oy verdiler? Yoksa zaten önceden biliyorlar mıydı ona oy vereceklerini? Bu kadar para harcandı şimdi, ne oldu? Biri kazandı. Ama tüm paralar boşa gitti. Çünkü bu propaganda hareketleri olmasaydı, yine sonuç değişmeyecekti. Şimdi o kadar para zaten gitti. Bir de vaadler var. Mesela yine Kılıçdaroğlu, her aileye, her ay 600 TL verilecek gibisiden birşey dedi. Sen şimdi bu seçim için para harcayıp, bunu sadece vaadetmekle kalmasaydın nolurdu? Propaganda için harcadığın tüm parayı, yettiği kadar, bazı ailelere dağıtsaydın? Her ay demiyorum, illa 600 TL olacak da demiyorum. 1000 aileye, sadece 1 ay, 500'er lira yardımda bulunsaydın. O zaman bu ailelerin görüşleri değişebilir miydi? Bence hepsinin olmasa da, bazılarının değişirdi. Yani bir şeyleri vaadetmekle kalmayıp, icraata geçilse, insanların fikirleri değişebilir. Yani bunun o lanet olası otobüslerden daha yararlı olacağından eminim. Sonuçta, bu vaadler için, "Seçimi kazanırsak yapcaz, yoksa yapmayız." diye bir olay olmaması lazım. Sen ana muhalefet liderisin, böyle bir düşünceye sahip olmaman lazım.
  • Hayır, yanlışsam söyleyin yani.
Patates stres attı.

11 yorum:

  1. aa çok üzgünüm ama bu yazıyla batmışsın. küçük olduğun, pek bilgi birikimin olmadığı belli olmuş. sen en iyisi geyikler yap, şu dinlediğin müziklerden, hintlilerden falan bahset geç. ya da bu yazıyı sil gitsin. amacım sataşmak falan değil ha, yanlış anlama.

    YanıtlaSil
  2. Şu rengini belli etme olayında acayip haklısın. Diğerlerinde de acayip öyle tabi :D Ama spesifik olması açısından şey ettim. Ya oyu perde arkasından atıyoruz arkadaşım, bi sus gizli kalsın dimi. Söyleme. Ya da söyleyeceksen kırk yıllık arkadaşını da orada burada siyasi muhabbetlerle bozma, tartışma. Hiç gereği yok. Yazık yani gençlere. İnsanın facebook hesabını dondurası geliyor böyle durumlarda. Doluymuşuz be :D

    YanıtlaSil
  3. yanlış anlaşılacak birşey yok, bunlar sadece benim düşüncelerim. katılabilirsin ya da katılmayabilirsin. tabii ki ben de senin düşüncene saygı duyarım.

    YanıtlaSil
  4. Affına sığınarak bir şey sormak istiyorum. Seçim kampanyaları süresinde yardımda bulunulsaydı kömüre buzdolabına oyunu sattıklarını gördüklerimiz gibi değerlendirmez miydik?

    Öte yandan, ben de seçimden önce harcanan paraları israf olarak değerlendiriyorum. Yazık ki o kadar para sokaklara dökülüyor. Ne için? Siyasilerin birbirlerine atı tutmaları, gövde gösterisi yapmaları için.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Sercan,
    Facebook ve diğer sosyal paylaşım ağlarında rengini belli eden 'senin o gıcık olduğun' insanlardan biriyim. Sen bana yukarıdaki olaydan dolayı gıcık olabilirsin, ama benim senin 'sempatik' bir kişilik olduğun yönündeki kanaatimde herhangi bir değişiklik yok.
    Gelgelelim yazmış olduğun yazının detaylarına. Yazını detaylarıyla inceleyip, hakkında yorum yapma cürretini nereden aldığıma gelirsek de yanıtım hazır yani,
    'Hayır, yanlışsam söyleyin yani.' cümlesine kurmasaydın sen de :)

    1)Senin rengini belli edenlere 'gıcık' sıfatını taktığın olay tamamen doğal. Şöyle bir örnek verecek olursak,
    The Economist dergisi senin de bileceğin üzre açıkça rengini belli edip CHP'ye bir nevi oy istemişti. Bizim ülkemizde bunun yankılarını gördük, duyduk. Hatta Başbakanımız bu olayla ilgili 'Bu nasıl bir pervasızlıktır' cümlesini kurdu. The Economist bu sözler üzerine ve bizim ülkemizdeki yandaş basının ateş püskürmesine 'acayip' şaşırmıştı. Neden biliyor musun Sercan?
    Çünkü 'ileri demokrasiyi' gerçekten sindirmiş ülkelerde sadece gazeteler, dergiler değil tüm sivil toplum kuruluşları oylarının rengini belli ediyorlar. Çünkü onların, İnan Kıraç olayındaki gibi 'Bir daha açılışına gitmem' diyerek rengini belli edeni bertaraf eden bir liderleri yok Sercan. Sen de 'ileri demokrasi' nutukları atılırken oyunun rengini belli edenleri 'çok doğal bir hal iken' ötekileştirme lütfen. Çünkü oyunu belli etmek Başbakanın da dediği gibi 'BAZI RİSKLERİ ALMAKTIR' bu ülkede Sercan.

    2)Yazında siyasi partilerin harcadıkları paraların miktarından ve boşa harcanmasından bahsetmişsin. Öncelikle bugün doğum günü olması sebebiyle Che'nin bir sözünü hatırlatayım sana.
    'Savaş kaybedilebilir, ama savaşmayan çoktan kaybetmiştir.' İşte tüm partiler adeta bu sözü kendilerine rehber almış gibi çalıştılar değil mi? Senin ortaya koyduğun tabloya göre de insanlar kuşe kağıda yazılmış vaatlere oy vermiyor. Fakat o zaman şöyle bir tabloya da değinmeliydin. Örneğin MHP kasetti falandı filandı derken baraj altında kalma tehlikesi içindeyken Bahçeli tek hedeflerinin iktidar olduğunu söyleyip duruyordu. Yani Sercan, yüzde 1 bile oy alamamış bir TKP bir Demokrat parti vb. hedefini iktidar olarak belirliyorsa bu yolda çok yüksek tutarda paraların harcanması pek tabiidir. Bu böyle olmasaydı tek başına iktidar olacağından emin olan Ak Parti senin bahsettiğin o kampanya araçlarına başvurur muydu Sercan?

    3)Anamuhalafet liderinin bir projesinden yola çıkarak liderlerin vaatlerinin sadece seçim zamanlarında tekrarlanan içi boş projeler olduğu kanısına varmışsın. Fakat bu konuda da Türkiye büyük bir ikilem içerisinde. Geçmiş pek fazla dillendirilmemeli, fakat geçmişten ders alınmadan da yaşanılamaz. 'Ben olsaydım bölücübaşını asardım' diyen Başbakan'a, 'Şimdi elinde yetkin var. Assana o zaman' diyen Bahçeli'ye ne diyebilirsin ki Sercan? Ya da geçmişte yasaklanmış kitapların kendi döneminde tekrar basıldığını göğsünü kabarta kabarta söyleyen Başbakan'a sen çıkıp 'Peki basılmamış kitapları toplatılanlar?' diye sormaz mısın sen Sercan? Özetleyecek olursak partilerin seçim dönemlerinde harcamış oldukları paralar da, vaat etmiş oldukları projeler de normalite sınırları içerisindedir. Dozu kaçırmadıkları sürece tabii..

    YanıtlaSil
  6. @Burcu : Haklısın kömür, bozdolabı da aynı. Bi nevi rüşvet, oyları satın almak gibi.

    @Adsız : Görüşlerin için teşekkür ederim. Siyaset konusunda, hiç bir zaman çok bilgiliyim diye bir iddiam olmadı. Sadece bunaldığım şeyleri paylaşmak istedim hepsi bu. Ayrıca bir de kim olduğunu sorsam?

    YanıtlaSil
  7. Seçim arabalarının yok olmasından ben de son derece mutluyum ya.
    Bu israf olayına da katılıyorum..Bazı şeylerin dozajı bilinmiyor..gerçekten o kadar para harcanıp hazırlanan broşürler,kağıtlar saniye geçmeden atılıyor,ziyan oluyor..hiç olmasa daha iyi.
    Ben de insanların,zaten sahip olduğu fikirlerin 2 kağıt,3-5 sarkıyla değişeceğini düşünmüyorum..Tabii herkes mi bu konuda bilgili o da var ama,kulağımıza çalınan 2 şarkıyla aklımıza fikir oturacaksa hiç oturmasın daha iyi..
    Günde onlarca saat durmadan gezen seçim otobüsleri sempati değil,antipati kazandırıyordu bence.hangi parti olursa olsun.gürültü ve çevre kirliliği de cabası.

    farklı parti taraftarlarının atışması kısmında ise yine o dozaj devreye giriyor.her şeyin dozajı bilinmeli..
    siyasi konular bir derbi yorumu yapılırcasına,küfür kıyamet tartışılmamalı..
    tabi derbiler de öyle tartışılmamalı ama o konuya yapılabilecek bir şey yok:)

    YanıtlaSil
  8. herşeyi geçtim o kadar masrafı neye zam yaparak telafi edecekler merak içerisindeyim???

    YanıtlaSil
  9. merak edecek ne var. tabii ki de, yakıt.

    YanıtlaSil
  10. broşürler, şarkılar, türküler, gezen araçlar gereksiz ama bence adaylar şehirlere gitmeli, derdini anlatmalı ve insanları dinlemeli..
    harcanan paraların bir kısmı gereksiz olsa da bu parayı ailelere dağıtmanın adı oy satın almaya çalışmak olur.. yani iş amacından sapar diye düşünüyorum..

    YanıtlaSil
  11. haklısın. bunu düşünememiştim.

    YanıtlaSil