Mart 10, 2011

Kişisel bir ileti girin.

Geçen günlerde bir arkadaşım, bir konuda yazmamı istemişti. Aklımdan çıkmış gitmiş. Zaten blogunda geleceği garanti değil, bi geliyor bi gidiyor, ne yapcam şaşırdım. Neyse işte, bu konu aklımdan gitmiş ve az önce aklıma geldi. Nasıl aklıma geldi? Muhtemelen birazdan eleştirmeye başlayacağım şeyi, kendim yaptım çünkü. Konuya gireyim ufaktan.

Şimdi günümüzde internet o kadar yaygınlaştı, o kadar hayatımızın bir parçası oldu ki, herşey için internet ortamında yeni icatlar ortaya çıktı. Sosyal yaşam, adeta internete endekslendi diyebilirim. Yani arkadaşlarınla falan bir sosyal aktivite yapacağın zaman, önce internet üzerinden haberleşmek, bir gün bir saat bir yer belirlemek zorundasın. O kadar bağımlı olduk, herşeyimizi internette paylaşır olduk neredeyse. Manga'nın da dediği gibi "Kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun." Herkes için demiyorum tabi, bi çok insanda böyle bağımlılıklar başladı. O kadar ki, bir yakını öldüğü zaman, iletisinde onu paylaşabiliyor. Bu gerçekten vahim bir durum. Az önce onu ben de yaptım, bu durumda bu yazı bir eleştiri değil, bir öz eleştiri oluyor.

Neyse apartmanımızda bir dede vardı. En alt katta oturan, gayet böyle nur yüzlü, zararsız, kendi halinde bi adam. 1 yıl kadar önce, eşini kaybetti. Adam boşluğa düştü resmen. İşte o dede, çok kısa bir süre önce (yaklaşık 6-7 saat) evinde ölmüş bir şekilde bulundu. O saatlerdeki tweetlerimden birine bakarsanız, şöyle bir şey göreceksiniz : "Apartmanımızın dedesi ölmüş ya :/". Bak şimdi... Demek ki üzülmüşüm, seviyormuşum o dedeyi, içime atmak istememişim ve paylaşmışım. Siktirip gideyim lütfen. Böyle bahane mi olur? Millete ne? Belki ben bunu yazınca, millet ölümle ilgili derin düşüncelere dalacak, milletin moralini bozmuş olcam? İşte bizde daha böyle bi bilinç oluşmamış, ben de dahil. Birşey yazıyoruz tamam da, bunun 3-5 saat sonrasını düşünmeden yazıyoruz. Sonra da diyoruz ki, "Aaa, benim ne farkım kaldı şimdi onlardan?". Benim şuanki farkım, yaptığım sığırlığın farkında olmam ve arkasında durulcak bişey olmadığının farkında olmam.

Neyse bakma sen, ben yine masumum. Peki ya Twitter'da ya da Facebook'ta "Dedem öldü." diyen birini görsen? Ama öyle apartman dedesi değil, orijinal, kan bağlı dede. Hatta "Annem öldü." -Allah korusun-
Şimdi benim bunlara karşı diyeceklerim şunlar;

Olum, nasıl bişeydir bu? Deden/Annen/her kimin ölmüşse, senin ne işin var olm pc başında? Tek derdin bunu toplumla paylaşmak mı? Acını bari adam gibi, içinde yaşa lan. O yazıyı görüp "Ayy, canım ya, dedesini kaybetmiş :((88sekiz(" dediği zaman ya da sana teselli verdikleri zaman, acını onlarla paylaşıcak mı olcaksın? Baaak, anne diyorum, dede diyorum. Bu acı paylaşılacak bi acı olsa, kimse annesi ölünce acı çekmezdi. Söz konusu anne olunca,  mutlulukların paylaşarak çoğalması ve acıların paylaşarak azalması tamamen traş bi laf oluyor.

Neyse işte, arkadaşımın isteği üzerine bu konulara değinmek istedim, kendimi de kınıyorum acımı içimde yaşayamadığım için.

Son bişey ekleyeceğim. Ben şeye daha çok şaşırmıştım, geçen ufak çaplı bi deprem olmuştu. Kendime gelip tekrar pc'ye geçtiğimde Twitter'da bir sürü "Deprem oldu lan!" diye tweet gördüm ve bazılarının zamanına baktığımda, depremin olma saatiyle aynıydı. Ulan deprem olurken bile derdin tweet atmak mı ya? Bunu anlamıyorum işte.

Patates Kumpirin yapı taşıdır.

3 yorum:

  1. Yeni bir açılım getirmişsin bloga, tebrik ediyorum :D

    YanıtlaSil
  2. arada bir değişiklik gerekir ceylo :D hazır bloga doğru düzgün erişilemezken, böyle bişey yapayım dedim :D

    YanıtlaSil
  3. Bugün karşılaştığım,anlam verememekle birlikte üzüldüğüm ve böylesi bir baş sağlığı dilemenin bile verdiği garipliği hissettiğim durum.

    YanıtlaSil