Ocak 02, 2011

benimikibinonum

2011 yılının ilk gününün son saatinin son çeyrek dilimi içerisindeyken bunu yazmaya başlıyor ve geride bıraktığımız yılın, küçük bir özetini geçmek istiyorum kendi açımdan.

  • 2010 yılının, Hazırlık sınıfında yaptığımız partisinde, yabancı hocamız Henry'nin olmasına rağmen "Seneye görüşürüz" esprisini yaptık. 
  • Şubat ayında, doğum günümde pek pek sevgili dostlarım, hayatımın grubu Lamb of God'ın burada vereceği konser için bana bilet aldılar, çıldırdım.
  • Mart hayatımın en kötü ayıydı. Geçelim.
  • Nisan'a dair pek bir şey hatırlamıyorum.
  • Ve işte Mayıs ayı... İlk olarak, 4 Mayısta, hayatımın ilk iş görüşmesine gittim ve 5 Mayıs'ta Thailandlı bir gruba eşlik ederek, turizm olayının içine girmiş oldum. Yaklaşık 10 gün sonra, Hintlileri gördüm, tanıdım ve ırkçı olduğumu söyleyebilirim artık. Tüm Hintlilerden nefret ediyorum. (Çok üzgünüm ama, bu nefret ettiklerime, LOST'ta oynayan Sayid Jarrah, yani Naveen Andrews'de dahil. Kendisi her ne kadar İngiliz vatandaşı olsa da, Hint asıllı ve çok kavruk olduğu için kaybediyor.) Sonrasında, 17 Mayıs'ta bir Hintli grubumuz varken yine, izin alarak, akşamına Lamb of God konserine gittim. Konser hakkında konuşmak istemiyorum, şimdi sayfalarca yazı yazamam hiç. Hemen ertesi günü, 18 Mayıs. Konser gazisi olarak, kolum sargılı, teknede, boğazın ortasında, Hintlilerle beraberim. İşte o gün, canım sevgilimle, çıkmaya başladığımız gün olarak kayıtlara geçti. Çok uğraştırmıştı, aylarca yapmadığım şey kalmamıştı, ama o hep salağa yattı, anlamamazlıktan geldi, pis mikrop. Ama sonunda kazanan ben oldumm! Yerim onu, kuzum benim. Yani, kısacası canlarım, henüz 2010'un 5. ayında, Aşk ve işe, dolayısıyla paraya kavuşmuş oldum.
  • Haziran ayında, hazırlığı alnımın akıyla, oldukça yüksek bir ortalamayla bitirdikten sonra, son hız çalışmaya devam ettim. Hayatımın en büyük iş tecrübesini de yaşadım. Özgür Abi'min (Beni işe alan, gözümde patronum olan insandır.) Kıbrıs'a gitmesiyle, 100 kişilik bir öğrenci grubu bana kalmış oldu. Üstelik öğrencilerin yaşları 8-20 arasında değişiyor ve grubun sorumlusu ise saygıdeğer Tolga Yarbay'dı. O da bosnadan gelmişti. Yani işin TSK'yla ilgisi vardı. Çok korkmuştum işe başlarken, çünkü hiç unutmam, Özgür Abi bana "Bu grup sende, benim tüm yetkim sende, problem olursa çabuk ve doğru karar vermek zorundasın" demişti. Alnımın akıyla bu işten de çıktım çok şükür.
  • Temmuz ayı, 2010'un zor aylarındandı. Neredeyse, hergün çalıştım ve çok uzun saatler çalıştım. Üstelik ailem de tatile gitmişti ve tek başıma kalmıştım. Burger'dan yiye yiye bir sürü kilo aldım o zaman. Temmuz'un sonunda nihayet tatile çıkabildim. 
  • Ağustos, tatil ayımdı diyebilirim, oldukça dinlendim, ama işler de vardı yine, çalıştık da.
  • Eylül'de artık okul moduna girmiştim. Beni neyin beklediğini pek bilmiyordum, ama işte, elbet görecektik.
  • Ekim ve Kasım aylarında, okulda Selami Hoca gerçeğini gördüm. Bir de insanın sevgilisiyle aynı okulda olmasının ne kadar güzel bir şey olduğunu anladım. Yine kocaman bir öpücük gönderiyorum sevgilimee.
  • Aralık ayında, Rehber olmanın gereklerinden biri olan, Türkiye Turu için, ilk adımı atarak, Ege'yi turladık. Ayrıca vizeleri de atlatmıştık. Ve 2010 bitmişti bileee. 
Pat.

(Bak, "pat" diye bitirdim yine.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder