Temmuz 21, 2010

değişik duygular içerisindeyim yine

  • abi swiss hotel'in nasıl bir tuvaleti var. girdiğin zaman çıkasın gelmiyo lan. bir kare içinde olduğunu düşün. o karenin dört yanı siyah mozaik taşlarla çevrili. muslukları hem manuel hem de sensörlü. yani kolu çevirmek için elini uzatıosun su akıo. kolu çevirsen de akıo. tuvaletlerde sifon düğmesi ya da sifon çekmek fiilini eyleme dökmek için çekebileceğin her hangi birşey yok. sen çıkıyosun, kapı kapanınca çalışıyor sifon. ama tek kötü nokta sifonun markası : geberit. bir türk genci olarak, onu geber it olarak düşünmem bikaç saniyemi aldı. üstüne verilecek cevap açık ve sarihti : sen geber itoğluit.
  • yıllarca ilk okul zamanlarında bizi kandırdılar. coğrafya derslerinde hep dediler ki, "türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır." anlatım bozukluğuna bak! kitaplara bile sokmuşlar bu bozuk cümleyi. arkadaşım, yarımada zaten üç tarafı denizlerle çevrili olan kara parçası değil mi? yani sen hiç iki tarafı ya da dört tarafı denizlerle çevrili bir yarımada gördün mü? yarımadanın zaten üç tarafı denizle çevrilidir. buarada "üç tarafı denizlerle çevrili yarımada" öbeğini kullanman gereksiz, yanlış, saçma. zzaten üç tarafı denizle çevrili olmasaydı, yarımada olmazdı. töbe yarabbim ya. gene şekerim yükseldi bak. ikinci anlatım bozukluğu da şu : denizlerle çevrili. hangi denizler? kaç tane bu denizler? ya da denizler olması şart mı? değil. bi denizle çevrili olamaz mı sanki? bkz; sultanahmet bölgesi, historical peninsula. sultanahmette karadeniz, ege, akdeniz suları gören oldu mu? hayır. oo zaman çocuklara adam gibi şeyler öğretin lan! doğru düzgün öğretin. yarın öbür gün bakcaklar bi yarımadaya, "etrafında üç tane deniz yok, yarımada değil bu" dicekler.
  • geçen metro'da bir çocuk gördüm. hani kepçe kulak denir ya. tam olarak kepçe kulak o çocukta vardı. buna yemin edebilirim. sağ profilden baktığında sol kulağını görebiliyordun. bu gerçeği farkettiğimde metro'dan inmek istemedim, duygusal bir kedi gibi orda durup onu izlemek istedim. ama inmem gerekiyordu. indim.
  • optimist öğrenci. "aaabi 41,5'tan bırakmış hoca beni yaa" cevap: "maşallah de. 41,5 kere."
  • simitçilerde şöyle bir yazı var. "1. servisi kendiniz alınız." ve "2. servisi garsonlardan isteyebilirsiniz." şimdi hiç düşünmemişler mi bunları alt alta yazarken, acaba herkes o sayıları, alacakları servisin numaraları olarak mı düşüncek? alt alta yazınca sanki, iki madde varmış gibi oluyo. o zaman da beynini yer be insan. kendimiz alcaz, garsondan mı isticez. 1. öle diyo, 2. öyle diyo, napsak ki. -system failure.
********************************************
  • azcık gündem : madenî ölümler git gide çoğaldı. rte bidahaki seçimlerde kömür dağıtabilecek mi? iyi de seçim yazın lan. kışa hazırlık tabi, doğru.
  • az da siyaset : taksim'den sözün bittiği yere otobüs seferi koycaklarmış. 9SBY. politikacılar inmek bilmez o otobüsten. zira çoğu uzun süredir sözün bittiği yerde. geri dönseler bi..
  • bi seferde gediktepe'deki sipere koymak lazım. gidelim, çömelelim, dikilelim, domalalım oh ne güzel anasını satiyim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder