Mart 27, 2010

namussal kaygılar


abi türkiye'deki public transportation çok acı bir halde.
öyle böyle değil ya.
bırak metrobüsü, uçakbüs yapsalar, gene de nafile.
metrobüsün ilk zamanlarını hatırladım şimdi, cennet mahallesinden cevizlibağ'a kadar giderdi. halkımız denesin, alışsın diye bedavaydı bi de. yemin ederim size, metrobüste 60 koltuk varsa, hepsinin dolması 3 saniye sürüyordu. kapı daha tam açılmadan millet içeri dalıyor ve koşuyordu adeta. ulan zaten hızlı ulaşım yapmanız için yapıldı bu metrobüs, daha da hızlandırmaya ne gerek var. metrobüs hattı avcılara gelmeden önce, 1 defa bindim sadece. en ön taraflarda durmama rağmen, her metrobüs şoförünün duracağı yer konusunda tutarsız olmasından dolayı, 6. metrobüse binebilmiştim anca. neyse metrobüs biraz oturdu şimdi. ya da çok yoğun olmadığı saatlerde yolculuk yaptığım için bana öyle geliyor. yoksa hala, tam sen oturcakken altına girip oturanlar, üzerine yaslananlar falan mevcut yani.

***********

son zamanlarda çok stres oluyorum ben metrobüste. bahçelievlerde iniyorum okulum orada olduğu için. ama gel gör ki aklımda hep şu soru var "ulan inebilcek miyim, kapıya ulaşamadan ya kapanırsa kapı? bağıramam da ben öle kaptaaan orta kapııı diye falan"

"salak mısın sen neden inemeyesin?" dediğinizi duyar gibiyim ama emin olun durumun salaklıkla ilgisi yok. şimdi şirinevler, benim için her zaman bir efsane olmuştur. çünkü şirinevler çok acayip bi durak. kürdü, türkü, çerkezi şirinevlerde inerek yapar aktarmalarını. çünkü orası, tüm hatların geçtiği nadir duraklardan biridir. işte metrobüs normalde boş olsa bile, ulan şirinevlerde millet bi biniyo böyle, tıklım tıkış oluyo metrobüs. ben de ilk duraktan bindiğim için oturuyo oluyorum genelde. -evet şirinevlere kadar kimseye yer vermiyorum nolcak?- şimdi oturduğum yer genelde iki kapının tam orası oluyor. ulan inmek için hareketlensen, ayağını basıcak yer yok. işte öyle durumlarda, her indiğimde bi "çok şükür, bugün de inebildim" diyorum. evet şükrediyorum, çünkü inemediğim oldu. kötü tecrübe yaşadım ki, bilinç altı yapmış. utanıyorum çok.

*************

bir de daha riskli bir durum var. oturmuşsun, hem az önceki durum mevcut; yani otobüs kalabalık, hem de sen cam kenarındasın ve yanındaki malak uyuyo. hatta bazıları başını omzuna bile koyabilir. ulan sen nasıl uyursun ya? hiç düşünmez misin yanımdaki adam benden önce inebilir, ya beni uyandırmaya kıyamazsa falan. ha bi de öyle bi olayımız vardı dimi bizim. şöyle ki;

-lan karı, neden beni sabah namazına kaldırmadın?
+ kadar güzel uyuyordun ki, kıyamadım bey.

(kıyılamayan adamı da bi gör evlere şenlik)

neyse konu dağılmadan, valla ben uyandırrım aga. yanımda uyuyan ve ağzından salya akan (o derece uyumuş) dünya güzeli bir kızı acımadan uyandırmışlığım vardır yani. tabi o manzaradan sonra, hala güzel olduğunu düşünmeyebilirsiniz. ama sevgili dostlar, kızlar da en az bizim kadar doğal. merak etmeyin garip bişe değil bu. onlarda bizim gibi, yiyor, içiyor, sıçıyor gerekirse ağızlarından salya da akıyormuş demekki.

*************

o değil de, bi de otobüs var. benim kullandığım hat 76B numaralı, avcılar-bakırköy otobüsü. orospu çocukları. bak sinirlendim ismini söyler söylemez. bu otobüsü kullandığım zamanları özetlemem gerekirse şöyle diyebilirim.

içses : "ulan şimdi metrobüsten eve kadar yüricek inince. otobüse binerim evin orda inerim. biraz eziyet çekicez ama napalım."

işte eğer eve yürümeye bu kadar üşeniyosam, biniyorum ona arkadaş. ve çok teknolojik biliyo musun o otobüs? yani hani şey olur, ani fren, sağa sola dönüşlerde fln otobüs sarsılır, sen de dengeni sağlamaya çalışırsın. işte bu otobüslerde dengeni sağlamak için tutunmana gerek yok. neden mi?

kendini bir sekizgen olarak düşün. 8 tarafında da insan var. böyle kutulara balık istif ederler ya. aynen öyle. yani tutunmuosun, düşme şansın yok çünkü. önünde arkanda sağında solunda birine dayanıyorsun. şimdi "dayanmak" kelimesini yanlış algılama. çünkü bazen etrafındaki 8 kişi de erkek olabiliyor. şimdi erkekliğe leke sürdürmeyelim boş yere.

işte o otobüsten indiğinde o kadar mutlu oluyorsun ki. nedenini mi sorcaksın bi de?
ulan götün kimse tarafından ellenmiyor. mp3te çalan şarkıyı değiştirmek için elin cebine ulaşabiliyor. ve en önemlisi, açık havadasın lan, oksijen var amına koyim. bildiğin oksijen. çek çekebildiğin kadar. hani bebekler ilk nefes aldıklarında ciğerleri yanarmış oksijenden, o yüzden ağlarlarmış ya, öyle oluosun. havayı bi çekiosun ciğerlerin yanıo. ama indiğinde ağlarsan bu yüzden değildir :

ya mutluluktandır
ya da namussal kaygılardır.

namussal ne lan, yeni kelime icat ettim. tdk'dan daha yaratıcıyım ama.

1 yorum:

  1. iş saatlerinde mecidiyeköy'e kadar levent istikametinden gelen metroda aynen üstte ki resim gibi oluyor.

    Ben diyorum abi pogo yaparak binip ineceğiz artık başka çaresi yok hem eğlenceli olur üzerine birde temiz bir döverlerse asdasdasdasd

    YanıtlaSil