Şubat 03, 2010

"şirin" gün

bugün canerce'mizin doğum günüsünü geç de olsa kutlamak üzere, bünyamin, dilşad, aşkın ve ben toplandık. caner de vardı tabi. zaten caner olmasa, onun doğum gününü kutlamak için buluşmuş olmazdık. herneyse.

okulu kırmış oldum aslında biraz. ama güzel şeyler bunlar. şirinevlerde, metro durağında buluşaacadık, ama dilşad "tek kız benim" triplerine girip geç kaldı. donduk biz de. sonra ben dilşad'a küfürlü mesaj attım. korktu benden. sonra şirin abiye doğru yola koyulduk.

gittiğimizde şirin abi, bıraktığı mektupta da yazdığı gibi "biz onu okurken çok uzaklardaydı" demicem, geç geliyomuş zaten. onu beklerken çaylarımızı yudumladık. sonra şirin abi, tüm şirinliğini de yanında getirip geldi. canere ibne muamelesi yapıyo resmen ya xD. neyse işte, aşkım canım derken öyle oturduk oralarda. donduk ayrıca, çok soğuktu orası. sürekli yer değiştirdik ısıtıcının yakınında olabilmek için.

günün anlam ve önemini belirten pasta geldi sonra. caner hepimizin ağzına verdi(pasta). günün hediyesi ise, bir şişe "olmeca"ydı. bilmeyenler için söyliyim; tequila. bunu da anlayacak kabiliyetiniz yoksa, tekila. gene yok diyosanız; içki,alkol.

işte muhabbet falan hoştu. nargile söylendi sonra. bünyamin'in çok komik içtiğini düşünüyo dilşad. ben çok "kuğul" içiyormuşum. dilşad'a içirmek için de çok uğraştık ama, pasif içicilikten öteye gitmeyi kabul etmedi. ama en pasif içen oydu şimdi, hakkını yemeyelim.

sonra aşkın'ın işe gitmesi gerekiyordu, oradan çıktık. kendimizi bir anda metroport'ta bulduk. sonra "gelmesi için, hangi yöne gideceksen ona basman gereken" asansöre bindik.
yemek yemeye karar verdiğimiz anda, kendimizi burger king'de bulduk. dilşad'la "king chicken mı yiyelim, king chicken mı yiyelim, yoksa king chicken mı?" tartışmamızdan sonra, king chicken yemeye karar verdik. ayrıca artık burger'da ketçap mayonez hariç diğer soslar 25 kuruş. aynen avrupa mantığı yani. en son slovakya'da mc'de sosa para verdiğimi hatırlıyorum.(havam batsın dimi?ama en son dediğime bakma sen, ilkti aynı zamanda ve artık son değil.)

sonra dilşad'ı evine bırakmak üzere çıktık ordan. okulu kırdığım gün bile, bahçelievler metrobüs durağından okula yürütmeyi başardılar beni. çok değişik bir kaderim var. günün bombasına çok yakındık artık. canerce, bnymn, dilşut ve edibüd yolda yürürken, daha öncesinde dilşad düşse nasıl güleriz falan diye muhabbetler dönüyodu.

bir süre sonra, demek istediğim şey "hadi dilşad'ı düşürüp gülelim" idi.
fakat ağzımdan çıkan farklıydı :

"hadi dilşad'ı düşürüp dövelim"

yarıldık tabi ama şimdi bak bir düşünsene olayı. dilşad böle ufak tefek, tombik yanaklı şeker bi kız. bir anda onu yere düşürüp, 3 erkek tekme tokat giriştiğimizi düşünsene bi xD komik değil mi? biz bunu düşünüp baya bi eğlendik. hatta aklıma geldikçe gülüyorum hala.

çok iyi gündü valla. okulu kırdığıma değdi mi?

bi de soruyo musun?



überdipnot: artık bende cepten facebook'a girebiliyoruum :D

3 yorum:

  1. itiraf et pastayı yediğin andan itibarenhepimizin ağzına verdi esprisini yazayım hele diye düşündün de mi :D

    YanıtlaSil
  2. ne kadar da güzel bi gündü yahu. Ama itiraf ediyorum Sercan senden oldukça korktum. Hele o "düşürüp de dövelim" cümlesinden sonra eve nasıl kolay yoldan kaçarım planları bile yaptım :D şaka, şaka yerim seni. Hepiciğinizi yerim.

    YanıtlaSil
  3. büş vallahi yazarken geldi aklıma :D


    ben de seni yerim kuzuum. (A)

    YanıtlaSil