Ocak 26, 2010

"tanır mı lan acaba" sorunsalı


gene can alıcı, hatta belki gene "aha bu bana da oluyo lan" diceğiniz bir konuya parmak basmak üzereyim. şimdi durumu tam olarak açıklamak gerekirse, "eskiden tanıdığın, fakat uzun bir süredir görmediğin birisini, tekrar gördüğünde, selam vermek veya vermemek arasında gidip gelmek"

fazlasıyla muzdarip olduğum bir derttir bu. şöyle açıklayım. isim vermiyim ama mahalleden birisi. böyle küçükken, mahalle maçı yapıyoruz, yani daha o kadar küçüğüm, işte o zamandan tanıdığım bir eleman. karşı mahalleden. daha doğrusu karşı takımdan. çünkü onlar mahalle takımı değil. mahalle takımı dediğimiz her takım aslında "merkez mahallesi"ne dahil. ama çocukluk aklı. sokak nedir bilmediğimiz için, "bizim maaallee bu, sizin maaalle bu, bu bakkalı geçemezsiniz" şeklinde geçen bir çocukluğumuz olduğu için, mahalle ve sokak arasındaki farkı kavrayamadık. neyse işte, bu çocukluk dönemi bitip, mahallede top oynamayı bıraktığım ve gerektiğinde top oynamak için halısaha'ya terfi ettiğim için, bir daha göremez oldum o elemanı.

aradan yıllar geçti. ben olmuşum inceden müzisyen, o rock cafe senin, bu rock bar benim takılıoruz ergen zamanlarda. rock cafe'ye gelen rapçilerin arasındaydı. ayrıca rapçilerin asi ve karşıt olması böle bişe heralde. rapçiyiz ama rak kafede takılırız biz, metal müzik çalar, bizde dinleyenlerle dalga geçeriz. karşıyız biz herşeye falan takılma içindeler. neyse bizim yanımızdakilerden birini tanıomuş. geldi slm verdi. beni tanıdı. tabi liseye gidiyorum o zaman. saç sakal falan yok hiç bi şekilde. ampul lise öğrencisi modundayım. birazcık muhabbetten sonra ne bok olduğunu anladım.

hani bazı tipler olur, tüm ortamlarda bulunmak isterler. öyle bi tipti bu. bunu da yalan söylerek sağlıyordu, ya da sağlamaya çalışıyordu. şu sözünden anlamıştım tüm bunları. 3 dakika önce orda deep purple'a burun kıvırıp, bunun neresini dinliyolar be diyen adam (cafe küçük, duyabiliyosun herkesi), yanımıza geldiğinde şöyle bi cümle kurmuştu : "bakmayın böle giyindiğime, rep sidimden çok rak sidiiim var benim."

bak şimdi. iyi de arkadaşım, biz senin neden böyle giyinip, ne dinlediğini, en çok ne sidiin olduğunu sormadık. seni dinlediğin müzikten ötürü yadırgamadık. gelmişsin, konuşuyoruz öyle.
yani direk kendin kötü duruma düşüyosun.

neyse sonra bi daha görüşmedim. görmedim daha doğrusu. kinci bi insan değilim yoksa. aynı ortamda bulunsak konuşurum gayet. neyse konuyu dağıttım iyice, dur şimdi ana konuya dönelim.

dün akşam yemeğinde burger king'de, bugün arkadaşlarımla buluşmaya giderken, ve oradan dönerken, bu arkadaşı gördüm. şimdi o da değişmiş, böyle saçları hafif uzun, sakal bırakmış falan. ben zaten evrim geçirdim liseden sonra. şimdi böyle bi tereddüt oluyo hep. acaba selam versem mi diye. çünkü selam verip de, göt gibi kalmak da mümkün. yani diyaloğu düşünsene bi :

-hey selam
+selam?! (what the fuck! tonlamasıyla)
-naber? (gayet şirinsin söylerken)
+iyidir de çıkartamadım ben (çok cool)
-ehe hani mahalle maçı yapıoduk biz. fırtınasipordaydın sen, ben de menekşesipordaydım falan (daha nasıl sıçabilir bi insan yani xD )

böyle bir durumda kalmamak için, selamı karşıdan bekler oldum. yani artık öyle bi durumdayım ki, bizim sokaktaki markette babamı görüyorum (market sahibiyle kankalar, orda takılıolar), bi de azcık miyopluk da var bende, "ulan babam mı acaba bu selam versem mi?" diye kalıyorum. sonra tabi babamın "naber lan düdük makarnası?" sözüyle anlıyorum babam olduğunu. gerçi son bikaç gündür, traş olup sakallarıma kıydığım için, bu hal-hatır sorma şekli "hoşgeldin bebişim, naber yavrum" şeklinde oluyor. resmen kız yerine koydu beni ya xD

işte uzun lafın kısası, selam vermeye korkmak da varmış kaderimde. tabi bu olay hep aynı şekilde cereyan etmeyebilir de.

mesela burda bi abi vardı. muhabbetimiz de vardı, iyi bir abiydi. sonra antalyaya taşındı ben 9 yaşındayken. 2 sene önce gelmiş tekrar buraya. yani ben 17 yaşındayken. 8 sene geçmiş üstünden, ben onu görünce tanıdım. ama gene aynı durumla karşı karşıyayım malesef. artık son çare olarak, sürekli ona bakıorum ki göz göze gelelim de o da tanısın, sarılalım sıkı sıkı falan diye yani.

bu blogu yazmam için, o elemanla bigünde 3 kere karşılaşmam bi işaretti bence. vahiy gibi yani. yaz artık ulan diye. ne zamandır aklımdaydı bu konu. ama hep üşeniyodum, ulan kim yazıcak bu kadar yazıyı diye. ama yazdım sonunda üşenmeden.

ama şimdi merak ediyorum, bu sorunu hiç yaşamayan var mı?

3 yorum:

  1. Burada da mı klişe =D

    Şöyle bir karşısından geçerken duraksa eğer o durmazsa yoluna devam edersin sende =)

    YanıtlaSil
  2. aynen bugün başıma geldi.. ortaokuldan bir arkadaşı gördüm. çok tereddütte kaldım ve acelem olduğunu bahane ederek yandan yandan gözüne gözükmeden kaçtım. :D

    hadi bu neyse de bi ara çok yakın olduğun bi insanı görüp de görmemiş gibi takılmak daha garip ve düşündürücü....

    YanıtlaSil
  3. Bu konu hakkında biraz düşündüm açıkcası bni düşüncelere daldırdı :D Böyle bi durumda bizim cool olmamız daha rahatlatıcı olabilir yani sıçmaktan iyidir :D Örneğin karşıdan gelen X kişisi yani tanıdığın ama ya beni hatırlamıyosa düşüncelerine daldığın kişi karşıdan gelirkene şu hareket sergilenmeli bence - Sen X değilmiydin ya? xD Oda evet ben Xtim naber derse durumu kurtarırsın eğerki demezse sessiz bi bakıştasn ve kırmızı yanaklı naber sözcüğünden daha fazlasını verebiliriz bence xD

    YanıtlaSil