Ocak 24, 2010

kar.


kar yağınca şu şehir bi başka güzel oluyo arkadaş.
böyle yere basınca çıkan gacırtı,
gece sokak lambalarından gelen ışığın kristallerden yansıyıp, çevreyi daha aydınlık yapması,
yerlere bakınca kristallerin parlaklığını farketmek,
her an kafana gelebilecek kar topunun korkusuyla dolmak,
yürürken küçük ve dikkatli adımlar atmak,
düşenlere gülmemek için kendini sıkmak, ama bazen koyvermek ve kahkaha atmak,
şemsiye ile gezenlere anlam verememek,
senede bikere bile olmasının kesin olmadığı bi fırsatı evde oturarak geçirenler,
kardan adam yapmaya çalışan çocuklar hatta gençler,
kardanadama fener/gs/bjk atkısı takıcam diye kartopu savaşına başlayanlar,
manava gidip "bi tane havuç" diyerek 1 TL uzatan minik eller,
dükkanlarının önünü "küreyen" esnaflar (bayılıyorum küremek fiiline)
azalan arabalar, sessizleşen şehir,
işte en sevdiğim bu.
böyle şehir sessizleşiyo,
o sessizliğin sesini dinlemek, dinlerken titriyor olsan bile huzur veriyor insana.

yanlış mıyım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder