Eylül 28, 2009

Ölüme Ne Gerek Var? (Bir Aşk...)

bir gecede tersine döner hayat,
olumlu şeyler söyler senin için,
bu tersine dönen hayat,
tepe taklak giderken,
birden güzel bir seyirde akar belki,
bir yere kadar hep hızla,
kontrollü bir şekilde,
tıpkı bir arabanın,
otoyolda en sol şeritten,
hızlı ve güvenli gidişi gibi,
geçer gider günler.
zaman gelmiştir ve başlar,
ufak ufak sendelemeler...
bazen sendeleyip geçersin,
bazen biryerlere tutunup ayakta kalırsın,
bazen de düşersin, canın yanar,
ama en nihayetinde ayaktasındır en sonunda,
el ele düşünce kalkması daha zordur,
bir iki üç kalkarsın ama,
artık sadece kendini kaldıracak gücün kalır.
işte o zaman, söylenen acı bir söz vardır;
herkes artık kendi yoluna...
bir süre zor gelir kendi yolunda yürümek,
yollar daha bir zorludur,
bazen öyle bir düşersin ki,
bir daha hiç kalkamayacak gibi...
duvarlara tutuna tutuna ilerlersin sonra,
ve artık iki ayak üstündesindir,
bu zorlu yolda,
elini tutacak yeni bir yoldaş aramaya başla.
merak...
bu yoldaki en acımasız düşman,
kulakların sürekli uğuldar,
garip sesler duymaya başlar,
sanki sana bir çağrı varmış gibi,
sanki sana ihtiyacı varmış gibi,
sonrasında duvarlardan dinlersin onu,
ama hepsi kapalı kutu,
ama bir şansın daha vardır tabii ki,
kuşlar...
ve haber gelir sonunda,
kendini kaybedersin,
kendinden çok uzakta biryerde,
ya da unutursun kendini,
asla uğramayacağın yerlerde.
çünkü o;
o yolda başkasının elini tutmuş bile,
neler mi hissediyorum?
ondan nefret ediyorum.
onun yüzünü görmek istemiyorum.
onu tanımıyorum ki ben.
o artık umrumda bile değil.
yere göğe koyamazken,
nasıl oldu da girebildin,
'ölse umrumda olmayacaklar' güruhuna?
ölmek istesem neye yarayacak ki?
sen hayatta varken,
ölüme ne gerek var?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder