Ağustos 28, 2009

sen eve gidince mesaj atarsın.


bugün uzun zamandır geçirmediğim kadar güzel bi gün geçirdim canlarım.
canımdan birer parça olan didem ve dilşadla birlikteydik. tabii ki başka sevgili arkadaşlarımız da vardı. bünyamin, caner ve ufuk gibi.

neyse iftar yaptık birlikte. dilşad'ı aldım gittik sultanahmete. ortada bir "fışkiye" geyiği vardı ki sormayın gitsin. nasıl özlemişim pisi. didem'i çok sık görsem bile, yanımdayken bile özlüyorum :P

şaka maka dilşad'ı görmediydim bayadır. çok özlemişim. bu buluşma da çok iyi oldu. hele eve dönüşü bir görmeniz lazımdı.

kavalyelik görevimi devam ettirdiğim için :D, dilşad'ı evinin ordan aldım ve tekrar paket servis olarak evine kadar götürdüm.

şimdi yedik içtik kalktık gezdik biraz falan. sonra dilşad'ın çook fazla vakti olmadığından, diğerlerini orada bırakmak suretiyle ikimiz kalktık. dönüş yolu için iki çözüm önerisi sundum. ya geldiğimiz gibi dönecektik. yani tramwayla zeytinburnu, oradan metroyla bahçelievler, metrodan da eve topuk. ya da : beyazıtta tramwaydan inip, dilşadın evinin önüne giden 97B ye bincektik. ikincisi daha cazip geldi. çok yürümeyelim diye. beyazıtta indik ve otobüsü beklemeye başladık.

5 dk..
10 dk..
15 dk..
20 dk..
25 dk..

yok xD

sonra arkadan geçen bi vatandaşın "millet saatlerdir bekliomuş, gelmemiş" sözü üzerine, tavşan gibi tekrar tramwaya yöneldik. ilk bindiğimizde oturuoduk ne güzel. ikinci de ayakta kaldık tabii ki de. dilşad'la tramwayda ayakta kaldığımızda (evet ilk kez olmuyo), benim iki görevim oluyo:

1. düşmemek için yukardan bişeyi tutmak
2. dilşad düşmesin diye onu tutmak.

ee kavalyelik zor günler için.

neyse.

dilşadla aramızda "erkeğin kızı eve bırakması/bırakmaması/bırakamaması" konulu bir geyik dönüyor ki sormayın. şöyle bi diyalog geçti ilk başta otobüs beklerken ve otobüs gelmezken:

s : bide şey oluo ya. böle otobüs bekliolar, erkeğin ki önce gelio. aa benim otobüs falan diyo.
d: hee bi de acındırırlar 1 saatte bir geçio falan diye
s: evet evet. kız da nezaketen e bin o zaman der.
d: erkek de hiç itiraz etmez.
s: ama nezaketen o da eve gidince bana mesaj atarsın der :D

işte bu andan itibaren sercan, o konuda geçen erkek olur ve bir geyik başlar. sürekli olarak, "ben burdan kaçtım, sen eve gidince mesaj atarsın" der :D

biyerden sonra dilşad da aynısını yapar ve o da bunu söylemeye başlar.

ama kırılma/kopma/ölme/yarılma/her ne haltsa noktası şudur :
"tramway cevizlibağ'a gelir. sercan çaktırmadan kapıya bakar. kapı tam kapanırken inecekmiş gibi hamle yapar. dilşad bunun farkındadır çünkü geyik devam ediyodur. sercanın yaptığı hamleyle kapı kapanmaktan vazgeçer ve 'in hadi insene' der gibisinden tekrar açılır ve mavi ekran gözükür"

böyle güzel bir gün geçirdik işte. daha ne geyikler döndü de, onlarda kavalyemle aramda kalsın herkese anlatmaya gerek yok dimi xD

2 yorum:

  1. hiç sultanahemtten eve 1.30 saatte döndüğüm olmamıştı xD olsun genede güzeldi. yapalım bi ara gene :D

    YanıtlaSil