Mayıs 29, 2009

mahzun bagetin sonu.

ağaçken hep sonunu düşünmüştü. beni ne yapacaklar acaba diye. topraktan geldim ama toprağa gidebilecek miyim diye düşüncelerden kendini alamıyordu. bir gün pis adamlar geldi. gömleklerinde "NOVA" yazıyordu. anlam verememişti. sonra küçük küçük parçalara ayırdılar, şekil verdiler ve üzerine "NOVA 5A" diye bir yazı bastırdılar. çift çift olarak paketlediler. ne olduğunu anlayamamıştı hala. kilometrelerce yol gelerek önce türkiye'ye, sonra istanbul'a, sonra taksim'e ve son olarakta avcılar gitarist müzik'e gelmişlerdi. bir kutuya kondular ve yanında niceleri vardı daha. birgün şişman,yapılı,mavi gözlü,sevimli bir çocuk (evet bu ben oluyorum), gelip onları eline aldı. birazcık elinde sallayarak "çakma değil, orjinal nova.ağırlıkları çok iyi" dedi. çocuk ağacı, yani yeni adıyla bageti alarak, cebinden çıkardığı ve üzerinde "20" yazan yeşil kağıdı, oradaki kadına verdi. teşekkür ederek, bageti, baget çantasına koydu ve yürümeye başladı. mahzun bagetin, baget olalı gördüğü en güzel yerdi burası. ama hala bi anlam verememişti olacaklara. birkaç günü o rahat çantada geçirdikten sonra, o çocuk onu alarak yola koyuldu. sonra bir yere gittiler. kapısında "studio deo" yazıyordu. içeri girdiler. içerden müzik sesi geliyordu. sonra o çocuk onları çantadan çıkardı ve birbirine 4 kere vurarak, düzenli ve ritmik bir şekilde, önünde duran yuvarlak şeylere ve parlak şeylere vurmaya başladı.

belli bir zaman bu şekilde devam etti. bagette bu olaydan zevk alıyordu. sadece şarkı başlarında, iki parçanın birbirine vurulması biraz canını yakıyordu o kadar. o gün, çocuk gene aynı şeyleri yaparken, o parlak şeye vurduğunda, bagetin ucu kırıldı ve savruldu. bir anda herkes durdu. çocuk o sırada "hay amına koyim ben böyle bagetin" dedi ama baget bundan birşey anlamadı. ama üzülmeliymiş gibi hissediyordu. sonra olay bitince, kırılan bagetin büyük parçasını çantasına koydu ve eve götürdü. bir çekmeceyi açıp, onu oraya attı. orada da kendisi gibi bir kısmı kırılmış bagetleri gören mahzun baget çok üzüldü. burada ölüp gidecekti.



uzunca bir süre sonra bir ışık geldi. dolap açılmıştı. aynen o çocuğa benzeyen bir teyze aldı bageti. serin biryere(balkona) gittiler. burada biraz canı yandı. sonra ne durumda olduğunu anladı. kendisine saksıdaki bir çiçeği iple birlikte dik tutma görevi verilmişti. mahzun baget gülüyordu. çünkü tekrar toprağa kavuşmuştu.

1 yorum: