Nisan 03, 2009

duygu yüklü blog.

bugün kalbimde çok çok büyük yerleri olan iki insanın doğum günü kutladık. aslında yarındı ama hayat şartları gereği bugün kutlamamız gerekti. evet didi ve büşten bahsediorum.
gerçekten güzel şeyler hazırladık.

1.sürpriz parti
2.büş'e edward, didi'ye heath ledger'ın posteri.
3.dilşad'ın kişisel hediyeleri.
4.benim kişisel hediyelerim.
5.şahıslarına özel hazırlanan şarkılar. (sega nitrik -furkan- ın katkısıyla)
6.adisyon tutarı :P

sonra didem konuşma yaptı. tek tek herkes hakkında bişeler söledi. duygulandım harbiden.
arka fonda nazan öncel çalıyor olmasaydı, harbiden ağlardım. konfeti bile patlattık lan xD

şimdi bende didemden özenerek, kişi kişi değerlendirme yapmak istiyorum. (büş bunu yapmasada bugün, blogunda yapcağını umut ediyorum)

başlayayım.

gökay : adı üstünde misafir. alışmam uzun zaman oldu. bazı tatsızlıklar olmadı değil. ama belkide dersteyken birlikte en çok eğlendiğim insan.almancayı eğlence aracı haline getirirken yanımda olan insan.



büşra : 4 yıl.. 1 sene sıra arkadaşı olmak. içindeki şopar potansiyeli, masmavi gözleri ile yd nin olmazsa olmazlarından. zaten sınıfta herkes için bir "olmazsa olmaz"lık durumu var. büşrada onlardan birisi işte.







beyza : 4 yıl.. bana çocuğum gibisin dio. harbiden oda annem gibi. şimdiye kadar okuldaki her günümde vardı oda. böle düşününce çok garip gelmiyor mu? bana geliyor. ama kader işte.





büşü : dolaylı olarak 4 yıl... çok şey öğrendim ondan. hayata nasıl mutlu bakılır. nasıl kendin olunur. küçük şeylere aldırmamazlık nasıl olur. herhangi bir şey nasıl sevilir. insan kendini nasıl ifade eder. gibi birçok şey öğrendim ondan. daha da öğreneceğim çok şey var önümüzdeki yıllarda.




dilşad : 3 sene diyelim. ama nasıl kelimelere dökülür böle bir insana duyulan sevgi nasıl anlatılır bilemiyorum. suratına bakınca, dinleniyorum sanki. hani hep derler kapıdan içeri girince derletimi eşikte bırakıyorum diye. aynen öyle oluyor. sınıfa ilk girdiğimde, genelde ilk dilşad gözüküyor. işte o zaman bende derdimi kederimi yorgunluğumu bırakıyorum ve kapıyı üstüne kapatıyorum. sonra zeynep abla alıp götürüyor, bir daha da gelmiyor. diyorum ya işte kelimelerle anlatmak zor. duygular kelimeler dökülmüyor bazen. sözün bittiği yerler oluyor. işte şuan oradayım.

didi : dolu dolu 4 koca yıl.. her anında paylaşmak, her anında... acı ya da tatlı şeyler. ama ne olursa olsun paylaşmak. beni şuana kadar en fazla dinleyen, bana en çok yol gösteren, en çok yanımda bulunan insan. bulunmaz bir dost, kardeş. aileyede sızıyorum sanırım yavaştan. veli toplantısında mehtap teyze anneme : "ben sercana çok güveniyorum, biyere gideceği zaman soruyorum sercan var mı diye" falan gibi şeyler söylemiş. işte benim mutluluğum bu. açıkçası güven kazanmak zor. boşa çıkarmamak lazım. bir de kızıyor bana hasbam her seferinde avcılardan kalkıp onu eve kadar neden götürüyorum diye. karanlık havada, fatih gibi biyerde, böylesine değer verdiğim bir insanı nasıl bırakayım ben? dimi ama. kankam benim.


şuan ağladığımı sölesem inanmazsınız heralde. o yüzden sölemicem. hepinizi çok seviyorum. iyiki varsınız hepiniz, iyiki girdiniz hayatıma. her daim yanınızda olacağım, kurtulamıcaksınız benden.

sizi çoooook seviyorum, çok...

**birazda 2 mayısa saklamak lazım...

4 yorum: