Nisan 30, 2009

ayrılıktan sebep.

alıştık sonlara biz,
ayrılıktan sebep.
ölüm kadar sessiz,
küfür kadar edepsiz...
bu sonun başı yok sanki,
çok zaman geçmiş gibi,
pençesinde tutar bizi.
dökülür gözyaşları;
kimininki dost omzuna,
kimininki kaldırım taşına,
kimininki kalbinin odağına,
ve tüm bunlar,
ayrılıktan sebep...
fotoğraflarda soluk yüzler,
bugün hep sahte gülüşler.
meçhule giden bir gemi de kalkmaz bugün.
duygular şahlanır sadece,
kolundaki dostla,
içindeki yasla,
kalbindeki taşla.
moralin somut birşeydir bugün,
ister tutar, ister bırakırsın.
gözyaşların soyutlaşır,
kontrol edemezsin.
"gene akıyor" demekle yetinirsin sadece.
sessizce bir dilek tutarsın içinden.
gerçekleşmeyeceğini bile bile,
tüm bunlara rağmen,
duyduğun tek söz "güle güle"..
anlarsın;
bir masalın daha sonuna geldik...
meğerse yıllardır bir yalana inanmışız;
hani mutlu sonla biterdi masal,
sonsuza dek mutlu yaşarlardı,
gökten elmalar düşerdi başımıza?
kimse ağlamazdı kesin.
yaşamadan bilinmez tabi,
ayrılık bunun adı,
değil üzülmek gibi,
daha da beter sanki.
fonda ağlaşmalar senfonisi,
-ki hoş bir müzik değildir-
sahnede derin bir drama,
dekor olarak ise;
mendil,salya,sümük.
seyirci olmakta kötüdür tabi,
ama yaşamadan bilinmez.
o sahnede gerçekten,
yasaktır rol yapmak.
zaten zaman rol yapmak zamanı değildir,
bas bağrına dostlarını,
ayrılıktan sebep.
işte tüm bu hüzünler,
ayrılıktan sebep.
hepsi; ayrılıktan sebep.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder