Mart 15, 2009

domates çorbası.

dün gece kuzenim geldi. sabaha kadar film seyrettik.
buarada "kuzeni tarafından recep ivedik seyrettirilenler" kervanına bende katıldım.
sonra acıktık.
domates çorbası yaparım ben sana dedim.
tencereyi koydum ocağa.
ocağı yaktım.(evet su koymadan)
sonra hazır knorr domates çorbasını aldım.
arkasında yazanları okuyarak yapmayı planladım.
4 bardak su koyun diyordu.
bizim su bardakları biraz büyük.
farkında değilim tabi.
4 bardak koydum, gözüme az geldi, "fazla olsun yarında yeriz" felsefesiyle, bir bardak daha su koydum.
sonra knorr çorbayı döktüm içine.
karıştırıyorum karıştırıyorum, kıvamı koyulaşmıyor.
deli oldum adeta.
annem bana "çorba koyulaşmazsa birazcık un dök içine, koyulaşır" demişti.
tabi un yerine koyduğum şeyin karbonat, nane diye koyduğum şeyin kekik olduğunu nereden bilebilirdim ki?
allahtan tuz yerine şeker koymadım.
o zaman tam rezillik olcaktı.
sonra onu yeme hatasında bulunduk.
tabi farkında değiliz içinde karbonat olduğunun.
sonra kuzen ilk kaşıkla beraber tuvalete koştu.
ne oldu diye peşinden gittim.
filmler boyunca ne yediysek lavaboda görünce, benim yediklerimde onların yanında olsun istedi bünyem, ve böylece tüm yediklerimiz lavaboda yerini aldı.
sonra annem kalktı noluyo diye.
tam fiyasko.

ayrıca yarın kardeşimin hastalığı tam olarak belli olacak.
annem babam falan çok gergin.
Allahtan ümit kesilmezmiş.
ne olacaksa olsun ama belirsizlik olmasın.
amaan neyse işte.
yarın herşey belli olcak.

güzel düşün, güzel olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder