Mart 31, 2009

condemn to hive.

perşembe günü aşı olcakmışız.
ne güzel dimi?
büşra çok korkuo.

lamb of god'ın wrath albümünde gizli kalmış son şarkı olan "Japanese Bonus Track : Condemn to Hive" sonunda elime geçti. buldum sonunda. yorum yapmıcam şarkı için. beni tanıyanlar ne düşündüğümü bilir az çok işte.

bugün sınıfmızın dekoru değişti, balkon sezonumuzda başladı.
çıktık takıldık biraz balkonda.

balkondayken dilşad beni çok sevdi.böle yanaklarımı falan sıktı.çok mutlu oldum,sevindim.
ayrıca dilşadın annesi poğaça yollamıştı bize. burdan teşekkür ediyorum ama görmicek biliyorum ama duyar belki. hani duyar dedim belki birisi idade-i ziyaret yapar falan.

onun dışında didiyi sevdim az. özlemişim.

öğle arası gene voleybol falan.

yarın 1 nisan.
5 yıl önce kaybettiğim dayımın doğum günü.
umarım kimse şaka yapmaz saçma sapan.

Mart 30, 2009

ada.


abt'nin (avcılar belediye tiyatrosu) hazırladığı bu iki kişilik mükemmel oyunu öylesine paylaşmak istedim. hiç bir mesajım yok. öyle gezerken afişini gördüm ve "aha beni çok etkileyen oyun, hemen paylaşayım" dedim ve akabinde karşınızda.

sabahlamaca.






sabahlama boyunca izlenen 5 film ve kültür sıçmaya çok yakın olan, uykusuz bir sercan. birazdan da annesini "güneşi gördüm" adlı filme götürmek zorunda olan serkeş genç.

güzel değil mi?

oooff offf.

avcılar halkını, mustafa değirmenci gibi birini tekrar başa getirdiği için tebrik ediyorum.
az yedi şimdiye kadar, biraz daha yesin. avcılara tek katkısı bu olan bir adama neden oy verirsin? üstelik o gördüğünüz yerdeki heykelciklerden birine kendi silüetini yaptırmış. ulan sen daha kimsin nesin de heykelini diktiriyosun? Atatürk mü sandın kendini? sonra mahkemeyle uğraşırsın eline verirler heykelini.

verin oy, biraz daha yesin. siz de marmara caddesi yaptı, sahili yaptı diye egonuzu tatmin edin anca.
siz sürünürken, o 7 sülalesinin hayatını kurtarsın, belediye'ye biraz daha akrabasını alsın çalışan olarak, el altından biraz daha iş yürütsün; sizde övünün biz başkan seçtik diye.

bugün duyduğum bişeyde ayrıca şoke etti beni.
geçen mevzu şöle bişeydi. bir tane gerizekalı insan, mustafa değirmenciden memnun olmadığını, onun seçilmesini istemediğini söylüyor. bunun akabinde, onu istemiyorum ama, chpliyim ben, akpye vermem oy diye kasışlara geliyor. be gerizekalı ahmak, istemediğin adaya oy verirsin, sonra akpye vermemek için verdim dersin. sadece chp'yle akp mi katılıo seçime?
mhp,bbp,sp,dsp,anap vs. bir sürü parti daha yok mu?
hepsine karşıysan bağımsızlara ver?

akpye oy verenlere geri kafalı, cahil diyorlar, peki bunu yapan nedir? mantıklı bi düşünün nedir yani?

yazık.harbiden yazık.avrupa birliği diolar,cart diolar curt diolar, ülkedeki bölünmüşlüğe bak.

Mart 29, 2009

bands i play for.

*MetamorfizmA*
grubun kurucularındanım zaten. tarzımız alternatif/anadolu rock. bestelerimiz de var. ileride birşeyler yapmayı planlıyoruz açıkçası. konserler verdik bayaa bi.

*Sessiz*
Ezgi,Güney ve benim ortak projemiz. çok sağlam bir grup olacağına inanıyoruz. birkaç prova yaptık şimdiye dek. bir problem yok şimdiye kadar. Öss sonrası bomba gibi gelip, bir kaç yıl içinde piyasaya oynamayı düşünüyoruz. İnşallah diyelim.

**M.İ.S.*
Eski Adıyla JagerMäister olan, Metallica tribute grubu. 1 konser verdim şimdiye dek bu grupla. çalmaktan zevk alıyorum açıkçası.

*MetanaL*
avcıların ve taksimde tanınan bir thrash metal grubu. daha yeni dahil oldum gruba. şimdilik sadece çalıncak şarkıları çıkarma çabasındayım. ama öss,ders vs şeylerden vaktim olmadığı için, ancak metrobüste gidip gelirken dinleyebiliyorum şarkıları. Öss sonrası bomba etkisi yaratacak gruplardan.

*Birth Of Grief*
uzun süreli bir doom metal projesi. şuan askıda denebilir. ama klavyeci yavuzun okulu bitince, çalışmalar hızla başlayacak, ki zaten birçok beste yapılmış olacak. direk beste grubu tabi bu. Direk piyasaya oynancak. ama türkiye değil, dünya piyasasına.

*İsimsiz Grup*
mehmet abimiz var bitane. iyi bir müzisyen. tanıdığı çok. öyle ki, piyasaya çıkması için, gerekli olan tek şey grup kurması. geçen geldi dedi ki, "önümüzdeki sene bu zamanlar piyasada olacağım. ve tarzım her ne olursa olsun, davulcum sen olacaksın. hiçbir bahane istemiyorum".
bunun üzerine sevindim ve "sen öyle diyorsan öyledir abi" dedim.

**artık müzikte başarılı olabilirm heralde birkaç yıl içinde.

kavalye.

çok arabesk bir çıkma teklifi. dilşad'la konuşurken bianda geldi aklıma.

"HAYAT BALOSUNDA KAVALYEM OLUR MUSUN GÜLÜM?"

what a hacet to comment.

depreşik.


içimdeki aşkın tekrar depreşmesine ne dersin peki?
liu yi fei falan yalan oldu bianda.
nasıl mı depreşti bu 4 yıllık aşk?
amylee'nin grubunun** şarkılarını dinledim ve depreşti.

**büş'e sevgiler :-*

Mart 28, 2009

saadet partisi.

saadet partisi ilk defa takdirimi aldı.
olay doğru mu bilemem. bugün aykut anlattı.
ama doğruysa, takdir ederim yani.

muhsin yazıcıoğlu'nun mersin'e giderken ölmesi üzerine, saadet partisi; mersin belediye başkanı adayı, il meclisi adayları, ilçe belediye başkan adayı, ilçe meclisi adaylarını geri çekmiş.

saadet partisinin genel başkanı'da şunları söylemiş:

"muhsin yazıcıoğlu kardeşimiz, davası uğruna mersin'e giderken, şanssız bir olay yaşayıp hayatını kaybetmiştir. davası uğrunda can veren bir başkan, bir milletvekilinden sonra, mersin'de hiçbir şekilde hak iddia edemeyiz. bu yüzden mersin'den, saadet partisi olarak tamamen çekiliyorum."

*saadet partisine bir sempatim, antipatim falan yok. çok ilgilenmem siyasetle falan. "küçük parti" diye anılan partilerle alakalı hiçbişe bilmem zaten. ama insanlık yapmışlar. alkışlancak bir davranış.

oy oy oyy.

şimdi böyle bir başlık görünce, böle suratımda " ^.^ " ifadesi ile birini övcem, iltifatlar edeceğim diye bekliyor olmalısınız.
ama söyliyim öle bişey yok.
ordaki oy da rey anlamındaki oy.
hani seçim falan filan...
heyecan yok açıkçası, ama bir garip oldu içim.
ilk kez olacağı için.
ne biliyim işte.
ilçe meclis üye adaylarını bilmiyorum bile.
muhtarımız aynı kalsın istiorum.
belediye başkanımız değişsin istiyorum.
kadir topbaş ve kemal kılıçdaroğlu arasında seçim yapmış değilim. bağımsızlardan birine sallayabilirm oyumu.
ama emin olun beyza gibi tuhaf fantazilerim yok. (bkz; oy pusulası çalmak,eline koluna "evet" yazılı damgaları basmak).

medeni bir şekilde, türkiye cumhuriyeti avcılar abdülkadir uztürk ilköğretim okuluna ailecek yol alıp, oylarımızı kullanacağız.
ben hep dizilerde olur sanırdım ama gerçekte de oluyormuş.
evde kimse kime oy vereceğini söylemiyor.
önceden söylerlerdi.
ama babam artık sende oy kullancaksın, siyasi görüşlerimiz birbirimizi etkilemesin falan filan diye söylemedi.
anneme sordum; "beyim ne derse o, bende sölemicem" dedi.
ananeme sordum; "hepsinin ağzına köpek işesin" dedi "hmmm" dedim.
anane işte anlatmiyim tekrar tekrar.

bide dün şöle bişe düşünmüştüm.
almanya'da seçimlerde basılan damgada "ja" mı yazıor acaba xD
belkide onlar elektronik seçime geçmişlerdir ama.
heryerde sölenir ne de olsa "ÜSTÜN ALMAN TEKNOLOJİSİ"
harbi üstün ama.

bu akşamda maç var türkiye-ispanya.
pek umudum yok ama, türkiye zor maçları sever be. değil mi?
inşallah diyelim.
ama herşeyden önce,

olumlu düşün,olumlu olsun.

blood diamond.


böle bi film olamaz.
kalp hastası olanlar izlememeli.
hiç aksiyon düşmüyo ya.
2 saat 17 dk sürüyo film.
ama çok daha uzun geliyor.
hiç durağanlık yok.
sürekli akıcı devam ediyor.
mekan falan sürekli değişken.
zaten gerçek bir olayı anlatıyor olması da ayrı etkiliyor insanı.
titanic'te olduğu gibi leonardo di caprio, gene filmin sonunda ölüyor.
ne zaman kazanacak bu adam?

Mart 27, 2009

R.I.P

günlerdir aranan BBP genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, beklendiği üzere ölü bulunmuş.
donarak ölmek çok acı birşey değil mi?
BBP ile hiç mi hiç alakam olmasa bile, insan sonuçta.
Allah rahmet eylesin, yakınlarının başı sağolsun.

Mart 26, 2009

ich möchte deutsch ficken.

bugün okulda çok sıkıldım ya.
didem dilşad ve büş yoktu.

büş olmayınca, böle onun hoşuna gidicek şarkılar dinletip, suratındaki o mükemmel ve çok sevdiğim ifadeden yoksun kaldım.

didem yokken zaten üst kata yalnız çıktım falan hep.

dilşadın yokluğunu kelimelerle anlatamam.yanaklarını sıkcak,kızdırcak sonra hemen biraz sevip gönlünü alcak,derste sıkılınca bakışıp göz kırpcak kimse yoktu.

ilk 3 ders necmettin hocaylaydı. sadece sohbet ettik. hani slovakya falan filandı.
en güzel muhabbette şöyle geçti. "yalamak" temalı konu açıldı.

beyza:bıktım artık yalanmaktan
büşra:yaa beyzaa
gökay ben:puahhahah
ben:being lick xD hatta being suck
gökay:ohaa emilmek o xD
necmettin hoca:höö noluo bee ne diosunuz.
gökay:ya işte hocam ben dedim o dedi bidi bidi vik vik vik
necmettin hoca: ...

falan gibisindendi.
sonra öğle arasında çok yorgun olan ben her zamanki yerime; camın önündeki sıraya yattım.
sonra uyurken tepemde bir ağrılık, bir baktım ki gökay sırtıma oturmuş. büşra da resim vidyo vs. çekip eğleniyo kendi çapında.

sonra matematik dersinde vidyoyu açmaya yeltendi.

büşra: bakın bakın
sercan:açma büşra
(vidyo açılır)
sercan:açma lan küfür ettim.
asude hoca:vayy itiraflar

illa rezil etcekler insanı.

işte gene o seminer olayı falan derken 2 ders erken çıktık.

direk eve geldim oyalanmadan, almanca çalıştım.
biraz test çözdüm.
haberleri izledim.
gene test çözerkene, sıkıldım ve bunu yazıyorum

ayrıca yarın almanca sınavı var.
onlara bakıorum.
possesiv pronomen çok canımı sıkmakta.
perfekt ayrı dert.
arbeitsbuch a baktım, neyseki onları yapabiliyorum

ayrıca dilşad, sabah attığım mesajlarla alakalı olarak görevini yapmayıp, msn,facebook vs gibi online iletişim araçlarını kullanmadığın içinde ne dicemi bilemiorum sana.bigün yavaşladık.

anafikir : ich möchte deutsch ficken.

uğur dündar.

ergenekon soruşturmasında, uğur dündar ve ailesine bok atanları, hiçbir deneme yapmadan sözde kayıtları iddianameye ekleyen savcıları, kendilerine süper iş çıktığı için sapıtık sapıtık yazılar yazan iktidar yanlısı medya araçlarını ve uğur dündar gibi, yıllardır türkiye'nin bokluklarını ortaya çıkarıp, çözümler üretmeye çalışan, cesur ve tarafsız bir gazeteci-muhabirin böyle birşeyin içine girebileceğini, bir an için bile aklından geçirenleri buradan şiddetle kınıyorum.

*siyasetle alakalı konuşmayı pek sevmem. o yüzden tek cümle.

Mart 25, 2009

for lies i sire.


gene döktürmüş my dying bride ya.
her ne kadar "emo grubu o" deselerdi, 2-3 yıllık bir my dying bride dinleyicisi olarak buna karşı çıkıyorum.
harbiden çok beğendim albümü.
depresif anlarda, ağzınıza sıçma potansiyeli çok çok yüksek bi' albüm.
gene o epik, ve gitar sesleri uzatılarak ve teller yavşatılarak yapılan melodiler, çok çok güzel.
mükemmel.

Mart 24, 2009

sap.

mesut♥nergis
salih♥duygu
cem♥seçil
sercan?

amk kaldık mı sap? =(

dolma.

evde herkes ağzı kocaman açık bir şekilde yemekteyiz'in alessandro ayağını izliyoruz.
o sırada, şu bülent ersoya benzeyen esmer,büyük ağızlı, gözlerinin etrafı makyajdan bembeyaz olan kız funda hanımceğiz çıkıveriyor ekrana yorum yapmak için ve olan oluyor :

funda:ben bu akşam büyük bir bomba bekliyorum.
ananem:e kendin yap dolmayı o zaman.
annem:ne dolması anneaaa
ananem:e dolma bekliyorum dedi ya.
annem,ben,sena: -düşünün artık-

Mart 23, 2009

şu boğaz harbi...


yeni başladım.
buram buram çanakkale...
mükemmel.

bugün sınıfta AROG'u izledik.
gene yarıldım gülmekten.
herkeste beğendi kanımca.
değil mi?

Mart 22, 2009

yeni şiir**

SENSİZ BEN, BEN DEĞİLİM

Sensiz ben,ben değilim.

En siyah gecede,

Yolunu arayan bir mülteci,

Kalbinde derin sancı,

Karşısında gaddar bir hancı,

Boş bakışlarla,

Süzer seni,

Sanki tek vereceği,

Oda değilmiş gibi,

Tek gerçeği,

Para değilmiş gibi…

Yalnızlıktan bi’tap düşmüşken ben,

Bakar Azrail gibi…

İşte o benim,

Sensiz ben, ben değilim.


Karanlık bir gecenin,

Uzak şafağında,

Kayıp bir silüet,

Sana benziyor…

Seçemiyorum çok net…

Sen değilsin değil mi?

Hadi artık kabul et…

Ay ışığı çarpıyor sol tarafına,

Tam da hilal şeklinde he…

Güneşten bir hatıra gibi,

Sönüyor yavaş yavaş.

Ve sen, yürüyorsun,

Sırtını dönmüş gidiyorsun.

Bir şey de diyemiyorum.

Sessiz ben çok tuhaf,

Sensiz ben, ben değilim.


Fotoğraflar elimde.

Hiç değişmemişsin.

Hala benim sevdiğim,

Uğruna yandığım,

O kadınsın işte…

Hala uğrunda yanabilirim.

Zaten ben ancak,

Yanmayı bilirim.

Uğrunda…

Direnmeden…

Gıkım çıkmaz,

Zaten bağırsam da,

Kimse duymaz.

Umursanmayan ben çok mutsuz

Sensiz ben, ben değilim.


Sen,

Güzelleşirken yıllanmış şarap gibi,

Bense yaşıyorum

Bir kelebek misali…

Sonumu bile bile…

24 saatin pençesinde,

Zaman akıp giderken,

Kanatlarıma seni de takıp,

Göklerden bulutlara akıp,

Dolu gözlerle sana bakıp,

Son defa,

Gidiyorum.

Aslında gitmesem,

Belki…

Yok yok hayır.

Tek başıma ne yapacağım ki?

Zamanımda az.

Yalnız ben çok cansız.

Sensiz ben, ben değilim.


*Sercan G.

yapmiyim diyorum...

saat gece 1'i geçmiş.
arka fonda yavaş ve hüzünlü bişeler çalıo.
hiç ses yok.
gel de şiir yazma dimi ?

Mart 21, 2009

davul.

bugün uzun uzun düşündüm, tatlı kaşındım bile.
ya eğer davul çalmasam, ne kadar apral bi hayatım olcaktı.
haftasonlarım nasıl geçerdi?
davul çalmasam otomatik olarak studio deo ortamına dahil olamıcaktım.
ve çok büyük ihtimalle, cem ben salih buluşup bi cafeye gidip sabahtan akşama kadar oturup, kız kesicektik sanırım xD

böyle konserler olmicaktı.
baget çantam olmicaktı.
mesut,ezgi,hakan,aykut,ozan abi,celal,mücahit,baytar ilker,şeker ilker,mert x 2,gökay gibi daha nice insanları tanımıyor olacaktım.

üstelik yıllar sonra studio da karşılaşıp,tekrar takılmaya başladığım eski mahalle arkadaşım yavuzun varlığından haberdar bile olmicaktım.

okulda şuan beni 300 kişi tanıyosa, bu rakam 100ü geçmicekti.

ya düşünsene hayatım değişicekti tamamen.
iyiki başlamışım davul çalmaya, müzikle uğraşmaya.

tanrı davul çalmaya başladığım günü kutsasın. (27.11.2004)

Mart 20, 2009

boka sardı.

bkz; büşün test çözerken, hocanın geldiğini farketmemesi ve "oof buda boka sardı" dedikten hemen sonra necmettin hocayla göz göze gelmesi.

bunun üzerine

diğerleri : mavi ekran
büş : kıpkırmızı

Mart 19, 2009

İnanna.

İNANNA

Sırlarla dolmuş kilitli bir sandık,
Bu anlamsız yalanları istemeden,
Sanki varmış gibi iyi bir şey sandık.
İçerideki sırları göremeden.

Bilinçsizce rüyalara daldık,
Bilemeden ne olacağını.
Anlamsız savrulan bir daldık,
Kucağında sert rüzgarların.

Belki bir damla kandık,
Yaranın üzerinde kurumuş.
Biz onlara nasıl da kandık?
Sonra çaresiz, saflığımıza yandık.

Zamandan bağımsız, kısa bir andık,
Yılların yutmaya çalıştığı…
Terk edenleri hep sevgiyle andık,
Nefretimiz kaldı bize, yeniden.

Sen yokken biz vardık.
Sen abaküs sayarken,
Biz sonsuzluğa vardık.
Sanki bir halt yemiş gibi…

Sen istediğin kadar inanma,
Güvenme benim canıma,
Tek şahidimdir İnanna*,
Bulutlar arasından izler bizi.

Sisler arasında sonsuz kuyu,
Bana sorarsan ezelden kuru,
Ama çokta yakın be kıyı,
Haydi taşı bir kova suyu.

Toplanın meydanda erkekli kızlı,
Diyeceklerim var, hızlı hızlı.
Biraz düşün ki anlayasın,
Sercan neden bu kadar kızdı?

*inanna:sümer mitolojisinde, aşk tanrıçası.

Mart 18, 2009

yeni şiir*

Sonsuza...


Denizin ortasında bir tekne

İçinde sallanan bir aşk,

Yatıyor bir sağa bir sola,

Kaçınılmaz bir son,

Direnmeden alabora…

Gömülürken sulara mahzun tekne,

Etrafa dağılır emektar kürekler,

Ve anılar, sürüklenir gider,

Dalgalar tarafından, başka sahillere.

Geride kalır bir liman…

Boş bir iskele,

Tekrar tekneye bağlanmayı bekleyen,

Çaresiz, üzgün halatlar…

Bugün deniz sakin gibi,

Gittiğimi anlamış sanki.

Bakma denize dikkatli,

Hırçın dalgalarda saklı gözlerim,

O coşkun sesindedir son sözlerim.

Vazgeçecek misin hemen?

Ben olsam ölene dek yolunu gözlerim.

Sanki bulanıklaştı deniz.

Dalga mı yapacak dersin?

Diyelim ki dalga yaptı,

Hevesle gözlerimi görmeyi bekler misin?

Son sözlerimi tekrar duymak ister misin?

Ya da bende geleceğim diye suya atlar mısın?

Atlama…

Çok uzaklardayım…

Dedim ya başka sahillere sürüklenir anılar,

Bensiz gideceklerini mi sandılar?

Bırak beni sürükleneyim,

Ta uzaklara kadar,

Bilirim içinde umut var,

Ama etrafın dört duvar,

Çık odandan git uzaklara,

Benim gibi kapıl dalgalara,

Bir gün bir dalga içinde,

Bir gün bir rüzgar sesinde,

Bir gün ıssız bir adada,

Ya da ıssız bir limanda,

Kal benliğinle baş başa,

Dalgalara da bakma,

Görme gözlerimi…

Benliğinle kal.

Sonsuza…

Fırtınaya kapılmasın gözlerin,

Beni de etme derbeder,

O zaman benliğin seni terk eder,

Sonsuza…

Bırak tadında kalsın,

Yaşananlar tufanlarda yansın,

Kül olsun dalgalarda,

Taşınsın uzak diyarlara,

Çıkmasın daha karşımıza.

Sonsuza…



*birkaç gün önce bahsettiğim ve üzerinde çalıştığımı söylediğim şiir değildir.

milli blog.


bugün bilindiği üzere çanakkale zaferinin 94. yılı.
bugün o kadar çok ağladım ki.
ilk olarak okulda küçük bir piyesimiz vardı.
ama tam bir duygu seli.
ismail hoca,ali hoca,hasan hoca,mümine hoca,necmettin hoca falan herkes ağladı herkes.
bizlerde ağladık tabi.
işin garip yanı; 2 seans oynadık, ikisinde de ağladım.
sonra eve geldim.
haberlerde şehit aileleri.
bir de onlara ağladım.
uzun süredir günde 3 kere aynı şeye ağladığımı hatırlamıyorum.
piyesi sorarsanız, kazasız belasız atlattık işte.
güzeldi yani.
sadece gökay gelmişti okula sınıftan zaten.
oda ilk seansı izledi sabah.
sonra babası geldi aldı, o da gitti.
sonra iki seans üzerine gelen yorgunlukla,bir de dekorları ve sıraları vs taşıyınca yorgunluk çıktı iki katına.
öyleki yorgunluktan dolayı metrobüste uyuyakalmışım,avcılara geldiğimizde şoför uyandırdı gelip.
ananemin sözünü söledi bana :"taş mı çektin delikanlı"
sonra açıklamamı yaptım tabi.
aferin sizlerle gurur duyuyorum dedi.
ondan sonra bugün akp'nin bir girişimi oldu.
eve bir zarf yollamışlar.
içinde avcılar başkan adayıyla ilgili bilgiler,projeler ve bizim işimizi kolaylayan seçmen kartları vardı.
açıkçası zaten avcılarda oyumu akp'ye verceğimi tahmin ediyor olmalısınız.
mustafa değirmenci, imkanı yok oy alamıcak benden.
o da işte 1 cadde yapıp,çalışır gibi gözüküp,belediyeye binlerce lira geçirip;kendinin,çocuklarının,torunlarının ve yakınlarının geleceğini garanti altına alan başkanlardan.
zaten 10 yıldır yediğii yetmiştir heralde.
aslında herkes yicek belli bişey bu.
ama akp deyince hani belki harbiden Allah korkusu vardır, belki yemez diye düşünmeden edemiyorum.
eve gelen kağıtlarda projelere baktım.
gene can evimden vurdu.
tramway metro falan hattı diolardı.
ama bu projeler istanbul büyükşehir belediyesiyle ortak yürütüldüğü için istanbulda da kadir topbaşın seçilmesi gerekiyor.
açıkçası istanbul açısından çekimserim.
bağımsız adaylardan birine verebilirim.ya da hiç vermem.bilmiyorum

sonuç olarak bol gözyaşlı bir gündü.
insan düşündükçe, "bunlar benim atalarım" diyerek gurur duymaktan kendini alamıyor.
ve birazda o zamanda yaşamak istiyor bazı şeylere ortak olabilmek için.
vatan millet sakarya beni kasan bir konu biraz ama olay çanakkale olunca, gerçekten çok etkileniyorum.
çünkü gerçekten manevi bir gücün,savaşın kazanılmasında rol oynadığını düşünüyorum.
bu tür efsaneler çok fazla zaten.

üstelik, şehitlerin kemiklerini bulup,düzenleme yapacağız deyip,yapmayan çanakkale belediyesini de kınıyorum.

resmen bırakmışlar kalmış mezar yağmacılarına.
adamlar gelmiş kazmış, askerlerin silahlarını toplamışlar.
yazık.

çok yazık.

Mart 16, 2009

fuuuuuuuuuuuuuuuuuuck.

laaan.
unirock 17 temmuzda başlıyorrrr.
gelecek gruplarrrr.
sıkı duruuuuuuuuun :

ARCH ENEMY
AMON AMARTH
PARADISE LOST
ROTTING CHRIST
THE HAUNTED

lan bu konseri kaçırırsam kafamı kesin amk kafamııııııııııııııı xD

Mart 15, 2009

u.s.

+Hangi filme gittin en son?
-AVSEQ01.DAT

umut sarıkaya*

yeni şiir.

1-2 haftadır üzerinde çalıştığım şiir bitmek üzere.
hemen burada yayınlicam bitince.
ilk defa üzerinde uğraştım bir şiirin.
beğenmediğim yerleri değiştirdim falan.
daha önce hep bir anda doğaçlama olarak çıkmıştı.
umarım takip eden bir iki arkadaşım beğenir yeni şiirimi.

domates çorbası.

dün gece kuzenim geldi. sabaha kadar film seyrettik.
buarada "kuzeni tarafından recep ivedik seyrettirilenler" kervanına bende katıldım.
sonra acıktık.
domates çorbası yaparım ben sana dedim.
tencereyi koydum ocağa.
ocağı yaktım.(evet su koymadan)
sonra hazır knorr domates çorbasını aldım.
arkasında yazanları okuyarak yapmayı planladım.
4 bardak su koyun diyordu.
bizim su bardakları biraz büyük.
farkında değilim tabi.
4 bardak koydum, gözüme az geldi, "fazla olsun yarında yeriz" felsefesiyle, bir bardak daha su koydum.
sonra knorr çorbayı döktüm içine.
karıştırıyorum karıştırıyorum, kıvamı koyulaşmıyor.
deli oldum adeta.
annem bana "çorba koyulaşmazsa birazcık un dök içine, koyulaşır" demişti.
tabi un yerine koyduğum şeyin karbonat, nane diye koyduğum şeyin kekik olduğunu nereden bilebilirdim ki?
allahtan tuz yerine şeker koymadım.
o zaman tam rezillik olcaktı.
sonra onu yeme hatasında bulunduk.
tabi farkında değiliz içinde karbonat olduğunun.
sonra kuzen ilk kaşıkla beraber tuvalete koştu.
ne oldu diye peşinden gittim.
filmler boyunca ne yediysek lavaboda görünce, benim yediklerimde onların yanında olsun istedi bünyem, ve böylece tüm yediklerimiz lavaboda yerini aldı.
sonra annem kalktı noluyo diye.
tam fiyasko.

ayrıca yarın kardeşimin hastalığı tam olarak belli olacak.
annem babam falan çok gergin.
Allahtan ümit kesilmezmiş.
ne olacaksa olsun ama belirsizlik olmasın.
amaan neyse işte.
yarın herşey belli olcak.

güzel düşün, güzel olsun.

Mart 14, 2009

imam.

vokal vokal diye kasacağımıza gruba bir imam alsak ya?
ya da bir müezzin.
süper olmaz mı? şarkılarda sıfır detone.
e bırakta olmasın detone adamlar ezan okuyor ötesi var mı?

Mart 13, 2009

lastfm.


lastfm arkadaş bana ;
god forbid
killswitch engage
shadows fall

gibi grupları lamb of god benzeri olarak önermiş.
ama bu grupların hiçbiri bana lamb of god keyfi vermiyor?
hiç benzerlik sezmiyorum.

nolcak şimdi?

sinir**

bugünkü mezuniyet balosu olaylarından dolayı sinir katsayısı hat safhada.
hayırlısı deyip geçiyoruz.
güzel bir sonuç çıkacak inşallah.

Mart 12, 2009

süper loto**

babayı aldık xD
bidahakine artık xD

süper loto.

evet resmen süper loto oynadık sınıfça.
bu akşam kaderimiz çizilecek.
ikramiye 66 milyon tl xD
bize çıkarsa kişi başı 7-8 milyon tl fln xD
idare eder xD

Mart 11, 2009

babam.


babam yeni telefon almış.
ben hala 6630 ile sürünürken adam gidip 7100 supernova almış ya.
adalet mi bu?
kıskandım çok.

of ulan.

resmen günlerdir blog yazamıyorum.
sınavlardan dolayı.
neyseki yarın haftanın son sınavı var.
sonraki hafta da sınav yok.
aslında değişik birşeyler olsa yazardım da, normal herşey sıradan.
ayrıca edebiyat sınavı varya yarın. işte ona çalışmak için defterimi aradım saatlerce.
yeni bulabildim.
ama hisarcılar eksik.
eski sınav notlarımı buldum.
odam darmadağın annem görmesin sakın.
canımı okur =D

işte onun dışında bugün voleybol oynadık gene öğle arasında. çok eğleniyorum ya =) valla =)
inş. yarın gene hava güzel olurda oynarız.

birde yeni hoca gelmiş okula. iki kere top ona çarpıodu nerdeyse.
bunun üzerine "noluyo yaa yeni geldim diyemi yapıosunuz böle" diyip numaradan üzüldü. çok sempatikti.

çanakkale için hazırladığımız küçük piyes bitti gibi birşey.
ufak tefek detaylar ve dekorla çalışma dışında bişe kalmadı pek.
oyuncak tüfeklerin ucundaki turuncu aptal şeyleride kırdık daha gerçekçi oldu =D
ama bugün osmanın öldüğü sahnede,yunus öyle bir rol yaptıki, hazal izliyodu ağlamaya başladı.
bünyamininde gözleri doldu.
ne yalan söliyim bende kötü oldum.

rolüm küçücük olmasına karşın böle bişeyde bulunmaktan mutluyum.
şimdi ben biraz daha ders çalışacağım canlar.
yeni bloglarda görüşmek üzere.
hee unutmadan.

slovakya şafak : 40

Mart 10, 2009

büş blogu.

büş flashı unutma sakın tamam.görüşürüz.
içine bişeler atmayı da unutma.

Mart 09, 2009

tennisbäle.

bugün almanca dersi benim için bir kabustu.
arbeitsbuch yapıorduk.
bana gelen tüm cümlelerin içinde komik bulduğum ve okurken gülmemek için kendimi sıktığım kelimeler vardı.
bkz; tennisbälle,weg,banane vs.

banane nedir ya xD
hani ingilizcede banana tamam da almanca nasıl birşeydir banane diyor resmen. insanın sanane diyesi geliyor.

sonracııma birde okuma parçaları vardı.orada bir kelime vardı beni benden alan.
"çalmayı istediğin enstruman" anlamına gelen trauminstrument. şöyle ki traum rüya demek, instrumentte anlicaanız üzere enstruman. rüya enstruman xD

ayrıca ingilizcede "büyülemek" anlamına gelen "fascinate",almancada bizi dumurlardan dumurlara koşturdu. evet tam olarak "faszinieren" önce bi durduk hayır olamaz gibisinden. ama sonra öğrendik ki evet öyle.tüm büyüsü gitti açıkçası.fascinate fln yalan oldu.büş uzun süre kaldı xD

ayrıca bugün öğle arasında çılgınlar gibi voleybol oynadım bünyaminlerle. durmadan kafa vurdum topa. çok eğledim.güzeldi.

özellikle ölüme yaklaştığım bir sahne vardı. özen tam bana bişeyler demek için döndü ki, o sırada tmdeki damla dural arkadaşımız topa ayağıyla bir vurdu top özenin yanağına xD
o sırada bana dönük olduğu için ağzının dalgalandığını gördüm xD

görülmeye değerdi.gülmekten ölcektim neredeyse.

yarında ingilizce sınavı var.

hadi bakalım.

Mart 08, 2009

serzeniş.


allahım şöyle bir davul başına oturmadan canımı alma yarabbim.
amin.

Mart 07, 2009

didük.

resmen didem'i özledim.
perşembe okula gelmedi.sadece çıkışta gördüm.
cuma ben gelmedim.
bugün 3. gün.
yarın 4 olcak.
resmen oha ya.
acaba mezun olunca napcam.
üstelik mezun olunca didem'in yanında dilşad büş beyza büşra gökay caner ufuk vs. gibi birsürü isim daha olacak.

düğün.


sercanın düğünü nasıl mı olacak?
merak mı ediyorsunuz ?
bkz : amon amarth çalınan düğün.

sinir.

az önce büşün blogunda yorumda yaptım öğrenci sorgulayanlarla ilgili.
ya nedendir bu? anlamış değilim.
herkes ayrı sorguluyo.

şimdi ben dersaneye gitmiyorum ve bunun sebebinin sorulması hoşuma gitmiyor.maddi durumdan dolayı gidemiyorum,sorunca gururum kırılıyor gibi bi durum da yok ortada.
tamam maddi imkanlardan kaynaklanan şeyler de var.ama bunu sınıfta sölemekten neden çekineyim.
herkesle kardeş gibiyiz. kardeşten neden gizleyeyim.
açık açıkta söylerim.ücreti çoktu evet.
annem ücreti öğrenince olsun yollarız dedi.
ama gözlerinde bişey vardı.
babamın 4-5 aylık kazancı bi seferde dersaneye gidicekti.
sonra bir de kazanamasaydım?
üzerimdeki sorumluluğu bir düşünün bana hak vereceksiniz.
ki zaten eğer o kadar para verebileceklerse özel üniversite diye birşey de var.
aslına bakarsanız dersane ortamı beni sıkıyor. söylemişimdir daha önce zaten.
müzikle de uğraştığım için.biraz zamana ihtiyacım da var.

dil seçmekle hata mı yaptım diye düşünüyorum bazen.
seçmek istediğim bölüm sözeldi.
ama okulda açılmayınca "başka okula gidersin" serzenişleri duyuldu. bunu göze alamadım. sözele en yakın bölüm de dildi.
seçmiş bulundum.
ilk sene sonunda necmettin hocayla konuşmuştum.
yapamicam notlarım kötü tm ye geçicem diye.
durdurdu beni.
iyiki de durdurmuş.
sınıftaki diğer insanlar kadar olmasada kendime yetebilecek bir ingilizcem oldu.

başka bir konu. nereyi istiyorsun dediğimde "neresi olursa" dememe bu kadar şaşırmaları komik.her fırsatta sölüyorum.zaten müzikle uğraşıcam üniversite diplomasını sadece formalite için istiyorum.ailem mutlu olsun diye. bunun akabinde de neresi olursa gitmeyi planlıyorum.
direk aileden mi kaçıyosun? gibi sorular geliyor.

gerizekalı mısınız? tamam bir dönem babamla aram bozuktu. müzikle uğraşmama karşıydı falan. ama besteme 20.000$ teklif gelince, o bile yumuşadı ve artık övgüyle anlatıyor herkese.

açıkçası şuanki planım tam olarak üniversite diploması almak. bu süreç içerisinde üniversite 2 ya da 3. sınıfta bir albüm yayınlayıp nabız ölçmek. eğer beğenilirse üniversiteyi bırakmak gibi bir hata yapmayacağımı da bilmenizi isterim.

sonuçta üniversite ailemin isteği.ve onların mutluluğu benim için önemli. işte onlar mutlu olsunlar diye, beni tanıyanların tahmin bile edemeyeceği kadar çok çalışıyorum.

inşallah kazancam.

NOT:Bu ara hep agresif şeyler yazıyorum.nedendir bilmem.ama idare edin.100den saymaya başlıcaz artık.2 hanelilere iniyoruz.bu kadar stres doğaldır.

ayrıca slovakya şafak : 44

Mart 06, 2009

fuck you ivedik.

bugün arkadaşlarla seyrettik pc'de.
gururla söylüyorum ki internetten indirdik böyle çatır çatır girdi götlerine.
filme gelince.çok fazla küfür ve müstehcen şey içermekte.belirli bir konusu yok.eğer oynadığı film recep ivedik olmasaydı,playstation müptelası nine'yi çok sevebilirdim ama böyle bir projede yer aldığı için o şansını kaybetti.neyse filme dönelim.abuk subuk espriler,saçma salak hareketler,daha önce yüzünü görmediğim bir kadro.yani cem yılmazın deyimiyle gerçekten de "el kamerasıyle çekilebilecek en güzel film" olmuş.

üstelik şahan'ı gözümden milyonlarca kez daha düşüren konu.cem yılmaz'a laf atan gerizekalı filmde 2 tane bariz cem yılmaz esprisi çalmış.ilki business class'la ilgili olan.diğeri ise tamamen,böyle kabak gibi bilinen cemyılmaz eprisi.ninesi ölmeden önce,o gizlediğim sandık varya dio.ölüo.canlanıo.onu diyo.ölüo.en sonunda o sandık varya g*tüne girsin dio ölüo.ve söylediği söz "SON ŞAKASINI YAPTI" tanıdık geldi mi?
be gerizekalı madem espri çalcan bilinmedik esprilerden çal.gidip en bombayı almışsın.
AROG'u geçmişsin ya esencılıs tayfası sayesinde. götüne kına yak.

allahım bülent hanım'ı başımızdan eksik etme.

gökayla bülent ersoy geyiği yapıyorduk.
google görsellerden resimlere bakıyordum.
karşıma bir resim çıktı, yemin ederim yerimden sıçradım.
o resmi burada verip 3-5 kişi olan okuyucularımıda kaçırmak istemediğim için bağlantı vercem.
isteyen tıklayıp baksın xD

ama biliniz ki tavsiye etmiyorum.

ahanda.

oy falan yok.

yer avcılar metrobüs durağı üst geçit.
köşe başında her sabah oturan ve birkaç mendil satarak karnını doyurmaya çalışan bir teyze.
yaklaşık 65-70 yaşında.
her sabah onu gördüğümde,bozuk param varsa mendil alıyorum.
çok üzülüyorum görünce.
ahh diyorum keşke bir imkanım olsada,böyle bi dükkanda hani çay yapan ablalar fln olur ya.
ustalara yemek yaparlar,çay demlerler falan.
işte öyle bir iş bulabilsem diye.

en çokta ne zaman acıdı içim biliyomusunuz?
bi sabah çıktım gene okula gitmek için.
yolda aklımdan "keşke diğer montumu giyseydim.baya üşüdüm" gibi şeyler geçti.
ta ki oraya gelip teyzeyi görene kadar
bir etek bir kazak bir yelek.
ilk önce mendil almadan para vermek istedim.
kabul etmedi.
dilenci değilim birşeyler satıp kazanıyorum dedi.
rica minnet cebimdeki tüm bozuklara karşılık bir mendil aldım.
ama inanın metrobüste gözlerim doldu.
biz burada, keşke diğer montumu giyseydim diye düşünürken, o naapsın orada?
buz gibi havada,taşın üstünde.
gerçekten böyle insanlar çok var ülkemizde.
bu salak partiler, onu yapcaz bunu yapcaz diye sokakta bangır bangır gezeceklerine, önce insanlarına çözüm bulsunlar.
bir de diyorlar 2010 kültür başkenti istanbul.
tüküreyim öyle başkente.
tabi sokakta mendil satan çocukları, yaşlı teyzeleri kültürlerinin bir parçası sayıyorlarsa birşey diyemem.

hiç birinize oy yok.
yazıklar olsun.

özellikle avcılar belediye başkanı sayın(dilim varmıyor) mustafa değirmenci.
yıllardır söylüyorsun avcıları istanbulun parlayan yıldızı yapacağız diye.böyle diye diye önceki dönem seçimi kazandın. sonra dedin türkiyenin parlayan yıldızı. be insafsız. kıçını yayarak, bayraklar afişler asarak oyları topluyorsun.
avcılar evim avcılarlı ailem demesini biliyorsun.
sen sabah götünde pireler uçuşarak uyurken, orada insanlar sadece karınlarını doyurabilmek için soğuk taşların üzerinde, 50 kuruş peşinde koşuyor.
yedin bitirdin ulan.

oy moy yok sana.
bi dönem daha sıçma avcıların içine.
sen ancak reklam yapmayı bilirsin.
sonra kendi heykelini dikersin.
binlerce tl borç geçirirsin belediyeye.
ne diyim ki sana

allah belanı versin.

tom eglund.


mükemmel bir sese sahip.
evergrey adlı progressive metal grubunun vokalisst ve gitaristi.
lastfm'e göre benzer tarzda müzik yapan gruplar arasında symphony X ve pain of salvation var.
son albümlerinde sıçmış olsalarda ilk albümler ve the inner circle albümleri candır.
tavsiyedir.

Mart 05, 2009

iett.


bugün vefa anadolu lisesine gittik öğle arasından sonra.
ingilizce bilgi yarışmasını izlemeye.
yarışma 1 - 1,5 saat aksamayla başladığı için yarışma çıkışı servisler okula dönmüş oldu.
vefa lisesinden saraçhaneye yürümece, ve ardından 4354684654135 kişi belediye otobüsüne binip okula gelmece.
üstüne üslük yarışmayıda kaybettik.
neyse sağlık olsun.

buarada

slovakya şafak : 46

sick.

evet arkadaşlarım kendimi hiç iyi hissetmiyorum.
öyleki son yazdığım şiiri pcye geçirip sizinle paylaşamayacağım bile.
yarın okula da gelmicem.
başım çok ağrıyor.
çok halsiz hissediyorum.
ayrıca büş ve dilşad msne girin.
büş sana nod32 atcam.
dilşad sana o pain of salvation albümündeki eksik şarkıları atcam.
ayrıca bana pain of salvation'un güzel şarkılarını söliceksiniz.

Mart 04, 2009

for büş**

işte büş çirkin çinliyle liu'm arasındaki fark. üstte gördüğün resim en güzel çinli olan liu'm, alttaki ise çirkin bir çinli abla. hatta daha çok çirkinler var ki, alttaki ablam vasat sayılabilir. ama üşendim aramaya.

böyle sakal istiyorum.

işte böyle.

uç nokta.

bugün sınıfta bir saçmalığa imza attım.
adını çok beğendiğim to/die/for ve for my pain ile, sınıftaki kaktüslerimizin büyük aşkı pain of salvation'un isimlerini birleştirdim.

To/Die/For My Pain Of Salvation gibi. aslında devam ettirilebilir dimi xD

ek1.


ayrıca dilşad ve büş arkadaşlarım. bu arkadaşta Tuomas Holopäinen.For My Pain ve Nightwish'in klavyeci elemanı.
tanımak isteyeceğinizi düşündüm.
karizmatik bir arkadaş.

Juha ile yarattığım hayal kırıklığını Tuomas'la telafi etmek istedim.

juha kylmänen.


işte merak edenlere; for my pain.. ve reflexion gruplarının vokali juha.

dönem ödevi.



başladım sonunda.
kapak ve ilk sayfa resmini paylaşmak istiyorum.
aslında yapım aşamasında henüz ama olsun.

tırsınç.


şu televizyondaki haberleri görmekten bıktım.
iyice tırsar oldum.
hollanda uçağının düşme sebepleri,kimin ihmali falan filan derken, sayılı günler kalan slovakya uçuşu için tedirgin olmaya başladım.
üstelik 4 sefer yapıcaz.
istanbul - bratislava - könice
könice - bratislava - istanbul

tireleri sefer sayarsak. evet 4 sefer.

allah yardımcımız olsun diyorum.
her ne kadar tedirgin olsamda sınıfça ilk yurtdışı deneyimimizi yaşicaz.
hem ilk yurtdışı deneyimi, hemde hep beraberiz.
yani ilk yurtdışı deneyimi sınıfça. neyse anladınız boka sardı zaten.

ayrıca necmettin hoca ve ali hocanında bizimle birlikte olacak olması çok daha eğlenceli hale getirecektir.
tek sorunum sigara olayını ne yapacağım.
necmettin hocayla konuşcam bu konuda.
içme dersede 4 gün içmem.
nedir yani.
zaten ailelerin yanında kalcaz.
orası bambaşka bi heyecan zaten.
zaten geçenlerde rüya gördüydüm.
bilinç altıma yerleşmiş bira ve domuz eti.
alkolü erken yaşında görmüş geçirmiş ve bırakmış bir insan olarak, rüyamda bana hayatta yemeyeceğim domuz eti yedirip, zorla bira içirdiklerini görmüştüm.
ayrıca ingilizce için mükemmel pratik olacak.
47 günümüz kalmış adeta.
haydi o zaman şafak sayalım.

slovakya şafak:47

Mart 03, 2009

lie,die,real,fire,cry.

love is a lie
good way to die
pain is real
lost in the fire
someone who cry
...

sağdan soldan sola sağdan sol.

Ormanın bu sessizliği

Hayra mı alamet sence?

Peki ya ağaçlar?

Dans etmezler miydi

Duyunca bu nameleri?

Bir tuhaflık var bugün.

Karanlık erken çöküyor.

Yapraklar neden dökülür?

Sonbahara daha çok var.

Dallar kafiyelerinden yoksun,

Ritimsiz sallanır sağdan sola

Sağdan sola, sağdan sola.

Erken çıktı karanlıklar yola.

Sisler arasında garip bir ışık,

Çağırır karanlıkların yoluna.

Kuşlar neden ötmez?

Nehir akmıyor sanki

Ne kadar sessiz.

Nerede doğanın eşsiz müziği?

Tüm bunların bir sebebi olmalı.

Milyon yıllık bu dünyada

Görülmüş mü böyle sessizlik?

Bir sebebi olmalı

Senden benden başka

Bir sebebi olmalı.

Yalnız hissediyorum.

İlk kez bu ormanda.

Böcekler bile cıvıldamıyor.

Sabah oluyor.

Güneşin rengi soluk.

“Artık yoruldum” der gibi.

Bulutlar küskün.

Ağaçları hiç sormayın.

Sincap atlamıyor daldan dala.

Sonbaharda yapraklara basarsın,

Çıtırtı çıkar ya hani.

O bile yok.

Sadece ritimsiz sallanır dallar.

Kafiyeden yoksun

Ritimsiz

Sağdan sola

Sağdan sola

Soldan sağa

Bir köprü vardı nehrin üstünde

Nehir yerinde cansız tamam ama,

Ne bileyim köprü yok işte.

Ne zamandır yok köprüler.

Kalbimden başka bir kalbe

Ne kadar oldu köprü olmayalı?

Beynim ne zamandır okumaz başka bir beyni?

Gene çok fazla değil mi?

Evet soru işaretleri.

Çok fazla.

Ama hepsi

Ne bileyim

Cevapsız sorular.

Cevapları zamana bırakmak.

Berbat bir durum.

Zaman ilaç değildir demem.

Öyledir tabi.

Ama dozajı tutturamadık bir türlü.

Ya da ne zaman alacağımızı bilemedik.

Yan etkisi de melankoli olmalı.

Sana da olur mu böyle

Elinden bir şeyler kayıp giderken göz göre göre

Takılır mısın sende nerede bu köprüler diye?

Sorar mısın bu kadar soru cevapsız olacağını bile bile?

Peki ya bağırır mısın her gün amaçsız ele güne?

Bilmiyorsan da boşver.

Çokta madah bir şey değil.

Orman sessiz evet.

Hiç olmadığı kadar.

Müzikten yoksun.

Aşktan…

Hiç sorma.

Güneşin gözleri kapanır artık.

Bulutlar küsmüş.

Bilmezsin kime küsmüş

Sana mı güneşe mi?

Belki güneşte öyle düşünür he?

Sen gene arada kalırsın.

Her zaman ki gibi.

Sonra gece olur.

Güneş uyuyakalır.

Ay çıkınca görürsün ki,

O da güneşe üzülmüş

O da asmış suratını

Bakmaz yıldızlara.

Yıldızlar parlamıyor sanki.

Hepsi birbirine küsmüş

Birbirine üzülmüş.

Birden bakarsın ki

Hepsi birden gülmüş

Sen hala ağlıyorsun.

Nerede adil hayat peki?

Şu adil hayatı birtek biz mi göremiyoruz?

Ya da o mu gözükmüyor bize?

Biz geri zekalı mıyız?

O mu çok zeki?

O mu yalan söylüyor

Yoksa biz mi doğru söylüyoruz?

Ya da kim ne söylüyor?

Kim ne yapıyorsa yapıyor

Ama farkındayım

Sorular git gide çoğalıyor…


***kesinlikle amaçsızdır. ay,güneş,yapraklar,orman,ağaçlar,yıldızlar hayatımdaki bazı kişileri temsil eder. öyle falan filan işte. güzel olmadı. ama duygularımı anlatıyor. içimdeki çalkantıyı anlatıyor. içimdeki anlamsızlığı, karışıklığı ve kararsızlıkları anlatıyor. anlayabilene tabii.

herşeye rağmen....

tüm bu kötü olaylara rağmen bugün dönem ödevime başlamam gerektiğini farkettim.
başladımda.
metallica'yı anlatmaktı ödevim.
tarihi elemanları albümleri klipleri şarkıları vs vs.
kapağını yaptım.
birde james hetfield'ı anlattım.
o kadar.
şimdide yatıp uyumayı planlıyorum.
canım hiçbirşey yapmak istemiyor.
dibe vurdum gene.

berbat gün.

sadece 110 ingilizce ve 60 matematik sorusu çözdüm koca gün.
boşa gitti.
eve geldim babam evde.
dün tansiyonu çıkmış fenalaşmış falan.
senaya üzüldüğünden sanırım.
bugünde dinlenmek için gitmemiş işe.
sigara içemiyorum adeta evde.
çıldırmak üzereyim.
msn açılmıyo.
facebookta sanki msne bağlı gibi o da ya açılmıyo, ya da açılınca çok yavaş.
msn açılmazsa açılmasın banane.
ama açıyorum,daha durumumu meşgul olarak değiştirmeden bağlantı gidiyo. beni delirten bu.
şimdide misafir geldi.
iyice bunaltıcı bir gün oldu çıktı.
senaya mı babama mı üzüleyim, perişan olan anneme mi üzüleyim, yoksa içimde patlayan bu kadar şeye mi?

siz söyleyin.

Mart 02, 2009

liu yifei****


nolurdu küçükken tanışsaydık be liu..
küçükkende çok tatlıymış..

liu yifei***


liu'mun kan grubu benimkiylen aynı : B rh +
boyu 169 cm
kilosu 48
burcu başak.
25 ağustos 1987 doğumlu.
hem aktrist,hem şarkıcı hem de model. tabi evlenince modellik yapamaz.izin vermem.
ayrıca dans etmeyi seviyor.
piyano çalıyor.
büyük bir céline dion hayranı.
yüzmeyi, tenis oynamayı ve golf oynamayı seviyor.

yerimmmm..

1 Mart 2009 konseri.

evet arkadaşlar dün performansımızı gerçekleştirdik.
gökay'ın ilk vokallik deneyimi olduğundan dolayı bazı detoneler oldu.
sesi çatladı bazı yerlerde.
ama herşeye rağmen seyirci desteğiyle bu konseride güzel bir şekilde atlattık.
4-5 yıllık kariyerimde, unutulmaz konserlerden biri oldu.
bazı video linkleri paylaşmak istiyorum.

Master of Puppets
Harvester of Sorrow
Fade to Black

iyi seyirler.

Mart 01, 2009

liu yifei**

off ulan off.
liu ile evlenebilme olasılığımı hesapladım.
önce çin dili okumam gerektiğini düşündüm.ama benim liu'm ingilizce biliyor zaten.
aramızda 4 yaş var.
ileride bende ünlü olcam.
bu aşk oluşmadan önce de kafamda çin'e gitmek gibi bi düşünce vardı.
hani gezeyim göreyim falan.
ama bu sefer gezip görmek için değil, ünlü olunca liu için gideceğim.

bekle beni liu.5 sene ver bana. ben 23, sen 27 yaşındayken alacam seniii

♥♥♥ Liu

liu yifei*


oha aynı zamanda şarkıcıymışda.
iki saattir albümlerini aradım bulamadım ama o kadar aşığım ki şarkıları tek tek bulup indiriyorum.
popçuymuş bizim hatun.

yerim.

liu yifei.


sanırım büş'e benziyorum.
bir film karakterine aşık oldum.
bugün filmlere bakarken, yasak krallık adlı filmi gördüm.
jackie chan filmi.
ben çok severim böyle hızlı kavgalı dövüşlü filmleri.
bir de ne göreyim hem jackie chan, hemde jet-li oynuyor.
dedim ki ben bunu alır izlerim.
takdir edersiniz ki aldım ve izledim.
tamam güzel hoş film ama, filmdeki serçe karakterini canladıran liu yifei adlı baayana sanırım aşık oldum.
yüzüne baktıkça böyle bir rahatlık geliyor. insan dinleniyor.
çinli bir insana aşık olacağım aklıma gelmezdi ama oldu bikere..
çok tatlı.

değil mi?